TÜRKOLOJİ TARİHİNDE 1926 BAKÛ TÜRKİYAT KONGRESİ

Sonuç

Sovyet Rusya-Türkiye Cumhuriyeti ilişkilerinin 1930’lu yılların ortalarında işbirliği ve dostluk zemininden uzaklaşması, Türkoloji araştırmalarını da derinden etkilemiştir. Bu esnada Barthold gibi Rus Türkologları, Çobanzâde gibi Türk Türkologları, Sovyet kültür ve düşünce hayatından şiddetle tasfiye edilmiştir. Bu çeşit hareketler, henüz kurumsallaşma aşamasındaki Türkoloji araştırmalarına âdeta bir darbe olmuştur. İkinci Dünya Savaşı’nda Sovyetlerin Macaristan’ı işgâl etmesi, bu ülke üzerinde uzun süre hüküm sürmesi ve Macarların Türkoloji çalışmalarını engeller tarzda hareket etmeleri, Türklük biliminin gelişimi açısından olumsuz bir gelişme olmuştur. Genel olarak, Doğu Avrupa ülkelerinin Sovyetler tarafından istilâsı, Türkolojinin gelişimini oldukça olumsuz etkilemiştir.
Soğuk Savaş döneminde Avusturya’nın “tarafsız” statüsü ise bu durumu kısmen, en azından Avusturya açısından azaltmıştır denebilir. Rusya’ya paralel olarak, 1930’dan itibaren Adolf Hitler’in emin adımlarla iktidara yönelmesi ve 1933’te iktidara geldikten sonra Orta Avrupa ülkelerini etkisi altına alması, Türkoloji araştırmalarına vurulan bir başka darbe olmuştur. 1938’de Hitler Almanyası’nın, geleneksel Türkolojinin memleketi Avusturya’yı ilhak etmesi (Anschluss) bu yöndeki hareketlerin bir diğeridir. Bütün bunlar olurken, Yahudi kökenli bilim adamları, bu arada Türkologları, Almanya’dan ve Doğu Avrupa ülkelerinden ayrılmak zorunda kalmışlardır. Biliyoruz ki, Batılı Türkologlar arasında Yahudi kökenli Türkologların dikkate değer bir ağırlığı vardır. Fakat onların yerlerinden edilmeleri, Türkoloji araştırmalarını olumsuz yönde etkileyen bir gelişme olmuştur.
Gerek Almanya’dan gerekse Rusya’dan uzaklaşan Türkologlar, Atatürk Türkiyesi tarafından istihdam edilmeye çalışılmış, fakat bu gayet sınırlı olmuştur. Buna ilâveten, 1932’de yapılan Türk Tarih ve Türk Dil kongreleri, Batılı Türkologların yüzlerini Ankara’ya çevirmelerini sağlamıştır. Birkaç Batılı Türkoloğun İkinci Dünya Savaşı sonrasında da istihdam edilmeye devam edilememesi, Türkolojinin Türkiye’deki gelişimini olumsuz etkilemiştir denebilir. Fakat 1950’den günümüze olumlu yöndeki gelişmeler, Türkiye Türkolojisinin modern bir hüviyet kazanmasını da sağlamıştır. Bu gelişmelerin başında Batı Avrupa ve Kuzey Amerika Türkoloji çevreleri ile yakın ilişkiler içine girilmesi ve Köprülü Mektebi’ne sahip çıkılması gelmektedir.
Sonuç olarak, Rusların Bakû Türkiyat Kongresi, entelektüel Türkçülük hareketine karşıt bir stratejinin ilk evresi olmuştur. Rusların bu ağır darbesiyle açılan gedikler, Kemal Atatürk tarafından başlatılan dil ve tarih çalışmalarıyla kapatılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmalar, Türkoloji âleminde Türkiye’nin mümtaz bir yer edinmesini de sağlamıştır.

EKLER