TÜRKİYE’NİN HER YERİ DEPREM BEKLEYEBİLİR

TÜRKİYE’NİN HER YERİ DEPREM BEKLEYEBİLİR

Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ve ETH Zürih koordinatörlüğünde Ortadoğu ve Kafkas ülkelerinin önemli deprem uzmanları tarafından yürütülen Ortadoğu Bölgesi Deprem Modeli Projesi nin (EMME) 4 yıllık çalışmasının sonuçları basın toplantısıyla açıklandı.

EMME projesinin koordinatörlük görevini yürüten Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mustafa Erdik, 100’ün üzerinde akademisyen ve araştırmacının katılımıyla gerçekleştirilen projeyle hedeflerinin bölgedeki deprem riskinin ve gelecekte meydana gelebilecek mal ve can kayıplarının belirlenerek bu riskin, olası kayıpların azaltılmasına yönelik faaliyetlerin belirlenmesi olduğunu kaydederek, 1900 yılından günümüze kadar depremlerden dolayı meydana gelen can kaybının 2 buçuk milyon, ekonomik kaybın ise 3 trilyon Amerikan Doları civarında. Söz konusu kayıpların yaklaşık yüzde 25’i Ortadoğu ve Kafkas bölgelerinde meydana geldi dedi.

İNSANLIK TARİHİNİN EN BÜYÜK DEPREMLERİ BU BÖLGEDE MEYDANA GELDİ

Etiler Le Meridien Otel’de gerçekleştirilen basın toplantısına EMME’nin koordinatörlük görevini yürüten Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mustafa Erdik, Zürih Yer Bilimleri Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Domenico Giardini başta olmak üzere projeye yerli ve yabancı akademisyenler ile gazeteciler katıldı. Toplantıda birer konuşma yapan Mustafa Erdik ve Domenico Giardini projenin sonuçları hakkında bilgilendirme yaptılar. Erdik, EMME Projesi’nin 100’ün üzerinde akademisyen ve araştırmacının katılımıyla bölgede aralarında Türkiye, İran, Gürcistan, Ermenistan, Pakistan, Azerbaycan, Ürdün ve Lübnan gibi ülkelerin katkısıyla 2009 yılının Nisan ayında başlatıldığını söyledi. Projeyle birlikte Erivan, Tiflis, Irbit, Tyr, Karaçi, Mashad, gibi şehirlerin incelendiğini belirten Erdik, bölge genelinde deprem tehlikesi sonuçlarını gösteren haritalar, bina hasar dağılımı tahminleri, can kaybı tahminleri çıkartılarak deprem riskinin azaltılmasına yönelik kentsel deprem senaryoları hazırlandığını kaydetti.

KAYIPLARIN YÜZDE 25’İ ORTADOĞU VE KAFKASLARDA

Erdik, 1900 yılından günümüze depremlerden dolayı meydana gelen can kaybı 2 buçuk milyon, ekonomik kayıp ise 3 trilyon ABD Doları civarında ve söz konusu kayıpların yaklaşık yüzde 25’i Ortadoğu ve Kafkas bölgelerinden meydana geldi. Ortadoğu ve Kafkas bölgesinin önemli tektonik, levhalar olan Afrika, Araf ve Avrasya levhalarının kesişiminde bulunduğunu ifade eden Erdik, Bunun sonucu olarak bu bölgede 1999 Kocaeli depremi dahil olmak üzere insanlık tarihinin en büyük depremlerini bu bölgede meydana geldi. Projenin uzun vadede beklenen etkisi daha iyi yapılandırılmış deprem riski azaltma çalışmaları ile can ve mal kayıplarını azaltmak olacak. Mevcut ve gelecekte olacak ortaklar ve dünya çapındaki paydaşlar EMME geniş bir katılımcı grubu ile yaşadığımız dünyadaki risklerin değerlendirilmesinde gerekli en gelişmiş bilimsel yöntemlerin kullanılmasını sağlayacaktır diye konuştu.

