UTANGAÇLIK PASİFLİĞE, İÇE DÖNÜKLÜĞE DÖNÜŞÜRSE

UTANGAÇLIK PASİFLİĞE, İÇE DÖNÜKLÜĞE DÖNÜŞÜRSE

, pasifliğe-içe dönüklüğe dönüşürse ve bu durum çocuğu zedeliyorsa, bu noktada davranış bozukluğundan söz edebiliriz. Utangaç çocuk, yalnızca yeni tanıştığı kişilere ve yeni girdiği ortamlara uyum sağlamakta zorlanırken; içe dönük çocuğun hem aile bireyleriyle, hem de kendi iç dünyası ile iletişimleri zayıftır.

Bu çocuklar mutsuz, hiçbir şekilde doyum sağlayamayan , huzursuz , sessiz, kendi halinde gibi görünen, çevresiyle iletişim kurmakta zorlanan ve çevresine uyum sağlamakta güçlük çeken çocuklardır. Utangaç çocuklar gibi, kısa bir süre sonra iletişim kurmak bir yana, bu çocuklar sanki çevreleriyle iletişime direnç gösteriyor gibi davranırlar. (Öz ,2002 ) İçedönüklük ya da içekapanıklılık denen bu ruhsal bozuklukta en belirgin özellik çocukta dıştan kolayca gözlenen davranış farklılığıdır. Çocuğun çevresindeki insanlarla ilişkisi hem çok sınırlı hem de bozuktur. Bu çocuklar çevresindeki etkinliklere katılmaktansa sessizce izlemeyi yeğler. Yaramazlık etmediği için göze batmaz. Tepkileri önceden kestirilemez. Tek başına oynamayı yeğler. Belli nesnelere düşkündür , değişkenlikten hoşlanmaz. Eşya ve oyuncaklarının eksilmesini yada yerlerinin değiştirilmesini hiç istemez. Duyguları iniş çıkışlar gösterir. Nedensiz ağlama ve gülmeler olur. Belli kişiler dışında kimseyle kolay ilişki kuramaz.

Beden ve zihin gelişimi düzensizdir. Bu çocukların saatlerce oynamaları yanlış yorumlanır. Kendini oyalayabilir denir. Oysa çocuk kendi iç dünyasında yaşamaktadır. Anne babasına bile yalnız acıkıp susayınca sokulur. Sevip sevilmeyi bilmez gibidir. Zekası geri olmadığı halde , çevreyle ilişkisini en aza indirdiği için, öğrenmesi çok yavaş gider.

Bazı uyumsuz davranışlarda dışadönüklük, bazılarında ise içe kapanma ve içedönüklük söz konusudur. Dışadönük davranış bozukluklarında çocuğun çevresiyle uyumsuzluğunu aktif biçimde yansıtması söz konusudur. Böylece aileler ve öğretmenler çocukta davranış bozukluğu olduğunu fark ederek, önlem alma yoluna giderler. Oysa çocuğun davranış bozukluğu sinsice ilerler ve çevre tarafından geç fark edilir. Sakin ve çekingen olarak tanınan bu çocuklarda içedönüklük önemli bir davranış ve uyum sorunudur.

İçedönüklüğün Temel Nedenleri
Hatalı anne-baba tutumları :Çocuğun en ufak hatasını büyütüp, azarlamak, ayıplamak ve cezalandırmak.

Çocuklara yapılan hatalı telkinler: “İyi çocuk sessiz olur, uslu çocuk sevilir” gibi .

Çocuğa özgüvenini kazandıracak olan ortamları ve olayları engellemek: “Sokağa çıkarsan , dilenciler seni kaçırır ” gibi.

Çocuğun sosyal yaşantısının sınırlı olması ya da hiç olmaması hali. (Mutlu ,. . . . . . . . . ) İçedönüklük ya da pasif davranışlar , çocuğun çevresine verdiği psikolojik bir tepkidir. Utangaçlığı sürekli eleştirilen , güven verilmek yerine azarlanan , suçlanan küçük yaş grubundaki çocuklar, kendilerini yetişkinler gibi ifade edemediklerinden , davranış bozuklukları geliştirerek , içinde bulundukları durumu açıklamaya çalışırlar . Bu durumda ailenin daha da çok çocuğun üzerine gitmesi yerine , çocuğu rahatlatması ve gerekiyorsa uzman yardımı alması gerekir. Bazı davranış bozuklukları geçicidir , çocuğa yeterince ilgi , sevgi ve güven verildiğinde, çocuk tepki olarak geliştirdiği davranışını bırakır. Ancak bazı davranış bozukluklarında, aileler çocuğa yardımcı olamazlar,bu durumda konunun uzmanına başvurmak ve psikolojik destek almak en sağlıklı yoldur. (Öz ,2002 :…)

Çocuğunuzun Utangaçlığının Üstesinden Gelmesine Yardımcı Olmak İçin Anne- Baba Olarak Yapabilecekleriniz

Ona sosyalleşebileceği ortamlar hazırlayabilirsiniz.
Utangaçlık, sürekli tekrarlanan bir şekilde sosyal ortamlara katılmakla giderilebilen bir durumdur. Yeni birileriyle tanışmak bile, sürekli olarak tekrarlanan bir durum haline gelirse, zamanla daha az gerginlik yaratacaktır. Çocuğunuza sosyalleşmesi için birçok seçenek sunmalısınız. Dans dersleri , sanat kursları , futbol ya da başka takım sporları , izci grupları gibi olanaklar sağlamanız gereklidir.

Onun daha olması için pratik yapmasını sağlayabilirsiniz.

Çocuğunuzun ona sağladığınız olanakları değerlendirmesine yardımcı olun. Ona kendisine bir ya da iki hedef belirleyebileceğini hatırlatın ve bunlara ulaşmasına yardım edin. ” Bugün biriyle arkadaş olabilmek için neler yapabilirsin acaba ? “ ,” Yeni takım kaptanıyla tanıştığında neler diyeceksin ?” gibi sorular sorun. Durum kendisine aşina gelmeye başladıkça utangaçlığı azalacağı için , çocuğun iletişim kurma pratiği yapması yararlı olur.

Onu çok sıcakkanlı olması için zorlamayın , ama utangaçlığını kabullendiğinizi de hissettirmeyin.

Çocuğunuzun bir sosyal olaya katılmayı reddedip etmediğine karar vermek zordur . ( Bu onun için zor bir durum da , tercih ettiği bir şey de olabilir. ) Bu durumda yapılabilecek şey , çocuğunuzun başarılı bir şekilde sosyalleşeceğini ummaktır. Eğer onun başarılı olmasını umuyorsanız , ona ihtiyacı olan cesareti verebilirsiniz.

Olumlu bir örnek sunabilirsiniz.
Utangaçlığı bir sorun olarak yaşayan çocukların çoğunun anne babası da utangaçtır. Eğer siz yeni insanlarla tanışmaktan çekiniyor ve kalabalık önünde konuşmak istemiyorsanız, çocuğunuz da bunu hissedip böyle yaşamaya başlamış ve bu tip durumlara maruz kalmayı bir tehlike olarak kabul etmiş olabilir. Onun utangaçlığını yenmesine yardımcı olmak için dışa dönük biri olmanıza gerek yok ,ama sosyal ilişkilerinizde duyduğunuz rahatsızlık duygusunu azaltmayı öğrenmiş olmalısınız. Çocuğunuz gibi siz de , sosyalleşme yeteneklerinizi geliştirebileceğiniz yeni fırsatlar bulabilirsiniz.

Öğretmeninin yapabilecekleri
Toplum önünde konuşmaktan ya da sosyal iletişimden çekinme durumunun yaşanıp yaşanmadığını tespit edebilir.

Öğretmenler , çocuğun sessizliğinin gerçekten kendi tercih ettiği bir sessizlik mi yoksa utangaçlığına bağlı olarak geliştirdiği mi olduğunu fark etme konusunda avantajlıdırlar. Bunun nedeni aynı anda aynı yaş grubundan birçok çocuğu izleme fırsatlarının olmasıdır. Eğer çocuğunuzun davranışlarında bir gariplik seziyorsanız , öğretmeninin deneyimlerine başvurabilirsiniz.

Olumlu , destekleyici bir sınıf ortamı yaratabilir.
Çocuğunuzun öğretmeni onun utangaçlığına karşı duyarlı olmalı ve sosyal ilişkilerinde çocuğa ekstra destek ve cesaret vermelidir. Örneğin , eğer çocuğunuz yeni arkadaşlar bulmakta zorlanıyorsa , öğretmeni bir projede küçük bir grup kurup onun da katılmasını sağlayabilir ya da çocuğun bir süre tekrar tekrar aynı çocukla çalışmasını ve böylece o arkadaşına ısınmasını sağlayabilir. Öğretmen özellikle sözlü sınavların bu tip çocuklar için çok zor olduğunu kabul etmelidir. Bu duruma çocuğu adım adım alıştırmak gerekir. Örneğin birinci sınıftaki bir çocuktan sınıfa getirdiği bir nesneyi arkadaşlarına gösterip onun adını söylemesi beklenebilir. Ama çocuktan o nesne hakkında konuşması beklenmemelidir. Sınıf arkadaşlarıyla iletişimi arttığında ve kendini daha rahat hissettiğinde, çocuk nesne hakkında birkaç cümle edebilecek ve zamanla o nesne hakkında beş on dakika kadar konuşabilecek hale gelecektir.

Çocuğa sosyal yeteneklerini arttırabilmesi için fırsatlar sunabilir.
Öğretmenler çocukların sosyal yeteneklerini geliştirebilmeleri için onlara birçok fırsat hazırlayabilirler. Bu sadece yeni biriyle tanışma değil , küçük ya da büyük gruplar halinde tartışmalar , bir konu üzerinde konuşmak gibi alıştırmalar olabilir.

Çocuğun sözlü sınavlarda endişe problemi yaşayıp yaşamadığını anne babaya bildirebilir.

Sosyal fobi de selektif mutizm ( seçici suskunluk ) de duruma bağlı olaylar oldukları için , ailenin çocuğun bu konudaki rahatsızlığını fark etmemesi mümkün olabilir. Eğer öğretmeni çocuğunuzun çeşitli sosyal durumlarda zorluklar yaşadığını fark etmişse , onun daha önceki öğretmenleriyle irtibata geçip bunun yeni bir durum olup olmadığını tespit etmeli ve sonra durumu size aktarmalıdır. (Swedo, 2003 🙂

2 Yorum
  1. 08 Nisan 2013
  2. 20 Mayıs 2014