YÜKSEK TANSİYON CAN ALIYOR

Can Alıyor!

, Türkiye’de nüfusun çok büyük bir kısmını tehdit eden önemli bir sağlık sorunu. Zira 18 yaşın üstündeki her 100 kişiden 32’sinin tansiyonu yüksek. Üstelik hastaların üçte ikisi, rahatsızlıklarının farkında bile değil…

nedeniyle yüksek tansiyon enine boyuna ele alındı. Tıbbi adı hipertansiyon olan bu hastalığa, ülkemizde çok sık rastlanıyor. ’nce 2003’te yapılan bir araştırmada, her 3 yetişkinden birinin kan basıncının yüksek olduğu saptandı. Kısa adı PatenT olan bu çalışmada, yurdun her yöresinin temsil edilmesi için, 26 ilde yaklaşık 5 bin kişiyle görüşüldü ve tansiyonları ölçüldü. İncelenen kadınların yüzde 36’sının erkeklerin de yüzde 28’inin olduğu ortaya çıktı.

Araştırmada ortaya çıkan bir sonuç doktorları çok endişelendirdi. Yüksek tansiyon hastalarının yaklaşık üçte ikisi hastalıklarının farkında değildi. Farkında olanların da durumu içler acısıydı. Tansiyonunun yüksek olduğunu bilen her 5 kişiden sadece biri etkin bir biçimde tedavi ediliyordu.

Özetlemek gerekirse, Türkiye’de 18 yaşının üstünde 100 kişinin 32’sinin tansiyonu yüksek ve bunlardan ancak 2 -3 tanesinin tansiyonu kontrol altında. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’deki her 4 ölümden birinde hipertansiyonun etkisi olduğu gerçeğini de hesaba katınca ne kadar büyük bir belayla karşı karşıya olduğumuz anlaşılıyor.

Ne yapılmalı?

Hipertansiyon nüfusumuzun çok büyük bir kısmını tehdit ediyor. Daha çok hastayı teşhis etmemiz ve etkin bir tedaviyle bu rahatsızlığı kontrol altına almamız gerekiyor. Ancak böyle yüz binlerce kalp krizini, inmeyi ve ölümü önleyebilir, milyarlarca liralık milli kaynak israfının önüne geçebiliriz. Bu hedefe ulaşmak için önce hastalığın farkında olmak ve hastalık hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.

Küçüğü ne büyüğü ne?

Bir bahçe hortumunu avucunuzun içinde sıkıca tutun, musluğu sonuna kadar açın kapayın. Kasılan kalbin yarattığı büyük tansiyon, musluk açılınca elinizin altında hissettiğiniz basınç dalgasına benzer. Buna denir. Musluk kapalıyken hortumda hissedilen dolgunluk ise damardaki kanın durağan basıncı gibidir. Buna küçük tansiyon ya da diyastolik kan basıncı denir.

Kanın herhangi bir anda damar duvarında yaptığı basıncı belirleyen faktörlerden biri kanın yarattığı etkiyse, diğeri de damarların buna karşı gösterdiği dirençtir.

Kalbin kasılıp içindeki kanı damarlara pompalamasına tıpta “sistol” denir. Sistol sırasında damar duvarına çarpan kanın yarattığı basınca da, sistolik basınç ya da büyük tansiyon adı verilir. Kalp gevşediğinde yani “diyastol” döneminde, hâlâ atar damarların içinde bulunan kanın da damar duvarlarına yaptığı bir basınç vardır. Buna da diyastolik basınç ya da küçük tansiyon denir. Basıncın birimi milimetre cıvadır. Milimetrenin kısaltılmışı mm, cıvanın da sembolü Hg olduğu için kısaca mmHg olarak yazılır.

Kan basıncı 120/80 mmHg dediğimizde, kalp kasıldığında damar duvarının maruz kaldığı en yüksek basınç 120, en düşük basınç ise 80 milimetre cıva demektir. “Bugün tansiyonumu ölçtürdüm, 12’ye 8 çıktı” dediğimizde, söylediğimiz yanlış değil ama tam doğru da değil. “12’ye 8” kan basıncımızın tam anlamıyla 120/80 mmHg olduğu anlamına gelmiyor. Çünkü 12/8 değerine, elde ettiğimiz ölçümleri yuvarlayarak ulaşıyoruz. Bu durumda büyük tansiyon 116 da olabilir 124 de… Küçük tansiyon 76 olarak ölçülmüş olsa da 8 sayılır, 84 olarak ölçülmüş olsa da. Kan basıncımızın ne olduğunu kesin olarak bilmek istiyorsak 3 haneli değerleri kullanmalıyız.

Prof. Dr. Murat Tuzcu