ÖĞRETMEN DANIŞMANLIK YAPABİLİR Mİ?

ÖĞRETMEN DANIŞMANLIK YAPABİLİR Mİ?

 Öğretmen, öğrencilerine en iyi alışkanlıklar kazandırmak, görgüsünü ve bilgisini artırarak etkinlik alanını genişletmek, yetenek ve ilgilerini geliştirmek, iş olanakları ve meslekler hakkında bilgi vermek suretiyle yaptığı yardımlarla bir tür rehberlik yapmış olmaktadır. Öğretmen, öğrencisi ile sevgi ve anlayışa dayalı bir ilişki kurmakla onun öğretimden en yüksek yararı sağlamasına ve kendini gerçekleştirmesine katkıda bulunmaktadır. Ara sıra öğrencilerinin dertlerini dinleyip çözüm getirmekle bunalımının derinleşmesini önlemekte ve koruyucu sağlık hizmeti yapmaktadır.
 Bir öğretmenin rehberlik ilkeleri ile tam bir tutarlılık halinde olan hümanistim (insancıl) eğitim ilkelerini benimsemesi halinde en üst düzeyde başarı sağlayacağı kesindir. Ancak öğretmenin görevini çağdaş eğitim anlayışına uygun bir biçimde yürütmesine bakarak onun, bir danışmanın rolünü üstlendiğini ya da üstlenebileceğini düşünmek yanlış olur.  Rehberlik ve psikolojik danışma ayrı bir uzmanlık alanı olup onun kendine özgü kavram ve teknikleri vardır. Öğretmenin ise bu alanlarda derinliğine bilgisi yoktur. Öğretmenin öğrencisinin ailevî durumunu, ilgi ve yeteneklerini bilmesi yeterlidir. Ancak bir öğretmenin, öğrencisinin mahrem yönlerini öğrenmesi gereksizdir, hatta bazı durumlarda sakıncalı da olabilir.
 Öğretmenlerimiz genelde, psikolojik danışmanın özünü, ilke ve tekniklerini bilmedikleri için, psikolojik danışma görüşmelerini öğrenciye akıl verme, öğüt verme, geleceğin neler getireceği hakkında öğrenciyi bilgilendirme çalışması sanmaktadırlar. Bu anlayışta olup öğrencisine danışmanlık yapmaya kalkan bir öğretmen – ki öğretmenlerimiz genelde akıl hocalığı yapmayı, öğüt vermeyi çok severler – öğrenciyi karşısına alır; öğrenci, ayakta hazır olda durmaktadır, aile büyüklerinden biri yanlarındadır; öğrencisinden şikayetçidir. Ve bizim öğretmenimiz danışma sürecine başlamaktadır: “Be oğlum! Kafasız oğlum! Ben sana kaç defa söyledim, okuldan kaçmayacaksın, diye. Ulan hayvan herif! (Öğrencinin velisini kastederek) Bunlar kimin için çalışıyor ulan?! Hepsi senin için… Bak, bir daha okuldan kaçtığını (ya da sigara içtiğini) duyarsam, kırarım kemiklerini valfa!.. (Veli de kır, hoca kır, der) Eşleklik etme, adam ol, adam!..” (Olay gerçektir.) Öğretmenimiz, öğrenciye karşı bu tutumuyla, çok güzel bir danışmanlık örneği sergilemiş olduğunu sanmaktadır. Gerçekte ise o, bilgisizliğinden kişisel yetersizliğinden kaynaklanan bilinçdışı yetersizlik duygularını, saldırganlık güdülerini doyurmaktan başka bir şey yapmamıştır. Öğrencinin ve velisinin gözünde, daha doğrusu kendi gözünde, korkutan üstün bir kişi olarak kendini yüceltmiştir. “Bir şey yapmamıştır” demek aslında yanlıştır. Bu öğretmenimiz, çok önemli ve kötü bir şey yapmıştır:

Yardıma gereksinmesi olan öğrenciyi örselemiş, öğretmenden ve okuldan, velisinden nefret etmesini sağlayarak öğrencinin problemine problem katmıştır.
 Öyleyse diyebiliriz ki, bir öğretmenin öğrencisine karşı saygı ve kabul ile belirlenmiş olan insancıl bir tutumla yaklaşması, öğretim etkinliklerinde yararlanmak üzere rehberlik hizmetlerinden yardım alacak kadar bu hizmetlerin tekniklerinden haberli olması ve yine rehberlik çalışmalarını destekleyici bir tutum içinde olması gerekli ve yeterli sayılmalı, öğretmen kesinlikle psikolojik danışmanlığa, hele hele psikoterapistliğe kesinlikle soyunmamalıdır.

2 Yorum
  1. 24 Mayıs 2011
  2. 01 Ocak 2016

Yorumunuzu Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir