İLETİŞİM ENGELLERİ

İLETİŞİM ENGELLERİ

Anne babalar, çocuklarıyla her ne kadar konuşmak, bir şeyler paylaşmak isteseler de zaman zaman onlarla iletişim kuramadıklarından, çocuklarının kendileriyle konuşmak istemediğinden, hiçbir şeyini anlatmadığından bahsederler. Kimi zaman onlarla konuşup ama anlaşamadıklarını kimi zamansa çocuklarının onları bir türlü anlamadığını, bir yerlerde kopukluklar olduğunu söylerler.

Bu noktada anne babaların çocukları suçlamadan önce objektifi biraz da kendilerine çevirip iletişim biçimlerini gözden geçirmelerinde ve iletişimi engelleyen konulara dikkat etmelerinde fayda vardır.

Bazı durumlar vardır ki sorunlar doğurur ve iletişimi keser ya da olumsuzlaştırır. Bunlar:
Gergin ve sinirli yaklaşımlar, söze öfkeyle başlamak, sert yüz ifadeleri. Çocuk, anne babasıyla rahat iletişim kuramaz, konuşmaya, yaşadıklarını anlatmaya çekinir.

Anne babanın çocuğun da kendine göre düşünceleri, duyguları, doğruları olabileceğini düşünmeyip ille de kendi düşünce ve doğrularını kabul ettirmeye uğraşması. Konulara sadece kendi beklentilerine göre yaklaşması. Onun kendini ifade etmesine fırsat vermemesi. Çocuk, kendisini, duygu ve düşüncelerini anlaşılmamış, değersiz, işe yaramaz olarak görür. Dinleyip önem vermiyorlar düşüncesiyle anne babasıyla iletişim kurmak istemez.

İletişim sırasında çocuğun özelliklerinin dikkate alınmaması, onun anlayamayacağı bir dil kullanılması, beden dilinin uygun olmayan bir şekilde kullanılması. Anlaşmazlıklar, kesintiler olur.

Çocuğun anlattıklarına önyargıyla yaklaşılması, bu doğrultuda yorum yapılması, cevaplar verilmesi, konunun sonuçlandırılmaya çalışılması. Önyargılar, her zaman iletişimin seyrini değiştirir, konuyu başka yerlere çeker, çocuğu iyi anlayamamaya neden olur.

Çocuğun sözünün sık sık kesilmesi, Çocuğu dinlemeden konuşulması Anne babalar, Bazen konuşmaya öylesine dalar veya söylediklerine o kadar güvenir ki bu sırada çocuğun ne söylediğini dinlemez ve konuşma böyle devam eder.

Çocuğun kişiliğine yönelik eleştiriler (Sen hep böyle yaparsın, hata yapmasaydın şaşardım, bundan da korkulu mu ne biçim erkeksin, oyun oynamayı bile bilmiyorsun, söylenmekten başka bir şey bilmezsin, bebekten farkın yok gibi eleştiri ve alay sözleri Çocuklar, kişiliğine yönelik yapılan sürekli ve abartılı eleştiri ve isimlendirmeleri yaş özellikleri gereği gerçek olarak algılayabilir. Ayrıca bu yaklaşım, onun benlik algısı üzerinde olumsuz izler bırakır, kendine güvenini sarsar ve bu da her konudaki başarısını olumsuz etkiler.

Oturacağına dersini çalış, sabah uyuyana kadar akşam erken yatmayı öğren, geçinmeyi bilmezsen bir başına kalırsın tabii ki gibi öğütler Sürekli öğüt vermek, kızgınlık duyguları uyandırıp iletişimin kesilmesine veya yön değiştirmesine ayrıca anne babaya karşı direnç gösterme ve isyankâr davranışlara neden olur, çocuğu savunmaya itip durumu daha da zora sokar.

Çocuğu tam dinlemeden hemen savunmaya geçilmesi. Her şeye kuşkuyla yaklaşılması. Konuşurken ağzından hep laf yakalamaya çabalanması veya çocuğun yargılanması, gereğinden çok soru sorulması, her şeyin fazlaca inceleyip, araştırılması.
Ağzından laf yakalandığını fark eden çocuk, sohbeti bırakır, anne babasına güvenini kaybeder ve öfkelenir. Gereğinden fazla soru sorup yargılama, temelinde genellikle önyargı, eleştiri içerir çok soru sorulduğunda çocuk, sürekli olarak sorulara cevap vermeye uğraştığından asıl anlatacaklarına geçemez.

Ayrıca anne babasının soru sorarak nereye varmak istediğini anlayamadığından, endişeye kapılabilir veya savunmaya geçebilir. Çocuğun sözünü tamamlamasına fırsat vermeden olanlarla ilgili tanı koyulması (ben senin neden öyle yaptığını biliyorum, onu kırdın değil mi? Senin derdin başka, bunu beni üzmek için yaptım)
Hemen tanı koymak, çocuğu savunmaya iter gibi, sinirlenmesine, sabırsızlanmasına veya öfkeli cevaplar vermesine neden olabilir. Çocuk, kendini kıstırılmış, yanlış anlaşılmış, yanlış yorumlanmış hisseder ve iletişimi keser. Onun yorum yapmaya, hemen karar vermeye zorlanması Çocuk kendini baskı altında hisseder, daha sonraki seferlerde iletişimden kaçınabilir. Hatalı teselli etme, konuyu değiştirme uğraşları: Boş ver gitsin, sen de her şeyi ciddiye alıyorsun İyi dinlemeden, duygularını paylaşmadan söylenen teselli sözleri sonucu çocuk, önemsenmediği, söylediklerinin saçma sapan görüldüğü, sorununun küçümsendiği duygusunu yaşar, kendini dinlenilmemiş, anlaşılmamış hisseder. Bundan dolayı kızgınlık duyabilir.

Anne babaların haksız oldukları hallerde dahi kendini haklı çıkarmaya çalışması, “büyükler her zaman haklıdır” düşüncesini öne sürmesi. Kendini anlaşılmamış hisseder. Düşüncelerine değer verilmediğini, hep haksızlığa uğrayacağını düşünür. Bu yaklaşımlar sonucunda annebabaçocuk arasındaki iletişim, olumsuz etkilenir, kesilir ve sonraki seferlerde daha da zorlaşır.

Nasıl Konuşmalı?

Çocuklarla konuşmak ve onları dinlemek, sanılandan çok daha önemlidir. Konuşulmayan bebeğin dil gelişimi yavaşlar. İyi iletişim kurulmayan, söz hakkı verilmeyen, duygu ve düşünceleri önemsenmeyip, sürekli küçümsenen çocuklarda iletişim becerilerini geliştirememe, kendini ifade etmede zorluk, konuşmayı, soruları cevaplamayı reddetme, psikolojik kökenli kekemelik ve konuşma sorunlarının yanı sıra kendine güvenin azlığı, başarısızlık, içe kapanıklık ve davranış bozuklukları da gözlemlenmektedir.

Bunun için anlamaz diye düşünmeyin altını değiştirirken, emzirirken, yıkarken, oynarken bebekle konuşmalı, büyüyünce her fırsatta onunla sohbet etmeli, onu parklara ve kalabalık yerlere götürerek farklı konuşmalar duyması sağlanmalıdır.

Peki, onlarla nasıl konuşmalı ve iyi iletişim için ne yapmalı?

• Çocuğunuzla aranızda güven ortamı sağlayın; çocuğun, annebabasına, annebabanın da çocuğuna, anlatacaklarına ve göstereceği yollara güvenmesi, iyi bir iletişimin en önemli şartlarındandır ve anlatılanların daha iyi izleyip dikkate alınmasını ve her kesin kendini daha doğru ve rahat ifade etmesini sağlar.
• Bundan sonra çocuğunuzun sizden ayrı bir birey olduğunu, kendine has düşünceleri, hisleri, duyguları ve doğruları olduğunu kabul etmek gerekir. Onun her zaman sizin gibi düşünmek, sizin istediğinizi istemek ve sizi onaylamak zorunda olmadığını bilerek ve hep onun sizi anlamasını beklemek yerine biraz da onu anlamaya çalışarak iletişim kurarsanız birbirinizi daha iyi anlarsınız. Elbette ki onun da kendine göre haklı olduğu yanlar vardır.
• Onunla bol bol konuşun. Konuşurken yere ya da yanına oturarak onun boyuna, göz hizasına yaklaşın. Kendinden oldukça uzun boylu biriyle konuşurken büyükler bile boy farkından dolayı kendilerini güçsüz, zor bir konuşma içinde hissedebilirler. Çocuk için de aynı durum söz konusudur. Onun hizasına oturup konuşursanız kendisini daha rahat hissedecek ve duygularını daha iyi anlatacaktır. Ben diliyle konuşmaya, anlatacaklarınızın çocuğunuzun dikkatini çekecek nitelikte, anlamlı olmasına dikkat edin, buna her zaman özen gösterin. Konuşmayı yumuşak bir ses tonuyla, sakince, acele etmeden sürdürün, açık, anlaşılır, akıcı bir dil kullanın. Çocuğunuz anlattıklarınızı ne kadar iyi anlarsa iletişim o derecede etkili olur. Dilimizin kurallarına ve özelliklerine de uygun konuşmaya dikkat edin ki çocuğunuz sizi örnek alıp dili doğru kullansın.
• Onu dinlerken gözüne bakın ve dinlediğinizi hissettirin. Söz aralarında çocuğunuzun söylediklerini benzer cümlelerle tekrarlayarak, başınızı sallayarak, ona sorular sorarak bunu yapın. Konuşurken sözünü kesmeyin, onu yargılamayın. Sık sık sözünün kesilmesi, yargılanması onun sonraki seferlerde sizinle konuşmaya direnç göstermesine neden olur. Aceleci olup onun cümlelerini tamamlamayın, sabırsızlığınızı mümkün olduğunca ona hissettirmeyin. Onun yerine konuşmanız, onun sözlerinin gereksiz, önemsiz olduğunu hissetmesine, kendine ve size güvenini kaybetmesine neden olur.
• Dinlerken kendinizi çocuğunuzun yerine koyarak onun duygularını, düşüncelerini ve bakış açısını anlamaya çalışın, siz onun yerinde, yaşında olsaydınız nasıl düşünürdünüz? Olaya bu açıdan yaklaşın ve onun anlayacağı bir dille değerlendirme yapın. (empatik dinleme)
• Çocuğunuzun anlattıklarıyla alay etmeyin, gereksiz yere gülmeyin. Onu sürekli eleştirmeyin. Ona geri bildirim verin, kendi duygularınızı saklamayın ve onunla paylaşın. Böylece çocuğunuz, kendini daha iyi hissedecek, size güvenecek, duygularınızı onunla paylaştığınız için mutlu olacaktır.
• Çocuğunuzun ne anlatacağını tam dinlemeden veya her söylediği hakkında yorum yapmayın, onu da yorum yapmaya ve karar vermeye zorlamayın.
• Diğer zamanlarda olduğu gibi konuşmanız sırasında da zaman zaman ona dokunun, sarılın. Bu, çocuğun ilginizi hissetmesine, kendisini güvende ve huzurlu duyumsamasına katkı sağlar.
• Çocuğunuzla iletişim kuracağınız zaman mümkün olduğunca başka işlerle uğraşmayın. Örneğin o bir şeyler anlatırken televizyon seyrediyorsanız bir sürelik ara verip onu dinleyin. Ona sürekli olarak “Şimdi işim var sonra anlat” derseniz cesareti kırılır, kendini değersiz hisseder ve onu dinlemek istemediğinizi düşünür, hem sonraki seferlerde konuşmak istemez hem de duygularını içine attığından rahatsızlık duyar. Tabii ki bazen önemli bir işiniz olduğundan onunla konuşamayacak olabilirsiniz. Böyle zamanlarda ona durumu anlatıp işim bitince konuşalım deyin ve işiniz bitince mutlaka konuşun.
• Hata yaptığında hemen “Sen hep böyle yaparsın zaten” gibi sözlerle azarlamayın. Unutmayın zaman zaman siz de hatalar yapıyorsunuz. Çocuğunuz da hata yapabilir. Bunun yerine ona hata yaptığını nedeniyle beraber söyleyin ve doğruyu bulmasını sağlayın.
• Sorularını içtenlikle cevaplayın. Bir şey anlamaz diye düşünmeyin, kaçamak cevaplarla konuyu geçiştirmeye çalışmayın ya da ayıp şeyler soruyor diye ona kızmayın. Onun anlayacağı bir dille mantıklı cevaplar verin, ayıp şeyler soruyorsa bunları herkesin yanında konuşmaması gerektiğini sebebiyle birlikte anlatın ama cevabı geçiştirmeyin.
• Önerilerde bulunurken gerçekçi, belirli ve onun yaşına, düzeyine uygun olmasına dikkat edin.
• Akşam herkes evde toplanınca, Hafta sonları ailecek oturup sohbet edin, aile ile ilgili konuları, alınacak kararları paylaşın, çocuğunuzun fikir ve görüşlerini de alın.
• Her şeyden önemlisi, zaman zaman kendinizi dinleyin. Çünkü iyi bir dinleyici olmak, öncelikle kişinin kendisini dinlemesi ve anlamaya çalışmasıyla mümkündür. Sonra çocuğunuzla kurduğunuz iletişim şeklinizi gözden geçirin ve daha iyi olması için nelere dikkat etmeniz gerektiğini saptayın.

Bazı anne babalar, “maddi durumumuz iyi değil, çocuğuma her şeyi alamıyorum, ona iyi bir gelecek sunamıyorum.” diye düşünür. Bazısı da çocuklarına pahalı oyuncaklar, hediyeler alır, özel okullarda okutur, geleceği için bankaya para yatırır ve “ona her şeyi alıyorum, daha ne yapayım.” gibi bir yaklaşım içinde olurlar. Şu bilinmelidir ki hiçbir şey ona dokunmanız, sarılmanız, başını okşamanız, onunla sohbet edip her şeyi paylaşmanız kadar değerli değildir. Her şeyden fazlasıyla almak, onun kişiliğine bir şey katmaz. Onu geliştiren, olumlu özelliklere ve iyi bir kişiliğe ulaştıran onu geleceğe hazırlayan esas etmen, ona göstereceğiniz ilgi, sevgi ve onunla kuracağınız iletişimdir.

%%%%%%%

İletişim engelleri, İletişim nedir, İletişim çatışmaları, Doğru iletişim, Çocuklarla iletişim, İletişim problemleri, Sorun çözme, aile içi iletişim, kitle iletişim araçları, iletişim konulu yazılar, iletişim konulu kompozisyon

3 Yorum
  1. 05 Ekim 2009
  2. 06 Haziran 2011
  3. 31 Ağustos 2011

Yorumunuzu Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.