TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN KURUCUSU VE İLK CUMHURBAŞKANI ATATÜRK

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN KURUCUSU VE İLK CUMHURBAŞKANI ATATÜRK

Atatürk sadece başarılı bir asker değil aynı zamanda devlet adamı olarak da ileriyi gören bir büyük dehadır. Türk milletinin bütün ihtiyaçlarını görmüş, kısa süren hayatının bu devresinde durmadan, dinlenmeden yeniye, ileriye koşmuş, ulusuna övünmesini, güvenmesini, çalışmasını öğretmiştir. En büyük öğretmenimiz Atatürk’tür; siyasi ve askeri zaferleri ulusun hayatında yeterli bulmaz, bağımsızlığın ilk şartının ekonomik bağımsızlık olduğunu söyler, “İktisadi istiklal olmadıkça milli istiklal olamaz”, derdi.

Atatürk milleti uğruna yaptığı her mücadeleden zaferle çıktı. Ama bu yorucu hayat bünyesini yıprattı. Hasta olduğu halde memleket işleriyle uğraşıyordu. Büyük kurtarıcı 10 Kasım 1938’de sabah 09.05’de ebedi uykusuna daldı. 19 Kasım günü Sarayburnu’ndan alınan tabutu “Yavuz” zırhlısıyla İzmit’e, oradan trenle Ankara’ya götürüldü. Etnografya Müzesi’ndeki mermer lahde kondu. Daha sonra Atatürk’ün tabutu 10 Kasım 1953’te buradan alındı, büyük bir törenle Anıtkabir’deki ebedi istirahatgahına tevdi edildi.
  HAYATI VE ÇALIŞMALARI

Atatürk 1881 yılında, Selanik’te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır. Asıl adı Mustafa’dır. Selanik’te yeni açılmış “Şemsi Efendi Mektebi”nde ilkokula başladı. Selanik Askeri Rüştiyesi’ni, sonra Manastır Askeri İdadisi’ni bitirdi. 1899’da İstanbul’a gelip “Harbiye Mektebi”ne girdi. 1905’te Harp Akademisi’ni bitirip Şam’daki 5. Ordu’ya gönderildi. Orada “Vatan ve Hürriyet” adlı gizli, ilerleme amacını güden derneği kurdu. 1907’de Manastır’daki 3.Ordu’ya tayin edildi. “Vatan ve Hürriyet” cemiyeti oradaki “İttihat ve Terakki” cemiyetiyle birleşti. 13 Nisan 1909’da İstanbul’da çıkan “31 Mart Vaka’sı” üzerine, adını verdiği “Hareket Ordusu”nun Kurmay Başkanı olarak bu kuvvetlerle İstanbul’a geldi. Ordu Komutanlığı tarafından İstanbul halkına yayınlanan bildiriyi de Mustafa Kemal yazdı.

İtalyanların 1911 yılında Trablusgarp’a asker çıkarması üzerine oraya gidip çete harpleri yaptı. 1912 yılında Balkan Savaşı çıkınca Romanya üzerinden İstanbul’a geldi. Dimetoka ve Edirne’nin geri alınışında önemli hizmetlerde bulundu. Sofya Askeri Ataşesiyken Birinci Dünya Savaşı çıktı. 1915 yılında Çanakkale’de Anafartalar’da büyük başarılar kazandı. Veliaht Vahideddin Efendi’yle birlikte 1917 yılı sonlarında Almanya seyahatine katıldı. 31 Ekim 1918’de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı’na atandı. İstanbul’a düşman donanmasının girdiğini gördü. Hazırlıklarını yaptıktan ve bazı dostlarından başka kimseye amacını söylemeden ordu müfettişliği göreviyle 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. Sadrazam Damat Ferid Paşa’yı, Türkiye’mizin istiklalini feda ettiği için telgrafla protesto etti. 22 Haziran 1919’da Amasya’dan bütün ulusa yayımladığı bildiride, ulusça bir olup düşmanla savaşmak, özgürlük ve bağımsızlık kazanmak gerektiğini anlattı.

Erzurum Kongresi’nden (23 Temmuz–7 Ağustos 1919) önce bütün resmi sıfat ve rütbelerini terk etti. 4 Eylül’deki Sivas Kongresi’nde “Heyet-i Temsiliye” başkanı seçildi. 23 Nisan 1920’de Ankara’da Büyük Millet Meclisi’ni topladı. Meclis’in görevlendirdiği “İcra Vekilleri Heyeti” Başkanlığına seçildi. “Sevr Antlaşması”nı Türk ulusunun tanımadığını bütün dünyaya ilan etti. Kurtuluş Savaşı’nı başlattı. Yunanlılar, Birinci ve İkinci İnönü Savaşlarında geriye atıldı. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa Sakarya kıyılarında düşmanı ağır kayıplara uğrattı. T.B.M.M. Mustafa Kemal’e “Mareşal” rütbesiyle “Gazi” unvanını verdi. 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz ve 30 Ağustos 1922’de kazanılan Başkomutan Meydan Savaşı sonucunda düşman tamamen bozulup kaçmaya başladı. 9 Eylül’e kadar süren takip sonunda ordularımız düşmanı çıktığı yerde, İzmir’de denize döktü. 11 Ekim 1922’de “Saltanat” yani padişahlık kaldırıldı. 24 Temmuz 1923’de Lozan Antlaşması imzalandı. Böylece Türk milleti hürriyet ve istiklaline kavuştu. 29 Ekim 1923’de “Cumhuriyet” ilan edildi ve Mustafa Kemal ilk Cumhurbaşkanı seçildi.

3 Mart 1924’de Halifelik kurumunu kaldırdı. Din ve devlet işlerini birbirinden ayırdı. 17 Şubat 1926’da Medeni Kanunu kabul ettik. 23 Ağustos 1925’te Ata, Kastamonu’da şapka giydi. 25 Kasım’da Şapka Kanunu çıktı. Uluslararası saat, takvim ve ölçüler kabul edildi. 1924’de medreseler ve mahalle mektepleri “Tevhid-i Tedrisat” (Öğretim Birliği) kanunuyla kaldırılmıştı. 1928 yılında Arap harfi alfabe kaldırıldı, yerine Latin harfi alfabe kabul edildi. Dil ve tarih alanında çalışmalar yapmak üzere 1931′ de Türk Tarih Kurumu’nu, 1932’de Türk Dil Kurumu’nu kurdu. Kadınlara haklarını veren kanunların kabulünden sonra 21 Haziran 1934’de “Soyadı Kanunu” çıktı. Köylünün sırtından “Aşar” denilen vergiyi kaldırdı. Köylüye para, tohum, tarım araçları verildi; “Tarım Kredi Kooperatifleri” kuruldu. Endüstri devrimi “Teşvik-i Sanayi Kanunu”yla başladı. Sanat okulları yaygınlaştırıldı. Yeraltı servetlerimizi işletmek için Etibank, kumaş, kundura v.s üretimi için Sümerbank ve daha birçok devlet kuruluşu meydana getirildi. T.B.M.M. kabul ettiği özel bir kanunla Cumhur reisi Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya “ATATÜRK” soyadını verdi (24 Kasım 1934).
AİLESİ
 
Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik’te Kocakasım Mahallesi, Islahhane Caddesi’ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın’dan Makedonya’ya yerleştirilmiş Kocacık yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selanik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesine mensuptur. Milis subaylığı, evkaf kâtipliği, gümrük memurluğu ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım’la evlenmiş, 1888 yılında 47 yaşında ölmüştür. Atatürk’ün beşkardeşinden dördü küçük yaşlarda ölmüş, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına kadar yaşamıştır. Büyük bir fedakârlıkla çocuklarını yetiştiren, örnek Türk kadını Zübeyde Hanım, 14 Ocak 1923’te İzmir’de, oğlunun başarılarını gördükten sonra 66 yaşında hayata gözlerini yummuştur.

ÇOCUKLUĞU GENÇLİĞİ
Atatürk, öğrenim çağına gelince Önce Hafız Mehmed Efendi’nin mahalle mektebinde (okulunda) öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi’ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti. Bir süre Rapla çiftliğinde dayısının yanında kaldıktan sonra Selanik’e dönüp okulunu bitirdi. Selanik Mülkiye Rüştiyesi’ne (ortaokul) kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye’ye girdi. Bu okulda matematik öğretmeni adına “Kemal”i ilave etti. 1896–1899 yıllarında Manastır Askeri İdadisi’ni (lise) bitirip İstanbul’da Harp Okulu’nda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu, Harp Akademisi’ne devam etti. 11 Ocak 1905’te yüzbaşı rütbesiyle Akademi’ yi tamamladı.

1905–1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907’de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu, Manastır’a atandı. 19 Nisan 1909’da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı; 1910 yılında Fransa’ya gönderildi, Manevralara katıldı. 1911 yılında İstanbul’ da Genelkurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.
CEPHEDE Trablusgarp ve Balkan Savaşları
1911 yılında İtalyanların Trablusgarp’a hücumuyla başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla Tobruk ve Deme bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911’de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşı’nı kazandı. 6 Mart 1912’de Deme Komutanlığına getirildi.

Ekim 1912′ de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır’daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne’nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ataşemiliterliğine atandı. Bu görevdeyken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ataşemiliterlik görevi 0cak 1915’te sona erdi. Bu arada 1. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ’da görevlendirildi.
 

ÇANAKKALE’DE

1914 yılında başlayan 1. Dünya Savaşı’nda, Mustafa Kemal Çanakkale’de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine “Çanakkale geçilmez!” dedirtti. 18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazı’ nı geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu yarımadasına asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915’te Arıburnu’na çıkan kuvvetleri Mustafa Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı’nda durdurdu. Mustafa Kemal bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6–7 Ağustos 1915’te Arıburnu’nda yeniden taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9–10 Ağustos’ta Anafartalar zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos’ta Kireçtepe, 21 Ağustos’ta İİ. Anafartalar zaferleri takip etti.

Çanakkale Savaşlarında 253 000 şehit veren Türk milleti onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal’in askerlerine “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!” emri savaşların kaderini değiştirmiştir.

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDA DİĞER CEPHELERDE

Mustafa Kemal, Çanakkale savaşlarından sonra 1916’da Edirne ve Diyarbakır’da görev aldı. 1 Nisan 1916’da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş Bitlis’in geri alınmasını sağladı. Şam ve Ha-teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917 ‘de İsıl’a geldi. Veliaht Vahideddin Efendi’yle Almanya’ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyahatten sonra hastalandı. Viyana ve Karli’a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918’de İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma yaptı 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra 31 Ekim 1918’de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918’ de İstanbul’a gelip Harbiye Nezareti’nde göreve başladı.

KURTULUŞ SAVAŞI’NA DOĞRU

Mondros Mütarekesi’nden sonra İtilaf devletlerinin Osmanlı İmparatorluğu’nu işgale başlamaları üzerine Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. 22 Haziran 1919’da Amasya’da yayımladığı bildiriyle “Milletin istiklalini gene milletin azim ve kararının kurtaracağını” ilan edip Sivas Kongresi’ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz-7Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4–11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi’ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919’da Ankara’da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet başkanlığına Mustafa Kemal seçildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlanması için gerekli kanunları çıkarmış, uygulanmasını sağlamıştır.

KURTULUŞ SAVAŞINDA

Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’i işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. Aralarında 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşmasını imzalayarak Osmanlı İmparatorluğu’nu paylaşan 1. Dünya Savaşı’nın galip devletlerine karşı önce Kuvayı Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvayı Milliye-Ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.

Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşı’nın önemli safhaları şunlardır:

Sarıkamış (29 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü’nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı

Çukurova, Gaziantep, Kahraman Maraş, Şanlıurfa savunmaları (1919–1921)

I. İnönü Zaferi (6–10 Ocak 1921)

II. İnönü Zaferi (23 Mart–1 Nisan 1921)

Sakarya Zaferi (23 Ağustos–13 Eylül 1921)

Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muharebesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos–9 Eylül 1922)

Sakarya Zaferi’nden sonra 19 Eylül 1921 ‘de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal’e Mareşal rütbesini ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması’yla paramparça edilen, Türklere 5–6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye toprakları üzerinde, milli birliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı.

 CUMHURİYET’İN KURULUŞU

23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu müjdelenmiştir. Meclis ‘in Türk Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla yönetmesi yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922’de hilafet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu’yla bağlar koparıldı. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet’in ilk hükümeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti, “Egemenlik kayıtsız şansız milletindir” ve “Yurtta sulh, cihanda sulh” temelleri üzerinde yükselmeye başladı.

DEVLET ADAMI ATATÜRK

Ulu Önder Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi Devlet ve Hükümet Başkanlığı seviyesindeydi. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927, 1931, 1935 yıllarında Türkiye Büyük Millet Meclisi, Atatürk’ ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti.

Atatürk, sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde kontrol etti. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye’yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, komutanlarını ağırladı. 15–20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı’nı ve Cumhuriyet’in kuruluşunu anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku’nu okudu.

İÇİMİZDEN BİRİ


Atatürk, özel hayatında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923’te İzmir’de Latife Hanım’la evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 “tarihine kadar sürdü. Çocukları çok seven Atatürk Afet (inan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve Ihsan adlı çocukları himayesine aldı. Hepsine iyi bir gelecek hazırladı.

1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kız kardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Talih Kurumlarına pay ayırdı.

Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, Rumeli türkülerine, güreşe aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan zevk alırdı. Sakarya adlı atıyla köpeği Fox’a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin meselelerini tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Tabiatı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği’ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı.

Fransızca ve Almanca biliyordu. 10 Kasım 1938 saat 9.05’te, yakalandığı siroz hastalığından kurtulamayarak İstanbul’da hayata gözlerini yumdu. Cenazesi geçici istirahatgahı olan Ankara Etnografya Müzesi’ ne getirildi. Anıtkabirin hazırlanmasıyla 10 Kasım 1953 yılında anıtkabire nakledildi.

1 Cevap
  1. 28 Eylül 2014

Yorumunuzu Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.