AZİM ONUN RUHUNDA VAR – DÜNYANIN EN HIZLI BACAKSIZ’I

BAŞARILI ENGELLİ SPORCULAR – ALDIKLARI DERECELER

AZİM ONUN RUHUNDA VAR  

   28.05.07 – Nurullah Kart, doğuştan fiziksel engelli olmasına rağmen, uğraştığı spor dallarıyla müthiş bir yaşama azmi ve performansı göstererek herkese
örnek olmayı başarıyor. Nurullah Kart’ın tek hayali ise engelliler olimpiyatlarına katılarak Türkiye’yi temsil edebilmek. Fiziksel engelli bir sporcu olan
Nurullah Kart, 25 yaşında.

 Kart’ı diğer engelli sporculardan ayıran en önemli özelliği, farklı spor dallarında gösterdiği azim. Nurullah Kart aktif olarak,
dalgıçlık, dağcılık, bisiklet ve koşu gibi, yüksek fiziksel güç gerektiren spor branşlarıyla uğraşmasının yanı sıra, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tekerlekli
Sandalye Basket Takımı’nda da lisanslı olarak basket oynuyor.
   Nurullah Kart’ın spora olan aşkı daha çocuk yaşlarda şekillenmeye başladı. Doğuştan sağ bacağından engelli olarak doğan Kart, 18 yaşında bir koşu sırasında
bacağını fazla zorlayınca sağ bacak bağlarını kopardı ve 6 ameliyat sonucunda zaten engelli olan bacağı diz üstünden kesildi. Asıl amacının Ege Üniversitesi
Spor Akademisi’ne girmek olduğunu söyleyen Kart, “2001 yılında üniversite sınavlarına girdim. Asıl amacım, çok sevdiğim sporun akademik eğitimini alabilmekti
fakat o dönemde spor akademisi engelli sporculara kontenjan açmıyordu. Ben de Ege Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’ne kaydımı yaptırdım ve mezun olduktan
sonra arkeolojik kazılara katılmaya başladım. Arkeolojik kazılar çok zor şartlarda yapılıyor ve fiziksel güç gerektiriyor. Önceleri beni tanımayan insanlar
zorlu arazi şartlarına dayanıp dayanamayacağımı merak ediyorlardı. Ancak beni tanıdıktan sonra onlarla aramızda hiçbir fark olmadığını gördüler. Hatta
öyle ki benim farklı spor dallarıyla uğraşmam bazı arkadaşlarımın bana gıptayla bakmasını sağladı” diye konuştu.TEK HAYALİ OLİMPİYATLAR
   Nurullah Kart, sporun kendisi için bir hayat tarzı haline geldiğini belirtiyor ve en büyük hayalinin engelliler olimpiyatlarında ülkemizi temsil etmek
olduğunu söylüyor. Nurullah’ın bu hayalinin önünde duran en büyük engel ise özel olarak üretilen ve 10 bin euro değerindeki koşu protezini alabilmek için
gerekli parasal desteği bulamaması. Nurullah Kart aynı zamanda, İzmir Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi’nde araştırma görevlisi olarak çalışıyor ve
buradan kazandığı parayı da yaptığı sporları finanse etmekte kullanıyor. Kart bu durumu şu sözlerle anlatıyor:
   “Ben engellere çok basit bir gözle bakıyorum. Eğer yoldaki bir kaldırım, tekerlekli sandalyedeki bir insan için engel oluşturuyorsa rampa yapılır ve
bu engel oradan kaldırılabilir, eğer üçüncü kata çıkmak benim için bir engelse asansör yapılır ve bu engel de ortadan kaldırılır. Bu noktada önemli olan,
engelleri ortadan kaldırabilecek parasal desteği sağlayabilmek. 2004 Olimpiyatlar’ına bu nedenle katılamadım, önümüzdeki yıl düzenlenecek olimpiyatlara
da katılamayacağım. İnternet yoluyla gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında birçok firmaya, koşu için özel olarak tasarlanmış karbon alaşımlı protez alabilmek
ve olimpiyatlara katılabilmek için başvurdum fakat yurtiçinden bana olumlu ya da olumuz bir yanıt vermediler.”

AMERİKALI SPORCUDAN DESTEK
   İnternetteki araştırmaları sırasında engelli sporcu Amerikalı Daniel Shret ile tanıştığını söyleyen Kart, “Durumumu anlattım, o da benim klinik bilgilerimi
aldı ve bana yardım edebileceğini söyledi. bende şimdi Amerika’dan gelecek müjdeli haberi bekliyorum” dedi. (Akşam) 

DÜNYANIN EN HIZLI BACAKSIZ’I  

   27.05.07 – Protez bacaklarına bakıp sakın aldanmayın. Oscar Pistorius (20) dünyanın en hızlı atletleriyle rekabet etme yolunda hızla ilerliyor. “Cheetah”
adlı iki protez bacağıyla üç yıldır öylesine rekorlar kırdı ki, gelecek yıl Çin’in başkenti Pekin’deki Olimpiyat oyunlarında “engelsiz” rakipleriyle mücadele
etmek istiyor. Ancak, önünde bir engel var: Uluslararası Atletizm Federasyonu IAAF, Pistoris’un protezlerini fazlasıyla teknolojik bulup engelsizlerle
birlikte yarışmasına karşı çıkıyor.
   Mart ayında, Güney Afrika Atletizm Şampiyonası’nda ilginç bir görüntüyle karşılaştı seyirciler. 400 metre erkekler finalindeki atletlerden birinin iki
bacağı yoktu. 20 yaşındaki Oscar Pistorius, sağlam bacaklı yedi rakibine karşı protez bacaklarla koşacaktı. Buna karşın Pistorius, altı rakibini geride
bıraktı. Jan Van der Merwe’den sonra ikinci oldu. Sadece bu yarış bile azimli atletin hikayesini iyi anlatıyor. Ama bir de öncesi var tabii.
   Pistorius, Güney Afrika’nın Pretoria kentinde doğdu, doğumdan sonra görüldü ki bacaklarında kaval kemiği yoktu. Ayrıca, iki ayağında da ortopedik sorunlar
vardı. Henüz 11 aylıkken doktorlar iki bacağını da dizinin altından kesmek zorunda kaldı.

ÜÇ ALTIN, İKİ REKOR
   Bu fiziki eksikliğe karşın hiçbir zaman hayattan kopmadı küçük Oscar. Hatta hayata daha bağlandı, birçok dalda mücadele veren bir sporcuya dönüştü.
Önce tenis ve kriketle uğraştı. İlk gençlik yıllarında sutopu ve ragbi oynuyordu. Bu arada çeşitli bacak protezleri kullanmıştı. Ancak, dört yıl önce geçirdiği
bir diz ameliyatından sonra ragbiyi bıraktı. Önünde yeni bir kapı açılıyordu: Atletizm.
   Antrenörü Ampie Louw’un katkısıyla sprinter ve kısa mesafeci olmak için çalışmaya koyuldu. Kısa sürede 100, 200 ve 400 metrede derecelerini geliştirdi.
2004’te Atina’daki Bedensel Engelliler Olimpiyatları’nda 100 metrede üçüncü oldu. 200 metreyi ise dünya rekoru kırarak kazandı. Atletizme başlamasının
üzerinden sadece 10 ay geçmişti.
    2005 ve 2006’da da boş durmadı. Her girdiği yarıştan madalya ve rekorla dönüyordu. 2005’te ilk kez engelsiz atletlerle boy ölçüştü. Geçen yıl engelliler
dünya şampiyonasında üç altın madalya kazanırken 200 ve 400 metrede dünya rekoru kırdı. Bu yıl ise dünya rekorlarını öyle bir seviyeye taşıdı ki engelsiz
atletlere karşı nasıl koşacağı tartışılmaya başlandı.

TAKMA BACAĞIN DEZAVANTAJLARI
   Zaten Pistorius da asıl hedefini belirledi: Gelecek yıl Pekin’deki Olimpiyat Oyunları’nda engelsiz atletlere karşı koşmak istiyor. Bunun için öncelikle
45,50 saniyelik Olimpiyat barajını aşması gerekiyor. Halen en iyi derecesi olan 46,56 saniyeyi bir saniyeden fazla geliştirmek zorunda. Bir de Uluslararası
Atletizm Federasyonu IAAF’ın kurallarını esnetmesi gerekiyor. Çünkü IAAF yetkilileri Pistorius’un kullandığı protezin ona avantaj salladığını ve bir haksız
rekabet oluştuğunu iddia ediyor.

   Ortopedik protez alanında uzman Ossur şirketinin geliştirdiği korbon elyafından yapılmış “Cheetah” protezlerini kullanıyordu. Bu protez sayesinde koşarken
her adımı 2,7 metreyi buluyor. Antrenörü avantaj sağlama bir yana engelsiz karşısında hálá çok sayıda dezavantajı bulunduğunu anlatıyordu New York Times
gazetesine: Islak zeminde kavramanın azalması, rüzgar nedeniyle bacakların yana savrulması ve startta ayağa kalkıp koşu pozisyonu alırken kaybettiği zaman.

400 METREYİ KİM HIZLI KOŞUYOR

2007’nin en hızlı erkek atleti: Jeremy Wariner (ABD) 44,02
2007’nin en hızlı kadın atleti: Allyson Felix (ABD) 50,40
Dünya erkekler rekoru: Michael Johnson (ABD) 43,18
Dünya kadınlar rekoru: Marita Koch (Doğu Almanya) 47,60
Türkiye rekoru: Serdar Tamaç 46,63

TÜRK ATLETLER OSCAR’DAN YAVAŞ KOŞUYOR
   Oscar Pistorius geçen mart ayındaki Güney Afrika Şampiyonası’nda 400 metreyi 46,56 saniyede koşarak gümüş madalya kazandı. Bu derece Serdar Tamaç’ın
iki yıl önce kırdığı Türkiye rekorundan bile iyi. Atletizm tarihinde sağlam bacaklarıyla Pistorius’un derecesinden hızlı koşan kadın atlet çıkmadı.

İZLANDA’DA ÜRETİLİYOR
   İzlanda merkezli Ossur şirketi yaklaşık 35 yıldır bedensel engelliler için protez üretiyor. Şirket son yıllarda ortopedik protezler üzerine uzmanlaştı.
Birkaç yıl önce geliştirdikleri flex-sprint serisi ise engelli sporculara özel tasarlandı. Serinin son modeli flex-sprint III’ün ismi de başarısı üzerine
Cheetah (Çita) olarak değiştirildi. (Hürriyet) 

AVRUPA KÖRLER BİREYSEL SATRANÇ ŞAMPİYONASI İNGİLTERE’DE YAPILDI!  

   31.08.07 – Görme engelli satranç ustaları Uluslar Arası Körler Satranç Birliği (İBCA)’nın düzenlediği 2007 Avrupa bireysel satranç Şampiyonasında mücadele
ettiler. Elleriyle  dokunarak özel satranç tahtalarında beyin güçlerini ve satranç becerilerini yarıştırdılar.

   Turnuva İngiltere’nin kuzeyinde, İskoçya sınırına yakın şirin bir kasaba olan Durham’da 14—23 ağustos tarihleri arasında gerçekleşti. Aidans Koleji kampusünde
düzenlenen turnuva heyecanlı maçlara sahne oldu. Yirmi ülkeden yaklaşık seksen satranççının katıldığı karşılaşmalarda oyuncular dört hatta altı saate kadar
uzayabilen zorlu maçlarda kozlarını paylaştılar.  

TURNUVADA ÜLKEMİZİ DÖRT SPORCUMUZ TEMSİL ETTİ  

   On gün boyunca bir dinlenme günü haricinde sporcular toplam dokuz karşılaşma yaptılar. Turnuva sonunda ilk üç sırayı Çekoslovak Rus ve Ukraynalı  sporcular
elde ettiler. Elli hatta yetmişbeş yıllık satranç deneyimine sahip Alman, İngiliz ve İspanyol körler satranç federasyonları ilk sıraları fazla zorlayamadı.
Beklenmedik bir sonuç ise geçen yılların şampiyonlarının ilk 20 sıra içine bile girememesi oldu. Bu sonuç turnuvanın düzeyini göstermek açısından oldukça
önemli.  

TÜRK SATRANÇÇININ BAŞARISI (KATEGORİ ÖDÜLÜ) 

   Sporcumuz Selim Altınok 2000 raitingliler altı kategorisinde en iyi dereceyi yaparak birincilik ödülü aldı. Altınok anons üzerine sahneye çıkıp ödülünü
alırken satrançta ilk defa ülkemizi kürsüye taşımanın gururunu yaşıyordu.

   Selim Altınok turnuvadaki dokuz karşılaşmadan sekizini uluslar arası raiting puanı (ELO) sahibi tecrübeli rakiplere karşı oynadı. İtalyan şampiyonunu
ve Macarların eski ustası Nemets’i yenmeyi başaran Altınok, Rus ve Almanların iki kuvvetli satranççısını da malup etti. Altınok gösterdiği başarılı performansla 
2128 ELO puanı çıkardı. Böylelikle genel klasmanda bir çok tecrübeli oyuncunun bulunduğu kategoriye girmeyi başardı.

   Selim Altınok turnuvayı beş puanla tamamlarken, eski dünya şampiyonları Krilov ve Berlinsky ile aynı puanı elde etmiş oldu. Diğer oyuncularımız Kerim
Altınok 4 puan, İsmail Demirel 3.5 puan, Levent Açlan ise 3 puanla karşılaşmaları tamamladılar.

   Selim ve Kerim Altınok kardeşlerin maçlardan sonra akşam saatlerinde Kolej kampüsünde ki dinlenme salonunda kendi enstrümanları ve sesleriyle yaptıkları
nostaljik müzik ve  Türk ezgilerinden verdikleri örnekler dikkat çekti, yeni ilişkiler kurulmasına katkıda bulundu, ayrıca, organizasyon ve diğer ülke
sporcularının beğenisini kazandı, Türkiye açısından da iyi bir tanıtım oldu.

   Körler satrancının ülkemizde yaygınlaştırılması adına bu turnuva bir başlangıç niteliği taşıyabilir.  

WILMA RUDOLPH 

Siyahi bir ABD’li olan Rudolph,
Tennessee
‘nin kırsal, yoksul bir bölgesinde büyüdü.Doğduğunda ağırlığı 2,5 kg’ı bile bulmuyordu. Ardı ardına çocuk felci, zatürree ve bedenini kısmen felce uğratan
kızıl hastalıklarına yakalandı. Sekiz yaşına kadar yürüyemedi bile. Ancak 11 yaşında basketbol oynamaya başlamış, lisesinde bir basketbol yıldızı oluvermiş,
ardından da eyaletin atletizm takımının yıldızlığına ulaşmıştı. Bırakın koşmayı, yürümesi bile mucize sayılan bu kız,
Roma Olimpiyat Stadı
‘nı dolduran seyircileri büyüledi. Olimpiyat tarihinde, üç aldın madalya birden kazanan ilk kadın atlet oldu. 100 ve 200 metre yarışlarının yanı sıra, bir
altın madalya da 4×100 bayrak yarışında aldı.  

ENGELLİYİM DİYEREK HAYATA KÜSMEDİ, 2 YILDA 2 AVRUPA, 2 DÜNYA ŞAMPİYONLUĞU KAZANDI

GAZİANTEP (CİHAN) – Hayata küsmeyen bedensel engelli Mustafa Dinleyici (27), engelliyim diyerek ümitsizliğe kapılmadı ve 2 yılda 2 Avrupa, 2 dünya şampiyonluğu
elde etti.
   Bedensel engelli Mustafa Dinleyici (27), hayata küsmedi aksine sım sıkı sarıldı. 2001 yılında zayıflamak için gittiği spor salonunda bilek güreşine
merak salan Dinleyici, 2 yıl içinde Eskişehir’de düzenlenen Türkiye Engelliler Bilek Güreşi Şampiyonası’nda birincilik elde etti. Ardından milli takımlara
seçildi, önce Avrupa sonra dünya bilek güreşi şampiyonalarında Türkiye’nin yüzünü güldürdü. Dinleyici, elde ettiği başarılarla bir de rekora imza attı.
Daha önce bilek güreşinde üst üste 2 Avrupa 1 Dünya şampiyonluğu bulunan Rus sporcunun rekorunu kırarak, 2 yılda 2 dünya, 2 Avrupa şampiyonluğu kazandı.
Dinleyici’nin hedefi bu başarıyı devam ettirmek.   
   Normal zamanlarında ağabeyi ile birlikte ticaret yapan Dinleyici, diğer zamanlarını sporla geçiriyor. Dinleyici, 2001 yılında zayıflamak için gittiği
spor salonunda bilek güreşi yapıldığını görür. Çocukluğundan beri içinde bilek güreşine heves olan genç güreşçi, “Kaba kuvvet vardı, teknik bilmediğim
için benim yarı gücümdekilere mağlup oluyordum. Bu yenilgiler bende hırs yaptı, içimde çok büyüttüm. Çocukluğumdan beri bilek güreşine bir sempati vardı.
Zayıflamak için gittiğim spor salonunda bilek güreşine başladım, kendimi yetiştirmek için yoğun çaba sarf ettim. Gün geçtikçe güreşte yeni teknikler öğrenmeye
başladım. Kendimi geliştirdikçe bileğim güçlendi, yenildiğim kişileri yenmeye başladım” dedi.
    2 sene içinde milli takıma seçilen Dinleyici, Eskişehir’de düzenlenen şampiyonada Türkiye ikincisi olduğunu söyledi. Bu başarının ardından milli takımlara
çağırılan genç güreşçi, Kanada’da çıktığı ilk turnuvada dünya ikincisi olduğunu belirtti. Bilek güreşi için senede 2 kez turnuva düzenlendiğini aktaran
Dinleyici, “Biri dünya biri Avrupa olmak üzere iki şampiyona düzenlenir. 2004 yılında Polonya’da Avrupa ikincisi oldum. Bu turnuvadan sonra azmim biraz
daha arttı. Başarılar beni kamçılamaya başladı. Çalıştım, özgüvenim arttı, ilk Avrupa şampiyonluğumu Bulgaristan’da kazandım. 2005 yılında ilk kez Avrupa
şampiyonluğu ile birinciliği göğüsledim” şeklinde başarı hikayesini anlattı.
   2006 yılında İsveç’te düzenlenen Avrupa Şampiyonluğu’nda yine birinciliği kimseye kaptırmayan Dinleyici, aynı sene içinde düzenlenen dünya şampiyonluğunda
yine birinci olduğun ifade etti. Bir yılda hem Avrupa hem dünya şampiyonluğunu kazanan Dinleyici, bundan bir ay önce Bulgaristan’da düzenlenen turnuvada,
yine dünya şampiyonu olduğunu dile getirdi. Ülkesinin adını başarıları ile duyurduğu için mutlu olan Dinleyici, “Kısa sürede bu kadar başarıyı hiç kimse
tahmin edemezdi, Allah’ın iş diyelim. Bilek güreşinin duayenleri, başarılarımın devam için büyük destek veriyor” ifadelerini kullandı.
   Kendisini hiç bir zaman bir engelli gibi görmediğinin altını çizen Dinleyici, şuan da sağlam olup ta kendisinin yerinde olmak isteyen bir çok insanın
olduğunu kaydetti. Kendisini bileğinin gücü ve imkanları ile hareket ettiğini aktaran Dinleyici, bu alanda başarılı olduğuna inandığını dile getirdi. Engellilere
seslenen Dinleyici, “Vücudunuzdaki engeli sorun etmeyin. Allah’tan geldiğine inanın. Engelli olmayı büyütmeyin, bu bir suç değil. Türkiye’de engelliler
için yapılacak bir çok spor dalı var. Eve kapanmanın bir anlamı yok” diyerek çağrıda bulundu.
    2008’in ocak ayında Norveç’te yapılacak Avrupa şampiyonluğu için gün sayan Dinleyici, “Hazırlıkları tam olarak yapamadım. Tedavi görüyordum, kısa bir
dinlenme sürem var. Ama çalışmalara en kısa zamanda başlayacağım” dedi.
   Mustafa Dinleyici’nin antrenörü Yakup Cin ise öğrencisi hakkında şunları söyledi: “Mustafa, geldiği günlerde sadece kaba kuvvete sahipti. Kısa sürede
kendini yetiştirdi, biz sadece külleri üfleyip ateşlenmesini sağladık. İyi bir çalışmayla, düzenli beslenme ve dinlenmeyle önce Türkiye, sonra Avrupa ve
dünya şampiyonlukları elde etti. Mustafa, İstiklal Marşı’nı okutmakla büyük şerefe nail oldu. Engelli insanların bir köşeye çekilip kendilerine acındırmaması
gerekiyor. Her engelli için yapılacak bir spor dalı var. Basketboldan tutun, futbola kadar engellilerin yapacağı spor dalı mevcut. Yeter ki, özgüven kazanılsın.
Engelli bir arkadaş hiç bir zaman kendini insanlardan soyutlamamalı.”

1 Cevap
  1. 02 Nisan 2009

Yorumunuzu Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir