BABA ÇOCUK İLİŞKİSİ

BABA ÇOCUK İLİŞKİSİ

Baba çocuk ilişkisi, babanın çocuğun gelişimi üzerindeki rolü ve yapması gerekenler, herkes için farklı anlamlar taşır. Baba, kimi görüşe göre otorite sembolü, kimi görüşe göre koruyucu, kimi görüşe göreyse ihtiyaçları karşılayan aile büyüğüdür. Bazı yörelerimizde babanın çocuğuna sevgi göstermesi, onu kucaklaması ayıp kabul edilir. Bazı babalar, çocuklarıyla ilgilenmesi gerektiğini düşünmez, bazısı, “çalışıyorum, para kazanıp istediklerini alıyorum benden daha ne bekliyor?” gibi bir tutum içindeyken bazı babalarsa çocukları için ellerinden gelen her şeyi yapmak isterler.
Farklı görüşler şöyle dursun babanın ve yaklaşımlarının çocuk için ne kadar önemli bir yeri olduğu, çocuğun kişiliğini ve her yöndeki gelişimini büyük ölçüde etkilediği açıktır. Bebek daha anne karnındayken baba adayının eşine verdiği destek, hem annenin sağlığını ve ruhsal durumunu hem de bebeğin gelişimini olumlu etkiler. Doğuma katılan ve doğumdan sonra bebeklerine dokunan, onu kucaklayan babaların çocuklarıyla daha sıcak bir ilişki kurdukları, bebek bakımına katkıda bulundukları ve bu sıcak ilişkinin o büyüyünce de devam ettiği gözlenmiştir.
Babanın çocuk üzerindeki rolü anneyi tamamlar. O, çocuğu için hem bir model hem her şeyi öğrenebileceği bir kişi hem bir güven unsuru hem de duygularını ve zamanı paylaşabileceği arkadaş özelliğini taşır. Anneler, genellikle çocuğun bakımıyla ilgilenirken babalar, sallama, tutma, oyun oynama gibi yaklaşımlara eğilimlidir. Bu nedenle çocuklar, babalarından gelen oyun çağrısına annelerinden gelene göre daha güzel tepkiler verirler. Yine babalar, çocuğun eğitimi, ahlaki durumu ve toplumsal ilişkileri gibi konularda annelerden daha baskındır. Yani çocuğuna yol gösteren bir kılavuz görevindedir.
Bunun yanında babanın yaklaşımlarının çocuğun zekâ gelişimine de katkı yaptığı belirlenmiştir. Zekâ kalıtıma bağlı olmakla birlikte çevresel uyaranlara bağlı olarak da gelişir. İşte baba, çocuğa uyarıcıları sunarak buna olanak verir.
Ancak ne yazık ki çocukları için her şeyi yapmaya çabalayan babaların yanında, kendisine düşen önemli rolün bilincinde olmayıp çocuklarına ilgi ve sevgi göstermeyen babalar da vardır. Bu babaların kimisi “zaten annesi ilgileniyor yeter” düşüncesiyle kendisini çocuktan soyutlar, onun yaptığı her şeye kulaklarını kapatır, Kimisi işten gelince çocuğu umursamaz, yorgun olduğunu, televizyon izleyip dinlenmek istediğini öne sürer. Bazıları, çocuğun konuşmasına, soru sormasına dahi izin vermez, onu sert tepkiyle karşılar. Bazı babalar, o kadar otoriterdir ki bırakın konuşmayı çocuğun ağzını açmasına bile müsaade etmezler.
Oysaki baba çocuk için vazgeçilmez niteliktedir. Anne ne yaparsa yapsın babanın yeri ayrıdır. Erkek çocuklar, hayatı öğrenebilmek için kendilerine babalarını örnek seçer, onun gibi davranmak isterler. Onun gibi oturacak, onun gibi giyinecek, onun ev iççinde yaptığı işleri yapacaklardır. Bu durumda babanın çocuğa yüz vermemesinin, ilgi göstermemesinin, çocuğu nasıl çaresiz bırakacağını, kendini ne kadar değersiz, işe yaramaz hissedeceğini bir düşünün. Anne ve babası boşanmış çocukların babası ölen çocuklara kıyasla baba yoksunluğundan daha çok etkilendiğini gösteren araştırmalar, bunları açıkça ortaya koymaktadır. Babalarıyla ilişkileri iyi olmayan veya babası tarafından disiplin etme ya da başka sebeplerle sürekli azarlanan çocukların okula uyumda zorlandıkları, arkadaşlarıyla iyi iletişim kuramadıkları, derslerdeki başarılarının düşük olduğu ve davranış bozukluklarına daha yatkın oldukları görülmektedir.
Babanın çocukla ilgilenmesi ona baskı kurma anlamını taşımamalıdır. İşten gelip dinlendikten sonra yarım saat olsun onunla konuşması, anlattıklarını dinlemesi, oyun oynaması, çocuk için çok değerlidir. Bir baba, çocuğunu dinlemeli, gerektiğinde ona yardımcı olmalı, yanlışlarını uygun bir dille belirtip doğruyu bulmasını sağlamalıdır. Çocuğu bir şey söylediğinde gerçekten bir işi varsa ya da önemli bir haber izliyorsa ona kızmak yerine biraz beklemesini, dinlediği haber bitince rahatça sohbet edebileceklerini söylemelidir. Bu çocuğa hem güven verir hem de önemsendiği duygusunu yaşatır. Hafta sonları ailecek yapılacak geziler ve faaliyetler çocuğa anne ve babasıyla birlikte olma hazzını yaşatır. Yine vurgulamak gerekir ki çocukla geçirilecek zamandan çok o zamanın niteliği önemlidir.
Bunlara elinizden geldiğince uyuyorsanız iyi bir babasınız demektir. Sonucunda çocuğunuzun sizi daha çok sayacağını, size daha çok değer vereceğini ve sizinle iyi geçinmek için çabalayacağını göreceksiniz.
Baba olmak zor değildir. Ama babalık yapmak zordur.
Maxvell

ÇOCUK VE BABASI
SENİ YAZSINLAR BABA

Bu gün kitabımda bir şey okudum baba;
Babalar, evin geçimini sağlarmış,
Çalışır, kazanıp para
Anneyi tamamlarmış.

Bu yanlış değil mi baba?
Baba, çocuğuyla oyunlar oynamalı,
Onunla yarışmalı, arkadaş olmalı,
Bazen gıdıklamalı, bazen kucaklamalı
Tıpkı senin gibi

Her şeyi konuşmalı,
Bilmediği şeyler anlatmalı,
Omuzlarına alıp gezdirmeli,
Tıpkı senin gibi.

O zaman derki çocuklar;
Babam bazen kızsa da bana
Beni sever, hep arkamdadır
Tıpkı benim gibi
Annem kadar sevecen,
Öğretmenim kadar bilgili, güleç,
Arkadaşlarım kadar şen
Öyleyse kitaplara,
Seni yazsınlar baba

Şule Özcan

1 Cevap
  1. 26 Aralık 2010

Yorumunuzu Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.