ÇOCUĞUNUZLA BAŞARI YOLUNDA

ÇOCUĞUNUZLA BAŞARI YOLUNDA

Çocuğunuzu, bebekliğinden itibaren olduğu gibi kabul etmeye çalışın ve ona anlayışla yaklaşın.
“Beni gör, neler yapabildiğimi fark et” mesajıyla yaptığı davranışlarını görün, çabalarını fark ettiğinizi, desteklediğinizi ona hissettirin.

Çocuğunuza evde küçük görevler vererek kendine güven kazanmasına ve sorumluluk bilinci geliştirmesine yardım edin. Bu görevler, basit ev işlerinde anne, babaya yardım etme, odasını, yatağını toplama gibi onu fazla zorlamayacak biçimde olmalıdır. Aile ile ilgili işlerde bir pay vermeniz, ona işe yaradığı, dikkate alındığı duygusunu yaşatır, bu duygu onu başarıya götürür. “Yeterki dersini çalışsın işlerini ben yaparım” düşüncesiyle onun yapması gereken görevleri siz yapmayın, sorumluluklarını üzerinize almayın. Onun yapabileceği işleri sürekli siz yaparsanız çocuğunuz sorumluluklarını yerine getirme alışkanlığı kazanamaz. Ayrıca kendisini bir şey beceremiyormuş gibi algılayabilir, ileriki yıllarda bir sorunla karşılaştığında ne yapacağını da bilemez.

Dikkat edilmesi gereken önemli nokta, ona yapmakta zorlanacağı ve tüm zamanını harcayacağı ağır görevler verilmemesidir. Onun olumlu yönlerini, az da olsa başarı gösterdiği faaliyetleri görmeniz ve pekiştirmeniz, kendine güvenini artırır ve ona pek çok alanda başarılı olma yolunu açar. Okulda ki en küçük başarılarını bile “aferin ne güzel yaptın, seni beyle görüce mutlu oluyorum, seninle birlikte ben de bir şeyler öğreniyorum, hep böyle olursan her şeyi başarabilirsin” gibi sözlerle ödüllendirin. Bu onun kendine güvenini artıracak ve daha istekle okula gitmesine, ders çalışmasına katkı sağlayacaktır.

Çocuğunuzun okulu ve öğretmeni ile sürekli iletişim ve iş birliği içinde olun, durumu çocuğunuz okula gitmek istemiyorsa onu azarlamadan sorunun nedenlerini anlamaya ve çözüm üretmeye çalışın, okula gitmemek için küçük bahaneler ileri sürüyorsa bu bahaneleri duymazlıktan gelin, okula gitmenin gereğini vurgulayın ve ona gitmemesi için izin vermeyin.

Eğer okulda kendini yalnız hissediyor ve arkadaş edinmekte zorlanıyorsa, sınıfında anlaşabileceği arkadaşlarla tanışması için ona yardım edin, bunun yollarını göstererek yavaş yavaş da olsa uygulamasını isteyin. Çocuğunuzun okulda başına bir şey gelirse ne yapacağı, arkadaşlarıyla anlaşamayacağı, herkesten geri kalacağı gibi endişeleri varsa; onunla konuşun, duygularını paylaşın. Okulun güvenli bir yer olduğu, onun da arkadaşları gibi başarılı olabileceği, ihtiyacı olduğunda hemen okula geleceğiniz konularında anlayabileceği, tatlı bir dille açıklamalar yapın. Ders çalışması için onu oyundan ve yapmayı sevdiği faaliyetlerden tamamen mahrum etmeyin, dinlenme zamanlarında oyun oynamasına izin verin. Çünkü o hala bir çocuk ve oyun çocuk için vazgeçilmezdir. Oyun ve sevdiği faaliyetlerle dinlenir, hoş zaman geçirip rahatlar. Aslında oyun oynarken pek çok şeyi de öğrenir.

Oyunun engellenmesi, onun gerilemesine, daha ters tepkiler vermesine neden olur. Hayatı başına zindan eder.

Televizyon ve arkadaş buluşmalarını da denetleyin ancak hayatından çıkarmayın, sınırlar belirleyerek hem ders çalışmasını hem arkadaşlarıyla faaliyetler yapmasını hem de televizyonda olumsuz etkilenmeyeceği programları seyretmesini sağlayın. Bu sınırları çocuğunuzun düşüncelerini de alarak belirleyin çünkü katı sınırlar, ders çalışmaya direnç oluşturabilir. Sınırlara uyduğunda onu ödüllendirin. Bu ödüller oyuncak alma gibi maddi ödüller yerine kutlayıcı, yüreklendirici sözler veya sevdiği yemeği yapma, hafta sonu parka götürme gibi ödüller olmalıdır. Bir şey almaya yönelik ödüller, öğrenmek ve sorumluluğunu yerine getirmek için değil yalnızca o ödüle ulaşmak için ders çalışma davranışına yol açabilir. Diğer ödüllerin de buna yol açmamasına dikkat edilmelidir.

Çocuğunuzun okulu ve öğretmeni ile sürekli iletişim ve iş birliği içinde olun, durumunu izleyin. Her anne baba çocuğunun iyi eğitim almasını ister. İyi eğitim sadece okulda verilemez, anne ve baba çocuğa okul dışında öğretmenlik yaparak eğitimine destek olmalıdır. Okulda öğretilen bilgiler ve kazandırılan beceriler, okuma, yazma ve olumlu davranışlar, evde pekiştirilmez ise iyi öğrenilmez, çocukta yerleşmez. Öğretmenler, anne babalara okul eğitimine destek olabilmeleri için önerilerde bulunurlar. Ayrıca öğretmenle işbirliği içinde olan anne babalar, çocuğun yaşadığı sorunları ve benzerini öğretmene aktarıp destek olmasını isteyebilir. Tüm bunlar göz önüne alındığında ailenin öğretmenle yapacağı işbirliğinin gereği ortaya çıkar. Bazı aileler, “çocuk okulda her şeyi öğrenir, öğretmen gerekeni anlatır” diye devde bir şey yapmak istemez. Bazı anne babalar da çocuğun karnesine bakıp durumunu izlediğini söylerler. Bu yaklaşımlar son derece yanlıştır. Karne çocuğun durumunu takip etmek için yeterli değildir. Çünkü davranışları, becerileri, duygusal durumu, uyumu, öğretmen ve arkadaşlarla ilişkileri tam olarak yansıtmaz. Ayrıca yalnızca karneye bakıp başarısız oldu diye çocuğu azarlamak, onun yaşadığı sorunların farkına varıp bu sorunları çözme yoluna gidilmediği için daha da sorun yaratır. Çocuğunuz, bu konuda da sizden ilgi ve destek bekler. Bunun için onun öğretmeniyle iletişiminizi güçlendirin, okulda yapılan veli toplantılarına mümkün olduğunca katılın. Çocuğunuz, bu toplantılara gitmediğinizde sizin için önemli olmadığını, onunla ilgilenmediğinizi hisseder, sonraları annem babam nasıl olsa toplantılara gelmiyor düşüncesiyle ders çalışmayı bırakabilir.

Çocuklar arasındaki bireysel farklılıkları göz ardı etmeyin. Her çocuk okuma ve yazmayı aynı anda öğrenemez, her çocuk her derste başarılı olamayabilir. Biri

Türkçede, diğeri matematikte, bir başkası resimde daha başarılı olabilir. Bundan dolayı çocuğu başka çocuklarla kıyaslamamalıdır. “Bak Ayşe ne güzel notlar alıyor, sende hiç bir şey yok, sen niye Aslı gibi değilsin?” gibi sözler çocuğu motive etmez aksine üzer ve daha da olumsuz davranışlara neden olabilir, çocuk kendini aşağılık, işe yaramaz bir varlık olarak görebilir.

Aşırı güven gösteren yaklaşımlardan kaçının. “Bu sınavı sen kazanmazsan kim kazanacak, sen üniversiteyi kazanamazsan adımı değiştireceğim” gibi aşırı güven gösteren abartılı yaklaşımlar, çocuğun üzerindeki baskıyı ve kaygıyı artırır ve başarısızlığa neden olabilir. Ona güvendiğinizi abartmadan belirtmeniz daha doğru olacaktır.

Çocuğunuza derslerinde ve diğer çalışmalarında yardımcı olamıyorsanız, üzüntü ve karamsarlığa kapılmayın, size bir şey sorduğunda geçiştirmeyin. Neden yardım edemediğiniz konusunda onunla konuşun, “ben okula gidemediğim için veya zamanında öğrendiklerimi hatırlayamadığım için sana yeterince yardımcı olamıyorum ama anlattıklarını dinleyebilirim” gibi sözlerle yanında olduğunuzu ona hissettirin. İsterseniz çocuğunuzun kitaplarını okuyun. Böylece hem kendi bilgilerinizi artıracak hem de ona daha iyi yardım edebileceksiniz.

Çocuğunuzu derslerin yanında başka etkinliklere de yönlendirin ama bunu yaparken onu okul, dershane ve sosyal etkinlikler arasında sıkışık bırakmayın. Elbette dersini çalışsın, bir şeyler öğrensin ama bırakın çocukluğunu yaşasın, dinleneceği yerde dinlensin, eğleneceği zaman eğlensin. Bu günler geri gelmeyeceğine göre çocukluğunu doya doya yaşamasına izin verin.

Ondan her şeyde mükemmel olmasını beklemeyin. Her insan bazı işlerde, derslerde başarılı olurken basılarında aynı başarıyı gösteremez. Şunu unutmayın ki sizin de mükemmel olmayan yönleriniz vardır. Çocuğunuzun her şeyde mükemmel olmasını beklemek, onun olduğu kadar sizin de stresinizi ve kaygınızı artırır. Bunun etkisiyle başarısı düşer.

Çocuğunuzu internetten gelecek tehlikelere karşı koruyun. İnternet siteleri ne yazık ki bir sürü zararlı öğeyle dolu ve çocuklar farkında olmadan bunlara ulaşabilir, pek çok olumsuz durumla karşılaşabilirler. Onu bu konuda bilgilendirin, internette geçireceği zamana bir sınır koyun ve çocuğunuzu bunaltmadan denetimler yapın. Orada gördüklerini size rahatça anlatabilmesi için ona güven verin.

Yorumunuzu Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir