Ergenlik Döneminde Görmesini kaybetmiş olan ergenlerin göstermiş oldukları gelişim

        Sevgili Anne ve Babalar,        Okuyacağınız bu kitapçıkta  ergenlik döneminde görmesini kaybetmiş olan ergenlerin göstermiş oldukları gelişim sürecini ve görme engelli ergenlerle nasıl sağlıklı iletişim kuracağınıza yönelik bilgileri bulacaksınız. Ayrıca ergenlik döneminde görmesini kaybetmiş kişilerin ne tür eğitim aldığında nasıl daha sağlıklı gelişimini sürdüreceğini birlikte öğreneceğiz. Bu kitapcıkta nelere değineceğimizi ana başlıklarıyla görelim:        Ergenlik nedir?        Ergenlikte gelişim dönemleri.        Görme engelli ergenlerin ailelerine götürülen hizmetler var mı?        Aile rehberliği neden gerekli?

Özürlü bir çocuğu olan aileler neler hissetmektedirler?

        Görme özürlü kimdir-kim değildir?        Görme özürlüler nasıl okuyup yazmaktadırlar?        Görme özürlüler kendi başlarına gezip dolaşabilirler mi?        Görme özürlüler için özel eğitim veren kurumlar hangileridir?        Görme özürlüler hangi işlerde çalışabilirler ve hangi mesleklerde başarılı olabilirler?        Görme özürlülerin kullandıkları araç ve gereçler nelerdir? ERGENLİK NEDİR ?        Ergenlik, yüzleşilmesi gereken temel görevler olarak eğitim, olgunlaşma ve beklemeyi içeren bir dönemdir. Bu nedenle ergenlik dönemini yaşla ilişkili bir dönem olarak tanımlamanın pek bir yararı yoktur. Anlamlı bir kavram olarak ergenlik, en iyi bir biçimde, kişinin, tüm gelişimini içeren geniş bir çerçevedir. Çocuk, ailenin gözetiminin ve korumasının güvenliğine daha az gereksinim duymaya başladığında, fizyolojik ve de hormonal gelişim yetişkin düzeyine yaklaştığında ve fizyolojik olgunluk, çocuğu toplumda sorumluluk yüklenme yolunda zorladığında ergenlik başlamıştır. Bu ölçütü kullanırken ergenliğin başlangıcını belirlemede, bireysel yaş farklılıklarının beklenebileceği unutulmamalıdır. Aynı derecede bazıları için ergenliğin sonunun hiç gelmeyebileceği de beklenmelidir. Toplumun katkıda bulunan, göreli olarak kendine yeterli.üyesi olmak olarak  tanımlanan olgunluk hepimizin ulaşmaya çabaladığımız bir amaçtır. Bu amaca ulaşmada bazıları diğer bazılarından daha başarılıdır. Gelişimin bu değişken yılları ergenlik yılları olarak bilinir. Tüm bunlardan sonra ergenlik için bir yaş sınırlaması belirlememiz gerekirse her koşulda aynı olmamakla beraber ergenliğin başlangıcını ortalama 12, bitimini de  kabaca 21 olarak belirtebiliriz. Kişi ergenlikten, yetişkinlik hareket ve düşüncelerini kazanmadan ayrılamaz.         ERGENLİKTE GELİŞİM DÖNEMLERİ        Biyolojik Gelişim,        Bu dönem bedensel ve cinsel gelişimi kapsar. Ergenlik gelişimi düzenli ve beklendik değildir. Kişiye özgüdür. Ani ve hızlıdır, bu yüzden çarpıcıdır. Gelişim farklılıkları cinsiyete göre değişir ve bu dönemde kızlar daha hızlı bir gelişim gösterirler.  Bedensel değişiklikler, 1)    Beden ölçülerinin değişmesi: Bu dönemde  kemik gelişimi, kas gelişimi, yağlanma, boyu ve ağırlığı artırır. 2)    Beden oranlarının değişmesi: Eller ve ayaklarda orantısızlık görülür, vücuda göre çok büyüktürler. Çünkü gelişimin doğası içe doğrudur. Bebeklik döneminde de tam tersi geçerlidir. Ergenlikte önce kol ve bacaklar gelişir, bebeklikte ise önce kafa bölgesi gelişir. 3)    Birincil cinsiyet özelliklerinin kazanılması: Bu özellikler bireyin soyunu sürdürmesini sağlayan özelliklerdir. Bu dönemde cinsel organlar ebat olarak büyümektedir. Hormonlar sayesinde erkeklerde ve kızlarda üreme özelliğinin gelişmesi sağlanmaktadır. 4)    İkincil cinsiyet özelliklerinin gelişimi: Bunlar iki cinsi birbirinden ayıran üremeye katkısı olmayan, görünüş farklılıkları oluşturan ve iki cinsi birbirine çeken özelliklerdir.  Bilişsel Gelişim,         Düş kurma çağı… Kuram geliştirme zamanı… Olasılıkları görme dönemi… Bunlar, ergen düşünmesinin yaygın görünümleridir. Ergenlik çağında düşüncenin niteliğinde önemli bir değişim gerçekleşir. En son evre olan soyut işlemler evresinin özelliği olan soyut düşünme ergenlik çağında kazanılmaktadır.   Ahlaksal Gelişim,         İnsan temel olarak iyi mi yoksa kötü müdür? İnsanlar her zaman kişisel çıkarlarını gözeterek mi hareket ederler? Özgür seçimler yapabilirler mi? Toplumsal kurumlar insanlar tarafından mı yoksa insanlar toplumsal kurumlar tarafından mı şekillendirilmişler midir? Bu sorular ergenlik çağındaki kişilerin kendi akranları ile birlikte tartışıp üzerinde düşündükleri konuları içerir. Ana babalar iyi çocuk yetiştirme konusunda başarılı olup olmadıklarını bilmek ister. Okullar, kültürel değerleri ve mirasını aktarma görevini gerçekleştirip gerçekleştiremediklerini bilmek ister. Bunlar ahlaksal gelişimin tamamlanması sonucu oluşan şeylerdir.          GÖRME ENGELLİ ERGENLERİN AİLELERİNE GÖTÜRÜLEN HİZMETLER VAR MI ?        Özürlü çocuklara ilişkin çalışmalar yıllarca onlara yönelik ve ihtiyaçlarına yönelik olmuştur. Aile rehberliğine çok az eğilinmiştir. Özürlü çocukların eğitiminde anne babaların önemi çok büyüktür. Bu gün artık özürlü çocukların eğitiminde anne babalar vazgeçilmez bir parçadır. Anne babalar, çocuklarının durumu, neler yapabilecekleri konusunda doğru bilgilere ihtiyaç duymaktadırlar. Doğru bilgilerle donatılmış aileler, hem çocuklarının ihtiyaçlarına cevap verebilmekte hem de kendilerini psikolojik olarak rahatlamış hissetmektedirler.          AİLE REHBERLİĞİ NEDEN GEREKLİ ?        Aile en küçük sosyal gruptur. Bu grupta anne babalar ve çocuklar çok yoğun bir etkileşim içerisindedirler. Görme engelli kişinin bulunduğu ailelerde, bu çocuğun özelliklerinin iyi tanınması ve kabul edilmesi önemli bir adımdır. Böyle olduğunda ilişkiler daha sağlıklı ve faydalı olacaktır. Aynı problemi yaşayan ailelerin, belli aralıklarla bir araya gelerek kendilerine ve çocuklarına ilişkin duygu ve düşüncelerini paylaşmak, anne babaların psikolojik olarak rahatlamasını da sağlıyacaktır.        ÖZÜRLÜ BİR ÇOCUĞU OLAN AİLELER NELER HİSSETMEKTEDİRLER?        Özürlü bir çocuğa sahip aileler, kendilerine özgü olarak bir stresi yoğun olarak yaşamaktadırlar. Bu da özürlü bir çocuğa annelik babalık etmenin zorluğudur. Özürlü bir çocuğa sahip olmanın, anne babaların ruh  sağlığı üzerinde çok önemli etkileri olduğu ve özellikle çocukla sürekli bir bağımlılık içinde olmalarının, çocuğun özel bakım ve eğitime gereksinim duyması ve gelecek endişesini sürekli yaşamaları, stresin önemli boyutudur.  GÖRME ÖZÜRLÜ KİMDİR-KİM DEĞİLDİR?         Görme özürlü kişi, himayeye muhtaç, acınacak ve çaresiz bir insan değildir. O, diğer insanlardan çok farklı, olağan üstü yetenekleri olan ve başkalarının duyamadığı sesleri duyan, mucizevi bir yaratık da değildir. Diğer insanların sahip olduğu olumlu ve olumsuz özelliklerin hepsi onda da mevcuttur. Görme özürlüler arasında da başarılı  olan, başarısız olan, bencil olan veya toplumun çıkarlarını düşünen insanlar bulunabilmektedir. Kısacası görme özürlü de herkes gibi bir insandır.         Farklı yazı sistemi kullanarak, o da aynı kitapları okur.Farklı metodlarla aynı bilgileri ve aynı eğitimi alır.Diğer insanlarla aynı okulları,aynı işyerlerini, aynı caddeleri, aynı eğlence yerlerini paylaşır. Özetle, görme özürlü olmak diğer insanlardan farklı bir kişiliğe sahip olmak demek değildir.             GÖRME ÖZÜRLÜ OLMAK ÖNEMLİ BİR SORUN MUDUR?        Görme özürlü bir kişinin yaşadığı en önemli sorun, gözlerinin görmemesi değildir. Toplumun  görme özürlülerle ilgili yanlış anlayış ve önyargıları, kendisine sağlanan olanakların yetersizliği ve diğer insanlarla arasındaki fırsat eşitsizliğidir.         Eğer görme özürlülere de yaşamın her alanında gerekli fırsat eşitliği ve yeterli olanaklar sağlanırsa, özürlü olmak, o insanlar için basit bir fiziksel sorun düzeyine inecektir. Bu gün ülkemizde görme özürlülerin ulaşmak istediği başlıca hedef, herkesle eşit hak ve olanaklara sahip olmak, toplumla kaynaşmak ve günlük yaşamlarını sürdürürken bağımsız ve özgür olabilecekleri koşullara sahip olabilmektir.               GÖRME ÖZÜRLÜLER NASIL OKUYUP YAZMAKTADIRLAR?        Görme özürlülerin okuyup yazmak için kullandıkları, noktalardan oluşan kabartma bir yazı sistemi bulunmaktadır. Bu yazı sistemi, 1829’da Luis Braille adlı bir kişi tarafından bulunmuştur. Luis Braille 1809’da doğmuş ve küçük yaşta gözlerini kaybetmiştir. Resim kartonuna benzer kağıtlar üzerine kabartılmış noktalardan oluşan yazı, görme özürlüler tarafından parmak uçlarıyla okunmaktadır. Altı Nokta sisteminden oluşan bu yazıya “Braille yazı” sistemi denilmektedir. Braille yazı normal yazı gibi tükenmez ya da kurşun kalem kullanılarak yazılamaz. Çünkü kabartma noktaların belli aralıklarla düzenli bir şekilde bir araya getirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle yazı yazmak için tablet veya daktilo adı verilen özel yapılmış araçlar kullanılmaktadır. Tablete takılan kağıt, ucu sivri özel bir kalem aracılıyla kabartılmaktadır.                      GÖRME ÖZÜRLÜLER KENDİ BAŞLARINA GEZİP DOLAŞABİLİRLER Mİ?        Düzenli bir çevrede bazı koşullar ve olanakların sağlanması halinde, görme özürlülerin de bir yerden bir yere kendi başlarına gidebilmeleri mümkündür. Görme özürlüler kendi başlarına dolaşmak için beyaz renkli metalden veya plastikten yapılmış bir baston kullanırlar. Bu baston katlanıp cebe ya da çantaya konulabilir. Baston kullanarak gezebilmek için özel bir eğitim gerekmektedir. Ancak bazı görme özürlüler, herhangi bir eğitim almadan da kendi kendilerine beyaz baston kullanımını öğrenebilmektedirler.         Baston kullanmadan gezip dolaşmak görme özürlü bir kişi için oldukça tehlikeli kazalara yol açabilmektedir. Bazı gelişmiş ülkelerde görme özürlülerin rahat gezebilmeleri için özel olarak yetiştirilmiş rehber köpekler de kullanılmaktadır. Ancak bu yöntem ülkemizde henüz mevcut değildir.                 GÖRME ÖZÜRLÜLER İÇİN ÖZEL EĞİTİM VEREN KURUMLAR HANGİLERİDİR?        Ülkemizde Ankara, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Gaziantep, Niğde, Tokat, Gelibolu’da olmak üzere özürlü çocukların okuyabileceği 10 adet körler okulu bulunmaktadır. Ayrıca 15 ve üzerindeki yaşlarda bulunan görme özürlülere de temel ve mesleki eğitim veren rehabilitasyon merkezleri vardır. Iki adet olan bu rehabilitasyon merkezlerinden biri Ankara’da diğeri İstanbul’dadır. Bu merkezlerde günlük yaşam için gerekli beceriler, okuma-yazma, baston kullanma ve bağımsız hareket, daktilo, telefon santralciliği, makrome işleri gibi eğitimler verilmekte ve görme özürlülerin devlet veya özel sektörde işe girerek veya bağımsız bir iş kurarak topluma yararlı, üretici bireyler olarak yetişmeleri amaçlanmaktadır.              GÖRME ÖZÜRLÜLER HANGİ İŞLERDE ÇALIŞABİLİRLER VE HANGİ MESLEKLERDE BAŞARILI OLABİLİRLER?        Görme özürlülerin başarılı olduğu alanlar, kendilerine sağlanan olanaklara ve teknolojik gelişmelere göre değişmektedir. Bu nedenle görme özürlülerin çalıştığı ve başarılı olduğu meslekler ülkeden ülkeye farklılıklar göstermektedir.         Görme özürlülerin yapabileceği işler ve meslekler arasında; avukatlık, müzisyenlik, sosyal, fen, matamatik, edebiyat, din, felsefe, yabancı dil dallarında öğretmenlik, ekonomi, sosyoloji, psikoloji dallarında uzmanlık, çeşitli kurumlarda yöneticilik, yazılı veya sözlü tercümanlık, bilgisayar operatörlüğü ve programcılığı, sekreterlik ve telefon santralciliği, danışma memurluğu, radyo televizyon ve gazetecilik görevleri, montajcılık, bazı tamir işleri, paketleme ve çeşitli el işleri v.b. sayılabilir.              GÖRME ÖZÜRLÜLERİN KULLANDIKLARI ARAÇ VE GEREÇLER NELERDİR?        Görme özürlüler günlük yaşamlarında, eğitimleri sırasında ve işyerlerinde özel olarak üretilmiş çeşitli araçlardan yararlanmaktadırlar. Örneğin, rakamları kabartma noktalarla gösteren saatler, konuşan hesap makinaları, konuşan derece, tansiyon, kan şekeri ölçen aletler, paraları, renkleri sesli olarak belirten cihazlar, fen matematik, coğrafya derslerinde kullanılan özel araçlar, özel gözlükler, büyüteçler, bilgisayarlar, mutfak aletleri görme özürlülerin yararlandığı bazı araçlardır. Özel yapılmış aletler sayesinde, görme özürlü insanlar bir çok işlerini başkalarına bağımlı olmadan kendi başlarına yapabilirler.           Görme özürlü bir kişi özel olarak yapılmış kabartma haritalar sayesinde ülkelerin, şehirlerin, dağların, denizlerin, nehirlerin bulunduğu yerleri ve yönleri kafasında canlandırabilmekte; geometri çizim araçlarıyla her türlü şekil kavramını algılayabilmekte, konuşan elektronik araçlar yoluyla saatleri bilmek, hesap yapmak, çeşitli şeyleri ölçmek, tartmak olanağına kavuşmaktadır.        GÖRME ÖZÜRLÜLERE KARŞI NASIL DAVRANMALIYIZ?         Bir görme özürlü ile paylaşacağınız ya da paylaştığınız ev, işyeri gibi yerleri ona tanıtmak gerekmektedir. Yürüme yolu üzerine çarptığı zaman hem görme özürlü kişiye hem de bulunduğu yere zarar verecek eşyaları koymamak doğru olacaktır. Mutfakta bulunan eşyaların yerini değiştirmeden aynı yere koymaya özen gösterilmelidir. Merdivende trabzan varsa koluna girmek gerekli değildir. Trabzandan yararlanması sağlanmalıdır. Siz görme engellinin koluna değil o sizin kolunuza girmelidir. Böylece iniş çıkışlarda, yön değiştirmelerde ilk hareketi siz yapacağınızdan dolayı sizi hissetmesi kolaylaşacaktır. Kaldırım iniş ve çıkışlarında sürekli sesli uyarılara gerek yoktur. Böyle durumlarda o sizi geriden izlediği için biraz yavaşlamanız yeterlidir. Ona ismiyle hitap edin. Aksi halde kiminle konuştuğunuzu anlamayabilir. Yanından ayrılacağınız zaman ona ayrılacağınızı  bildirin. Eğer size yön sorarsa sözcüklerle kesin olarak ifade edin.  

3 Yorum
  1. 05 Ekim 2008
  2. 07 Ekim 2008
  3. 04 Kasım 2008

Yorumunuzu Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir