UTANGAÇLIK VE İÇEDÖNÜKLÜK

UTANGAÇLIK VE İÇEDÖNÜKLÜK

“Son zamanlarda çocuğum yabancıların yanında çekingen davranıyor. Ama onlarla tanıştıktan sonra bu tutumu ortadan kalkıyor.”
Utangaçlık duygusu, yabancılarla karşılaşma durumlarında artış gösterebilir. Bu da çocuğun büyüme döneminde normal kabul edilebilecek bir durumdur.

Yabancılara karşı çekingenlik ilk olarak bebeklik döneminde ortaya çıkar. On beş aylıkken zirveye ulaşabilir ve bazen dört beş yaşına kadar bazen de daha uzun süre devam edebilir. Yabancılara karşı bir çekingenlik durumu söz konusu ise , çocuk etraftaki yabancıları ( ki bunlar büyükler olabileceği gibi diğer çocuklar da olabilir) mutlaka fark edecektir. Bu sadece okul döneminde öğretmeniyle tanışmaktan duyacağı rahatsızlıkla sınırlı kalan bir davranış biçimi değildir; aynı zamanda sokakta , parkta oynayan çocuklara katılma konusunda göstereceği çekingenlik de kendini belli edecektir.
Yuva yaşına gelen çocukların % 90 ‘ı bu tip endişelerden kurtulmuş olur. Bu yaşa gelen çocuklar artık kendi yaşıtlarıyla oynama konusunda bir çekingenlik göstermezler. Bazı durumlarda utangaçlık yabancılar karşısında çekingenlik hissetmek gibi bir duyguyla sınırlandırılıyorsa da, bazı durumlarda utangaçlığın karşı tarafın üzerinde iyi bir etki bırakıp bırakmamak ya da gruba kabul edilip edilmemek gibi bir endişeyi de barındırdığı görülmüştür. Daha sonraki yıllarda ise utangaçlık genellikle daha ileri derecede endişelenmekten kaynaklanır.(Swedo, 2003)
Utangaçlık Genlere mi Şifreli ?
Utangaçlığın genetik olup olmadığını inceleyen davranış bilimcilerin ve bilim insanlarının çoğu, bu davranışımızın genetik yapımıza bağlı olduğunu savunmaktadırlar. Annesi yada babası utangaç olan bir çocuğun, utangaçlık davranışını gösterme olasılığının yüksek olduğunu söyleyen davranış bilimciler, utangaçlığın “davranış bozukluğu” olmadığını ve çocuk bu anlamda desteklenirse, zaman içerisinde bu davranışının törpüleneceğini belirtiyorlar.
Utangaçlık duygusunun “güven” duygusuyla sıkı bir ilişkisi vardır. Bebek, doğduğu andan başlayarak, yaşamını güven duygusuyla sürdürme ihtiyacındadır. Karnı doyan, altı temizlenen, ilgilenilen, sevgi duygusuyla doyurulan bebeğin, güven içinde mışıl mışıl uyumaması için hiçbir neden yoktur. Bebek, büyüdükçe evin içindeki bireyleri, annesini -babasını, varsa ablasını- ağabeyini, tanıma sürecine girer. Çocuk üç yaşına geldiği zaman, onun en güvendiği insanlar aile bireyleridir. İşte bu nedenle eve gelen misafirlere, sokakta karşılaşılan anne ve babanın arkadaşlarına, kreşe başladıysa kreşteki öğretmenine ve kendi yaşıtlarına güvenene kadar onlardan uzak durur. Çocuklarda “utangaçlık” diye adlandırdığımız bu duygu ve davranış biçimi, belli yaşlar için çok doğaldır. Çocuk güven hissettiği zaman, bu davranışını terk eder. Çocuk parklarında önce birbirinden uzak duran çocukların, kısa bir süre içinde neşeli bir şekilde oynamalarının nedeni de budur.
Anne baba tutumları çocuğun “utangaçlık” davranışını etkileyebilir. Kuşkusuz hiçbir anne baba çocuğunun belli bir yaşa gelip de, hala utangaç olmasını istemez. Ancak bazı hatalı anne baba yaklaşımları, çocuğun “utangaçlık” duygu ve davranışını pekiştirip davranış bozukluğu boyutuna gelmesine neden olabilir.
Çocuğa Baskı Yapmak: Başkalarının yanında utanan, çekinen çocuğa baskı yapmak, “konuşsana”, “merhaba desene” vb. gibi zorlamalarda bulunmak son derece hatalıdır. Yaşından dolayı utanan çocuğu birde bu şekilde zorlamak, o çocuğun daha da içine kapanmasına ve kendisini işe yaramaz, beceriksiz hissetmesine yol açacaktır. Bir süre sonra çocuk yeni insanlarla tanışmaya korkacak ve direnç gösterecektir.
Çocuğu Suçlamak: Anne baba tutumları arasında sık rastlanan “suçlama” davranışı çocuğun kendisine olan güvenini zedelemekten başka sonuç doğurmaz. “Sen zaten her zaman utanırsın”, “utangaçlık sana hiç yakışmıyor”, “bak insanlar seni ayıplıyorlar” vb. gibi yaklaşımlar, çocuğun utangaçlığını yenmesine değil, o davranışına sıkı sıkıya tutunmasına yol açacaktır.
Çocuğu Azarlamak: Çocuklarının utangaç davranışlarından rahatsız olan bazı anne babalar, çocukları utandıklarında onu azarlarlar. Sanki utanıp utanmamak çocuğunun elindeymiş gibi, çocuklarına bağırırlar. “Bıktım senin utanmandan”, “Bir daha böyle utangaçlık yaparsan, seni hiçbir yere götürmem” vb. gibi yaklaşımlar, çocuğun içine kapanmasına ve korku duygusunu geliştirmesine neden olur.
Çocukla Alay Etmek: Bazen de anne babalar çocuklarıyla alay ederek onun bu davranışını bırakacağını zannederler. “Bana bak bayan utangaç!”, “Bu utangaçlığına herkes de nasıl gülüyor” vb. gibi cümleler, çocuğun kendisini kötü ve çekingen hissetmesini sağlar.
Çocuğu Utandırmak: Anne babalar çocuklarının utangaçlıklarını, onu utandırarak yenebilecekleri gibi bir yanılgıya düşebilirler. Özellikle başkalarının yanında çocuğu utandırmanın olumlu sonuç vereceğini düşünen anne babalar, bu yaklaşımları ile çocuklarının utangaçlığını daha da pekiştirirler. “Bizimki, dünyanın en utangaç çocuğudur”, “Siz hiç böyle utangaç bir çocuk gördünüz mü?” diye çocuğu başkalarının yanında utandırmaktan kesinlikle kaçınılmalıdır.
Çocukları olumsuz motive etmek yerine, olumlu motive etmek, utangaçlığın zaman içerisinde azalıp, yok olmasını sağlar. Zaten çocuk, içinde bulunduğu psikolojik gelişimini bırakıp, bir başka gelişim dönemine geçtiğinde, utangaçlık davranışı da yok olacaktır. Çocuğa baskı uygulamak yerine,ona güven vermek ve kendisini güvende hissetmesini sağlayacak sözler söylemek gerekir.

11 Yorum
  1. 15 Kasım 2011
  2. 19 Haziran 2012
  3. 14 Kasım 2012
  4. 28 Kasım 2012
  5. 25 Mart 2014
  6. 04 Haziran 2014
  7. 05 Eylül 2014
  8. 02 Aralık 2016
  9. 05 Aralık 2016
  10. 09 Mart 2019
  11. 09 Mart 2019

Yorumunuzu Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir