DÜNYADA VE AMERİKA’DA BARIŞ HAREKETLERİ-III

DÜNYADA VE AMERİKA’DA BARIŞ HAREKETLERİ

BÖLÜM-III **Ibrahim ELİBAL**  

 

GENÇLİK HAREKETİ

 ÖĞRENCİ EYLEMLERİ

ABD, 1960’lı ve 1970’li yıllar gençlerin, özellikle öğencilerin daha önce görülmemiş büyüklükte protesto ve ayaklanmalarına sahne olur. 1960’lı yılların başlarında Medeni Haklar Hareketi’ne katılan gençler, 1965’de Vietnam Savaşı’nın başlamasıyla birlikte ilgilerini savaş karşıtı harekete yoğunlaştırırlar. Özellikle 1960’lı yılların sonunda savaşın tırmanmasıyla birlikte öğrencilerin, savaşa karşı düzenledikleri protesto gösterilerinde büyük bir artış görülür.
 1964-1971 yılları arasında öğrenciler hükümete, üniversite yönetimlerine, Batılı toplumların politika ve kültürlerine karşı büyük bir hareket başlatırlar. Öğrenciler, Amerika Hükümeti’nin, Vietnam’da izlediği politikanın hem ahlaki hem de siyasi yönden yanlış olduğunu düşünmektedirler; ABD’nin “dünyadaki şiddeti körükleyen en büyük tahrikçi” olduğunu söyleyen King’e katılmaktadırlar. Savaşın ahlaka aykırı olduğunu düşünen ve Vietnam’da savaşmak istemeyen gençler, üniversite öğrencilerine tanınan tecil hakkından yararlanmak için üniversitelere kaydoldular. Ayrıca, savaşın ülkede sefalet ve adaletsizliği körüklemesi; üniversitelerin, savaş araştırmaları projelerine katılmaları kampüslerdeki büyük protesto gösterilerine zemin hazırlar.
 Üniversitelerin devasa bürokratik kurumlar olduğunu düşünen öğrenciler, üniversitelerde düzeltim için harekete geçerler. Öte yandan kampüs yönetimi düzeltimiyle sınırlı kalmadıkları yerlerde öğrenciler, 1960’lı yıllarının Amerika toplumunu yeniden politize ederek aydınların ilgilerini sosyo-ekonomik konulara çekerler. Gençlerin amacı, ülke içindeki ve dışındaki sömürü ve adaletsizliğe karşı çıkmaktır. Mark Rudd, öğrencilerin savaş karşıtı harekete katılmadaki amaçlarını şöyle açıklar: “Üniversitelerde işgale katılan her militan, ırkçılığa, emperyalizme ve Vietnam’dan Harlem’e oradan Columbia’ya kadar bütün insanları sömürmek ve ezmek isteyen bir sisteme duydukları öfke için orada bulunduğunu biliyordu” (58).
 Öğrenci eylemleriyle ilgili olarak 246 kurumda yapılan bir araştırmaya göre, eylemlere katılan öğrenciler pek çok yönden diğer öğrencilerden ayrılmaktadır. İyi eğitimli ve zengin ailelere mensup olan bu öğrencilerin çoğunun dini inancı yoktur. Araştırmacılara göre, protesto eylemleri en çok Kuzeydoğu’daki Sosyal Bilimler üniversitelerinde en az da ortaokullar da görülür (Astin 101).
 ABD’de ilk büyük öğrenci hareketi 1964 yılı Sonbahar’ında Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nde Özgür Konuşma Formu’yla (Free Speech Movement-FSM) başlar. FSM, ırksal sorunlar barış ve eğitim düzeltimi konularına yoğunlaşır. Berkeley’de başlayan gençlik hareketi, 1970’lerin ortalarına kadar ABD ve Batı Avrupa’daki üniversite işgalleri ve öğrenci eylemleriyle sürer. Siyasi olarak en önemli öğrenci ayaklanması Mayıs 1968’de Fransa’da ortaya çıkar. Öğrencilerin savaş karşıtı eylemlere başlamaları Medeni Haklar Hareketi sırasında benimsedekikleri pasif direniş yönteminin terk edildiğini göstermektedir. İç ve dış sorunlarla yakından ilgilenen bu gençler, yaptıkları eylemlerle ABD’nin savaş mekanizmasına karşı olduklarını açıkça ortaya koyarlar. Bu nedenle altmışlı yıllar savaş girişimlerine karşı gösterlerin yapıldığı ve yeni bir “şiddete şiddetle karşılık verme” taktiği dönemi olmuştur.
 1960’lı yılların öğrenci eylemlerindeki en önemli dernek Demokratik Toplum için Öğrenci Birliği’dir (Student for Democratic Society-SDS). 1962 Port Huron Bildirisi’yle Demokratik Sanayi Derneği’nden (League for Industrial Democracy) ayrılan SDS’nin başına Michigan Üniversitesi’nden Tom Hayden ve Al Haber getirilir. SDS’nin sloganı “İnsanlar hayatlarını etkileyecek meseleler etrafında örgütlenmelidir” olup, bu gençler ırkçılık ve emperyalizme karşı harekete geçerler. Rudd, SDS’nin inancını ve amacını şöyle tanımlar:

Her türlü anti-kapitalist ya da “devrimci” program, genel olrak işçi sınıfının çıkarları adına olduğu kadar en fazla ezilenlerin -siyahların ve Vietnamlılar’ın- çıkarları doğrultusunda mücadele vermek zorundadır. O halde bizim mücadelemiz de… ırkçılığa karşı bilinçli bir tavır almak zorunda. Irkçılığın bilinçli bir şekilde “beyaz meselesi” haline getirilmesi, her noktada ırkçılık karşıtı mücadele verilmesi şarttır (58).

 SDS, eski ve yeni solun diğer grupları ve öğrenciler, 1964 Başkanlık Seçimi Kampanyası’nda barış elçisi olan Johnson’u desteklerler. SDS ve diğer gruplar Johnson’un Başkanlık seçimini kazanmasının ardından savaş karşıtı söylemden bir süre uzak dururlar. Bu dönemde, henüz savaş karşıtı bir örgüt olmayan SDS, Medeni Haklar Hareketi’nde etkin olarak rol alır. SDS’nin savaş karştı öğrenci eylemlerine en önemli katkısı bu hareket ile Medeni Haklar Hareketi arasında köprü kurmasıdır. 1969’da kutuplaşmalar sonucu bölünerek dağılmasına kadar SDS, Amerika’daki öğrenci hareketlerinin ve radikalizmin öncülerinden biri olmuş ve Ortabatı’da oldukça güçlenmiştir.
 Şubat 1965’de Vietnam’ın bombalanması barış hareketlerini harekete geçirir. İlk tepkiler olaydan bir gün sonra Amerika’nın büyük üniversitlerindeki öğrenci ve öğretim görevlilerinden gelir. Ardından çeşitli çevrelerden duyarlı insanlar, savaş karşıtı protestolara başlayarak, kamuoyunu ABD’nin askeri müdehalesine karşı harekete geçirir.
 Bombalama olayının hemen ardından 1965 Şubat ve Mart aylarında SDS, Güneydoğu Asya’ya gidecek askerlerin hareket noktası olan Oakland Ordu Terminali’ne yürüyüşler düzenler. Yine 24 Mart 1965’de Michigan Üniversitesi’nde öğretim görevlileri, Medeni Haklar Hareketi seminerlerini model alarak ABD’nin askeri müdehalesinin ahlaki ve politik temelleri hakkında öğrencileri aydınlatmayı amaçladıkları bir münazara düzenlerler. Bu, ilk gece münazarasına üç bine yakın öğrenci katılır. Carter, ABD’de hızla yaygınlaşmaya başlayan münazaraları şu şekilde değerlendir:

Münazaralar, öğretim görevlileri ve öğrenciler arasında bir yakınlaşma yarattı ve aynı zamanda sonraki kampanyalar için taraftar toplamaya yardım etti. Münazaralar  sonraki haftalarda diğer kampüslere de yayıldı ve Washinton’da televizyonda yayınlanan münazaralarla zirveye ulaştı. Bununla birlikte, Washinton olayı… kimi sol görüşlü akademisyenler ve etik olarak savaşa karşı olan aydınlar arasındaki fikir ayrılıklarını da sergilemiş oldu (91-92).

 Savaş karşıtı protestoların hızla yaygınlaşıp büyüdüğü görülür. Nisan 1965’de SDS liderliğinde yirmi bin kişilik bir grup o zamana kadar Capitol’de yapılan en büyük gösteriyi düzenlerler. Bu gösteriye şarkılarıyla Judy Collins Joan Baez; konuşmalarıyla I.F. Stone ve tarihçi Staughtom Lynd katılır. Medya, bu gösteriyi radikal olarak nitelendirip insanları uzak durmaya çağırır: “Bu, Martin Luther King’inkiler gibi saygın bir gösteri değil -Amerika karşıtı bir gösteri” der (Rise and Fall…) bu yürüyüşün arıdından SDS, savaş karşıtı öğrenci hareketinin lideri olur.
 Hükümetin, politikasını oldukça iyi saklamasına rağmen, savaşın her geçen gün büyümesi, özellikle bombalamalar üniversitelerde gerginliği ve savaş karşıtı protestoları arttırr. Pek çok üniversitelerde çeşitli ideolojik görüşlere sahip gruplar, çok sayıda savaş karşıtı dernek kurarlar. Çeşitli kampüslerde öğrenciler, küçük çaplı protesto mitingleri yapıp imza kampanyaları düzenlerlerken, Michigan, Harvard ve Syracuse üniversitelerinde de öğretim görevlileri oturma eylemleri düzenlerler.
 Öte yandan savaş karşıtı hareket içinde askere gitmeme direnişi önemli bir rol oynar. 1965 yıllının ortalarında askere alınmalar artınca gençlerin askerlik karşıtı protestolarında da artış görülür. Öğrencilerin askerlik karşıtı eylemlere katılmaları için pek çok neden vardır. Medeni Haklar Hareketi ve üniversite eylemleriyle zaten politize olan gençler, Amerika’nın askeri müdehalesini ahlaki ve siyasi olarak yanlış bulmaktadırlar. Ayrıca pek çok gencin sırf Vietnam Savaşı’na karışı oldukları için askere kaydolmayı reddetmesi, örgütlü askere gitmeme hareketine büyük bir güç katar.
 Askerlik karşıtı harekete katılanlar, yalnızca gençler değildir. Gençlerin savaşa gitmelerinden korkan aileleri de onların bu eylemlerine destek verirler. Öte yandan ABD’nin Tecihli Askerlik Sistemi çerçevesinde yer alan Vicdani Redçilik 1965’de Yargıtay tarafından yeniden düzenlenir. Bu düzenlemeyle Vicdani Redçi muafiyetinden yararlanmak daha da zorlaşır. Bununla birlikte, 1960’ların sonunda askere alınanlara oranla Vicdani Redçiler’in sayısında da artış göze çarpar. Bu dönemde gençleri Vicdani Redçilik’in ahlaki ve yasal yönleri konusunda bilgilendirmek için rehberlik servisleri açılır. FOR, AFSCC, SANE, Katolik Barış Kardeşliği ve kiliseler gibi çeşitli barış örgütlerince desteklenen Askerlik Rehberliği Hizmetleri’ne çok sayıda hukukçu, din adamı ve sempatizan katılır. Ayrıca Barış için Kadınların Grevi Derneği’nin (Women Strike for Peace-WSP) yerel şubelerinde kadınlar, rehberlik hizmetleriyle ilgili geniş bir program geliştirirler.
 Öte yandan savaşın büyümesiyle her geçen gün artan askere alınmalara karşı ülke çapında “Savaşa Gitmeyeceğiz” grupları örgütlenmeye başlar. 1966 Eylül’ünde beş yüz kişinin katıldığı konferansta, eylemciler askere gitmeme direnişini temel bir savaş karşıtı strateji olarak benimserler. Onlara göre “askere alınmalar yanlızca savaşı simgelemekle kalmıyor, aynı zamanda savaşın adaletsizliğini somut bir kanıtı haline geliyordu; çünkü savaş siyahları, yoksulları ve eğitim seviyesi düşük olanları daha fazla etkilemiştir” (Chatfield 128). Bu konferansta alınan askere gitmeme direnişi kararı, SDS ve Öğrenci Hareketi Komitesi tarafından da benimsenir. Askere gitmeme direnişi, savaş karşıtı hareketin içindeki radikal bsarışseverlerin önemini artırıp, askere gitmek istemeyişleri dahi savaş karşıtı eylem olarak yorumlanabilecek bir kesim oluşturur.
 CNYY, askerlik tecili yöntemleri ve Tercihli Askerlik Sistemi’ne karşı Wisconsin ve Standford üniversitelerinde oturma eylemleri düzenler. Standford Öğrenci Birliği eski başkanlarından David Harris ve Lennie Hetter, “Direniş” adında ulusal bir ağın oluşmasına liderlik ederler. Ülkenin her yanından direnişçileri 16 Ekim 1967’de askerlik pusulalarını geri göndermeye çağırırlar. Herring öğrencilerin askerlik karşıtı eylemlerinin çeşitliliğini şöyle anlatır: “Binlerce Amerikalı savaşa gitmemek için yasal boşlukları kullandı ve hatta kimileri  kendilerini sakatladı. Bir kısmı Vietnam’a gitmektense ya Kanada’ya kaçtı ya da hapse girmeye razı oldu. Bir avuç Amerikalı ise Güney Vietnam’da Budistlerin yaptığı gibi halkın gözleri önünde kendini yaktı” (173).
 1966-1967 yıllarında pek çok Amerikalı, üniversite öğrencileri ile el ele verip Amerika’nın Vietnam’ı işgalini protesto etmek için gösteriler düzenleyerek savaşa karşı olduklarını açıkça ilan ederler. Bu dönemde, eylemciler savaşın sembolü olan askerlik bürolarını, silahlı kuvvetleri, CIA ve napalm bombasının yapımından sorumlu tuttukları Dow Kimya Şirketi’ni protesto ederler. Brown Williams, Standford, Brooklyn, Harvard, Pennsylvania, Oberlin, Colorado, Illionis ve Wisconsin eyalet üniversitelerinde öğrenciler, askerlik kaydı yapan görevlileri engellerler ve ülkenin pek çok yerinde daha küçük çapta olaylar patlak verir:

Protestocular, her gün Beyaz Saray’ın önününde “Hey Hey LBJ, bu gün kaç çocuk öldürdün?” diye bağırıyorlardı. Savaş karşıtı gençler, asker taşıyan trenlerin önüne yatarak eylemler düzenliyorlar; Vietkonglar için kan bağışı yapıyor, askerlik şubelerinin ve napalm üreticilerinden biri olan Dow Kimya Şirketi’nin çalışmalarını engelliyorlardı (Herring 173).
 
Öğrencilerin protesto nedenlerinden biri de üniversitelerin savaş araştırmaları yapmalarıdır. Bu durum, üniversitelerin tarafsızlığı söylemini sarsmaktadır. Sınıflandırılmış askerlik araştırmaları yapan on iki büyük üniversitenin Savunma Analizleri Kurumu, Chicago, Princeton ve Columbia üniversitelerinde sürekli saldırılarına maruz kalır. En sonunda, bu üniversitelerin kurumsal destekleyicilerinden ayrılması sağlanır.
 1968 yılında tüm dünyada olduğu gibi ABD’de de öğrenci eylemlerinde belirgin bir artış göze çarpar. Yılın ilk altı ayında iki yüz civarında gösteri düzenlenir. Özellikle Tet saldırısının ardından öğrenci eylemleri daha da şiddetlenir. 1968’de üniversiteler açıldığında SDS’ye üye olan öğrencilerin sayısında büyük bir patlama görülür. Politikacıları reddeden, militan bir eylem yapısı benimseyerek örgütlenmenin önemini gören öğrenciler, Amerika’daki adaletsizliğe ve savaşa son vermek için Fransa’daki öğrenci-işçi grevini model alırlar. 1968 yılındaki öğrenci eylemlerinin en büyüğü New York’daki Columbia Üniversitesi Bahar İsyanıdır. SDS’nin ve siyah öğrencilerin üniversiteyi işgali üzerine polis şiddet kullanarak ayaklanmayı bastırır. Bu gösteri, öğrencilerin Vietnam Savaşı’na karşı gövde gösterisidir.
 4 Nisan 1968’de Martin Luther King’in öldürülmesinin ardından yüz şehirde çıkan ayaklanmalar sonucu kırk altı kişi ölür. Yüksek öğretim kurumlarında rekor düzeyde protesto gösterisi düzenlenir. Haziran 1968’de Robert Kennedy’nin suikaste uğraması şiddet eylemlerini daha da artttırır.
 1968 Başkanlık Seçimi’nin ardından genç eylemciler Vietnam İş Bırakma Günleri eylemleri üzerinde çalışmaya başlarlar. Eylemin amacı insanlardan “savaşın nasıl sonlandırılacağını düşünmek için ayın bir günü işi bırakmaları”nı istemektir. Vietnam İş Bırakma Komitesi, Ekim ayında eylem yapmak için örgütlenmeye başlar. Komiteye, öğrenci liderleri, aydınlar, Medeni Haklar Hareketi liderleri, dini liderler ve işçi sendikaları destek verir.
 1969 yılında öğrenci eylemleri şiddetini arttırarak defvam eder. Çıkan olaylar yüzünden Harvard, Massachusetts, Pennsylvania ve San Fernando eyalet üniversitelerinde polis olaylara müdehale eder. Winconsin ve New York üniversitelrinde siyah ve beyaz öğrenciler arasında şiddetli çatışmlar yaşanır. Harvard ve Cornell’de öğrenciler rektöre şartlarını kabul ettirirler.
 Şubat 1970’de, Vietkonglar’ı arayan bir Amerikan müfrezesinin yüzlerce köylüyü bir hendeğe doldurarak kurşuna dizdiği Mai Lai Katliam’ı ortaya çıkar. Bu katliam, savaşın vahşetini ve korkunçluğunu gözler önüne serer. Olayın ortaya çıkışından sonra, askerlik direnişi ve askerden kaçma oranlarında önemli artış görülkür.
 1970 Nisan’ında, Başkan Nixon’un ABD ve Güney Vietnam kuvvetleriyle Kamboçya’yı   işgali üzerine öğrenci eylemleri ABD tarihinde daha önce hiç olmadığı kadar yoğunlaşır; sonu şiddetle biten gösteriler patlak verir. Nixon’un harekatı açıklamasından bir kaç gün sonra Kent Eyalet Üniversitesi’nde öğrencilerin ROTC binasını bombalamaları üzerine Ohio Valisi, ulusal güvenlik güçlerini çağırır ve ayaklanma bastırılır. Olaydan bir süre sonra 4 Mayıs’da, öğrenciler tekrar ayaklanınca yeniden çağırılan güvenlik görevlilerinin öğrencilerin üzerine rastgele ateş açması üzerine dört öğrenci ölür, on biri de yaralanır.
 Kent Eyalet Üniversitesi’ndeki ölümler, büyük bir protesto dalgasının başlangıcı olur. Gösteriler bir ay içinde dört yüz üniversiteye sıçrar; iki yüz elliden fazla üniversite olaylar yüzünden dönem bitmeden kapanır. 9 Mayıs 1970’de, yüz bin öğrenci Washinton’da büyük bir protesto yürüyüşü düzenler. Yine 16 Mayıs’ta Mississipi’deki Jackson Eyalet Üniversitesi’nde polisin olayları bastırmak için rastgele ateş açması üzerine iki siyah öğrenci ölür, on bir öğrenci yaralanır.
 Kamboçya’nın, ardından da Laos’un işgali protesto gösterilerini arttırır. İki üniversitedeki ölümlerin ardından bu kez üniversiteler nispeten sessizdir. Öğrenciler, kampüs eyleri düzenlemek yerine savaş karşıtı Vietnam gazileriyle birlikte Washinton’a yürürler.
 1971-1971 eğitim öğretim yılında üniversitelerde eylemler azalmaya başlar. 1971 Şubat’ında Ulusal Öğrenci Birliği, Kuzey ve Güney Vietnam’a kendi barış projelerini götürmek üzere bir öğrenci heyeti gönderir. Öğrenci eylemlerinin sayısı azaldıkça medyanın bu eylemlere ilgisi azalmıştır. Bu da hareketin gücünü kaybetmesinde önemli bir etkendir. Çünkü, eylemlerin kitlelere duyrulmasında medyanın önemli bir rolü vardır.
 1973 Baharı’nda, ABD’nin savaşı kaybettiği kesinleşir ve en son Amerikan kuvvetleri 1975’de Vietnam’dan çekilir. Savaş bitince savaş karşıtı harekette biter. Öğrenci eylemleri savaşı bitirmede temel etken olmasa da savaş karşıtı hareketin içinde sömürüye ve emperyalizme karşı bir bilincin oluşturulmasına yardım eder.
 Daha sonraları 1960’lardaki öğrenci eylemlerinin pek çoğunun 1930’ların radikallerinin çocukları olan küçük bir azınlık tarafından yönlendirildiği söylenmiştir. Ayrıca eleştirmenler, eylemlere katılan öğrencilere mezun olduktan sonra çabucak düzenin işleyişine katılan, zevk peşinde koşanlardan ve askere gitmekten kaçan savaş karşıtlarından oluştuğunu iddia etmektedirler. 1940 ve 1950’lerdeki yüksek doğum oranının, 1960’ların sonunda büyük bir üniversite gençliği yarattığını ve demografik şartların öğrenci eylemlerini şiddetlendirdiğini savunurlar. Ancak eleştirmenler, böylesine büyük bir gençlik ayaklanmasının bir daha tekrarlanamayacağı görüşünde hemfikirdirler.

Yorumunuzu Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir