Sovyetler Birliği’nde Bilim ve Teknoloji

Sovyetler Birliği’nde Bilim ve Teknoloji

Bilim, teknoloji ve ekonomi arasındaki ilişki, kapitalist toplumlarda ve Sovyetler Birliği’nde inşa edilen sosyalist toplumda birbirinden oldukça farklıdır,
hatta birçok açıdan tamamen karşıt olduklarını söyleyebiliriz.
Peki Sovyetler Birliği’nin kısa süre içerisinde bilim ve teknolojide kapitalist ülkeleri geride bırakacak şekilde ilerlemesinin nedeni neydi?

 SSCB’de bu
amaçla uygulanan bilimsel-teknik modeller nelerdi? Bu gelişmelerin dinamikleri, örgütlenme yapısı ve Sovyet Devleti’nin diğer organlarıyla ilişkisi nasıldı?Kuşkusuz, devrim öncesinde Çarlık Rusyası’nda çok sayıda değerli, bireysel bilim insanları vardı.
Bu insanlar çok sayıda keşif ve icatlar yaptılar ancak bir “halklar hapishanesi” olan Çarlık Rusyası bunların pratiğe geçmesine izin vermedi.
Devrim öncesi Rusya’da, kelimenin tam anlamıyla bilimsel araştırma enstitüsü diyebileceğimiz tek bir kurum bile yoktu. Bilimsel aktiviteler, birkaç üniversitede
kurulmuş, oldukça zayıf laboratuarlarda gerçekleştiriliyordu ve bu laboratuarların ne üretim süreçleriyle ne de halkla bağlantıları vardı. Bu açıdan SSCB’deki
teknik ve bilimsel gelişmeyi anlayabilmek için kısa sürede atılan adımlara göz atmamız yeterli olacaktır:
1928: 8 dalda, 24 bilimsel araştırma enstitüsü.
1930: 83 dalda 72 bilimsel araştırma enstitüsü, ki aralarında Termo-Teknik Enstitüsü, Teknik Fizik Enstitüsü gibi Avrupa’da karşılıkları bulunmayan dev
enstitüler de yer alıyordu.
İçinde bulunduğumuz yılda [1931], tarım alanında 47, taşımacılıkta 44 (10 tanesi toplumsal eğitim için), halk sağlığında 34 enstitü bulunuyor. Toplam bilimsel
araştırma enstitüsü sayısı 789’a ulaşmış durumda.
Fabrika laboratuarlarının sayısı ise şimdiden binlere ulaşmış durumda. Bu endüstri enstitülerinde çalışan bilim insanı sayısı 11 bine, buralarda çalışan
işçi sayısı ise (fabrikalarda çalışanlar hariç) 40 bine ulaştı.
Bu bilimsel araştırma enstitülerinin finansmanı için harcanan para ise (fabrika laboratuarları hariç) 250 milyon rubleye yükseldi; 1925-26’da 12 milyon,
1928-1929’da 58 milyon ruble idi.
Bu rakamlar, yıldan yıla yaşanan devasa gelişimi açıkça ortaya koyuyor.
Öte yandan Sovyet Hükümeti, bu gelişimin devamlılığını sağlamak için bazı önlemler de almış durumda.
Üniversitelerde ve teknik okullarda okuyan öğrenci sayısı 1929’da 100 binden azken bugün 157 bine çıktı ve önümüzdeki yıl [1932] 230 bine ulaşması bekleniyor.

Ayrıca 1931 yılı, mühendis ve teknik personel sayısının ikiye katlandığı ve bu açıdan Beş Yıllık Planı’n hedefine ulaştığı bir yıl oldu.
Almanya’da yüksek okulda okuyan öğrenciler arasında işçi kökenli bir aileden gelenlerin oranı sadece yüzde 3-4 civarındayken bu rakamın SSCB’de yüzde 75-80’e
yükseltilmesi hedefleniyor. İşçi çocuklarının yüksek okuldan mezun olurken bilimsel çalışmalara katılmalarının önünün açılması için çalışmalar yapılıyor.

Herhangi bir kapitalist ülkede yukarıda verdiğimiz rakamlara ulaşmak mümkün değildir. Çünkü bunlar kapitalizmin doğasına aykırıdır. Bu, ancak bilim ve
teknolojinin büyük sosyalist inşa ile birleştirilmesi halinde mümkün olabilir.
Bu birliğin kurulmasında ise, bilimsel araştırmaların planlanmasından ziyade bu çalışmaların geniş işçi sınıfı kitlesiyle doğrudan örgütsel bir bağlantı
içinde olması önemlidir.
Bu bağlantı Sovyetler Birliği’nde yaygınlaştırılmakta ve sadece yüzbinlerce değil milyonlarca işçiyi kapsayacak şekilde genişletilmektedir.
Sovyetler Birliği, eskiden kalan bireysel ve toplumsal alışkanlıkları yıkarak bilim, teknoloji ve ekonomi arasında yeni ilişkiler kurmak için çalışmaktadır.

Bu nedenle de, bu ülkede bilim bulutların üzerindeki metafizik alandan yere inerek sosyalist inşanın büyük problemleriyle ilgilenmeye başlamıştır. Böylece,
sosyalist inşanın ve ilerlemenin temel dayanaklarından biri haline gelmiştir. Tüm hayatı değiştirirken bilim aynı zamanda kendisini de değiştirmektedir.
Kendisini işçilerden yalıtmamakta, aksine ortak amaçlar uğruna, bu kitleyle daha yakın bağlar kurmaktadır.
Kuşkusuz bu hedefleri gerçekleştirmek için önümüzde çok fazla engel bulunuyor. Ancak insanlığın ve emeğin özgürleşmesi için başka bir yol olmadığı da açıkça
görülüyor.

* Prof. M. Rubinstein, Relations of Science, Technology, and Economics Under Capitalism, and in the Soviet Union, 1931;
Kısaltarak çeviren: Mehmet Özer

Yorumunuzu Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.