GİARDİNİ: ORTADOĞU VE KAFKAS BÖLGESİNDE DEPREM TEHLİKESİ NEDİR? SORUSUNA YANIT ARANDI

Zürih Yer Bilimleri Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Domenico Giardini ise konuşmasında çeşitli ülkelerde 15’ten fazla toplantı gerçekleştirdiklerini EMME projesiyle Ortadoğu ve Kafkas bölgesinde deprem tehlikesine yanıt arandığını belirterek, Projeyle Ortadoğu ve Kafkas bölgesinin deprem tehlikesinin belirlenmesi, bölgedeki deprem riskinin ve gelecekte meydana gelebilecek mal ve can kayıplarının belirlenerek bu riskin ve olası kayıpların azaltılmasına yönelik faaliyetlerin belirlenmesi, deprem riski bilgisinin doğru, açık, ve şeffaf bir şekilde son kullanıcılara sunulması, bölgedeki yerel bilgi birikiminin küresel ölçekte değerlendirilmesinin sağlanması ve bölgede konuya ilişkin bilgilerin yaygınlaştırılması hedeflendi şeklinde konuştu. Toplantının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Mustafa Erdik, Ortadoğu bölgesinde deprem senaryolarında hangi şehirler daha riskli görülüyor? şeklindeki bir soruya Ortadoğu bölgesinde risk olarak baktığımız iki nokta var; birincisi deprem riskinin yüksek olması ikincisi ise deprem tehlikesine bağlı bina stoğunun zayıflığı. Deprem tehlikesine bağlı bina stoğunun zayıflığı Türkiye’de dahil olmak üzere İran’dan başlayarak Pakistan’da ve bir çok değişik yerde var. Kentsel olarak, Sovyetler Birliği döneminden kalma ve Sovyetlerden ayrılarak bağımsızlığını kazanmış ülkelerde kentsel deprem riski daha fazla şeklinde yanıt verdi. TÜRKİYE’DE DEPREM OLMA İHTİMALİNİN OLDUĞU YERLER VAR Erdik, Türkiye’de AFAD’ın deprem tehlikesinin yönetilmesi konusunda önemli çalışmalar yaptığını da sözlerine ekledi. Bir gazetecinin AFAD’ın Doğu Anadolu Bölgesi’nde 7,3 şiddetinde bir deprem tahmininde bulunmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Doğu Anadolu Bölgesi bir deprem bekliyor mu? şeklindeki sorusuna Erdik şu şekilde yanıtladı: AFAD’ta yetkili çok ciddi arkadaşlarımız var. Eminim uygun bir çalışma yapmışlardır. Uzun süredir Türkiye’de deprem riski dendiğinde hep İstanbul öne çıkmıştır. Bugün gerek Kuzey Anadolu fay hattı ve gerekse Doğu Anadolu fay hattının yırtılmamış, yırtılmaya hazır bölgeler var. Buralarda deprem riski var. Umumiyetle bir fay hattında bir segment yırtıldığı zaman olacak deprem 7,2 ya da 7,3’tür. Bu yırtılmanın arttığı segmentlerin olduğu mevcut. O bakımdan AFAD’taki arkadaşlarımız Doğu Anadolu’da deprem olma ihtimalinin yüksekliğine işaret etmişlerdir.

TÜRKİYE’NİN HER YERİ HER AN DEPREM BEKLEYEBİLİR

Türkiye’nin her yeri her an deprem bekleyebilir. İstanbul’da deprem olma ihtimali yıllık yüzde 2’dir diyoruz. Ancak İstanbul’daki deprem 10 yıl sonrada olabilir 50 yıl sonrada olabilir. Türkiye’de deprem olma ihtimalinin olduğu yerler var. Bunlar Doğu Anadolu’da Ege’de İstanbul’da yerler var. Doğu Anadolu’daki yapı kalitesi daha zayıf olduğu için daha çok özene ihtiyaç var.

, depreme dayanıklı binalara hızla ihtiyaç vardır. İnsan kolay yetişmiyor. Göstereceğimiz özenle can kaybını en aza çekebiliriz…

1 Cevap
  1. 02 Ekim 2013