TÜRKİYE NAVİGASYON SEKTÖRÜ YABANCILARLA BÜYÜYOR

Türkiye Navigasyon Sektörü Yabancılarla Büyüyor

Tüm dünyada doygunluğa ulaşan navigasyon sektörü, Türkiye’de henüz emekleme aşamasında. Ancak Türkiye’deki potansiyeli fark eden küresel oyuncular pazarı hareketlendirmek için teker teker pazara girdi.

Infomag dergisinin Kasım ayı sayısında Nesrin Akkaş imzalı haberde, Türkiye navigasyon sektörü ve Türkiye pazarına giriş yapan yabancı firmalara yer verilmiş. Bu firmaların hedefleri ve Türkiye navigasyon sektöründe önümüzdeki senelerde beklenen gelişmeler şöyle özetleniyor:

Tüm dünyada, araç navigasyonu olarak aşağı yukarı 6-8 yıllık bir geçmişi olan bu sektör, dünyadaki gelişimini ve doygunluğunu çoktan tamamladı. Türkiye’de de sektörün 3 yıllık bir mazisi var ancak pazar maalesef dünyadaki gelişiminin yarısını bile Türkiye’de geliştiremedi. Bunun sebebi ise Türkiye’de çoğunlukla yerli firmaların yarattığı güvensizlik ortamı. Geçmişteki kötü uygulamalar nedeniyle bu cihazlardan soğuyan çok fazla sayıda navigasyon teknolojisi hayranı kullanıcı olduğunu biliyoruz. Bu sebeple pazar Türkiye’deki serüvenine pek de şanslı başlayamadı. Zaten rakamlar da bu şansızlığı çok net bir biçimde gösteriyor. Geçtiğimiz yıl sadece 13 bin adet navigasyon cihazının satıldığı Türkiye’den kat kat küçük bir nüfusa sahip Yunanistan’da bu rakam bundan 3 sene önce 40 bin civarındaydı.

Türkiye’de yaşanan bu pazar bahtsızlığını fark eden dünyanın en önemli markaları da bu pazara gözünü dikti ve hepsi geçtiğimiz yıldan bu yana Türkiye pazarına girmeye devam ediyor. Geçtiğimiz yıllarda Garmin, Mio ve TomTom’un girdiği Türkiye pazarına Navigon’un da girmesiyle dünyada faaliyet gösteren 4 büyük markanın Türkiye faaliyetleri başlamış oldu. Yani halka tamamlandı. Tüketici şimdi, hem fiyat avantajını hem kaliteli hizmeti hem de pek çok katma değerli servisi aynı anda yakalayabilecek. Çünkü bu oyuncuların pazara girmesiyle navigasyon sektörü Türkiye’de adeta ikinci kez doğuyor.

Türkiye’deki navigasyon pazarı henüz çok yeni bir pazar. Ancak özellikle kriz döneminde başlayan büyüme Türkiye’ye gelen oyuncuları tatmin etmeye yetti. Navigasyon pazarı krize rağmen yüzde 50 büyüme gösterdi. GFK’nın araştırmasına göre 2008 yılında satılan cihaz sayısı 13 bin adetteyken bu rakamın 2009 yılında 20 binin üzerine çıkması bekleniyor. Ancak Türkiye pazarının potansiyeline bakıldığında bu rakamlar hala çok düşük

Çünkü Türkiye’de 14 milyon araç bulunuyor ve bu araçların 10 milyonu navigasyon cihazı takılmaya uygun. Dolayısıyla sektör henüz kendisinden beklenen ivmeyi gerçekleştirmeyi başaramadı. GFK’nın araştırmasına göre 10 yıl içerisinde Türkiye’de satılması beklenen navigasyon cihazı sayısı 5 milyon ve bu cihazların fiyatlarının 200 Euro olduğu düşünülürse 1 milyon Euo’ya denk geliyor.

Pazara giren yeni oyuncular, hem pazardaki boşluğu fark ettiler hem de girdikleri anda navigasyon pazarının hareketlenmesine katkı sağladılar. Ancak bu oyuncuların önünd aşmaları gereken oldukça önemli problemler var. Sektörün bugüne kadar emekleme aşamasından kurtulamamasındaki en önemli etkenlerden biri, bugüne kadar yerli oyuncuların tüketiciye düzgün işleyen bir harita sunamamalarıydı. Bu nedenle birçok tüketici cihazlardan istediği verimi alamadı ve cihazlar tüketicide ciddi bir hayal kırıklığına neden oldu.

Sektörde rakamların istenen düzeye gelebilmesi için navigasyon ürünlerinin tüketiciye doğru bir şekilde aktarılması, haritalara duyulan güven eksikliğinin giderilmesi gerekiyor. Aslına bakılırsa pazardaki yeni oyuncuların büyük bir bölümü harita problemini aşmış gözüküyor. Yani geçmişte olduğu gibi kullanıcıların yolda kötü sürprizlerle karşılaşma olasılığı oldukça düşük. Geriye ise sadece bu tüketicilerin algısını değiştirmek kalıyor.

Bu nedenle Türkiye’ye doğrudan girmeyi tercih eden TomTom Türkiye Ülke Müdürü Özgür Yiğiter, TomTom Türkiye olarak ilk amaçlarının pazarın sağlam temeller üzerine oturmasını sağlamak olduğunu; tüketicilerin mümkün olduğu kadar çok doğru bilgiye ulaşması ve navigasyon deneyimini yaşaması için emek harcadıklarını belirtiyor.

Geçtiğimiz ay Türkiye pazarına giren ve bu ay sonu itibariyle ürünlerini piyasaya Nortec Eurasia distribütörlüğünde sunmayı amaçlayan Navigon’un amacı da öncelikli olarak yine tüketicilerin bu deneyimiyaşamalarını sağlamak. Bu açıdan tanıtım faaliyetlerine önemli bir bütçe ayıran Navigon’un Türkiye’deki temsilcisi Nortec Eurasia Genel Müdürü Hasan Çolakoğlu, navigasyon cihazlarının sosyal bir fenomen olduğunu söylüyor ve cihazların kendi tanıtımını kendisinin yapacağının da altını çiziyor. Sektördeki markaların kaliteli hizmet sunması sonucunda bu deneyimi arkadaşında gören üç kişinin de gidip bu cihazı satın alabileceğine vurgu yapıyor. Kaliteli hizmet ilk önce haritaların güvenli olmasından geçiyor. Navigon, Türkiye’deki haritaları için Navtek’le, Garmin de harita seçiminde yerel bir otuncu olan Başarsoft’la çalışmayı tercih etti. TomTom ise dünyadaki önemli harita yazılımları üreten TeleAtlas ile çalışıyor.

Haritanın güvenli ve düzenli bir biçimde çalışmasının sağlanmasının ardından önem taşıyan nokta ise, ürünlerin katma değerli servisleri ve elbette cihazların kullanım kolaylığı ve arayüzlerinin sağlıklı bir biçimde işlemesi…Zaten şu an henüz çok yeni olan bu pazardaki rekabeti de büyük ölçüde bu alanda yapılan farklılıklar yaratacak gibi görünüyor. Türkiye’ye giren oyuncuların ise tecrübeleri uzun yıllara dayanıyor. Türkiye’de faaliyet gösteren Mio, Uzak Doğu’dan çıkan en önemli navigasyon markalarından biri. Garmin’in Amerikan ordusu ile bağlantısı ve geçmişten bu yana araç navigasyonu haricinde pek çok alandaki navigasyon tecrübeleri, markanın en büyük kozlarından biri. Navigon ise bu dönemde pazara yeni girmenin ve sahip olduğu özellikleriyle kullanıcının ilgisini çeken markalardan biri olmaya aday görünüyor.

Yeni oyuncuların hepsi Türkiye’de potansiyelin kriz sonrasında çok daha hızlı büyüyeceği ve tam olarak doyuma 2012 yılında ulaşacağı konusunda hemfikir. Türkiye’de faaliyet gösteren bu dört büyük marka dışında 20 kadar da yerli oyuncu bulunuyor. Faaliyette bulunan yerli markalar, bu dört büyük marka için en büyük risk. Çünkü bu yerli oyuncuların cihazları ve haritaları genelde profesyonel bir harita üreticisi tarafından sağlanmadığı için satış fiyatları çok daha uygun. Markalar bu dönemde cihazlarını en düşük fiyattan kullanıcıya sunmak peşinde ve bu büyük markalar için de en büyük handikap burada başlıyor.

Önümüzdeki dönemde tüketicilerin kaliteli haritaların avantajlarını fark edeceğini belirten Garmin’in Türkiye distribütörü Cem Baytekin, özellikle Çin’den gelen düşük fiyatlı fakat teknoloji olarak çok geri ürünlerin fiyat avantajlarını uzun süre devam ettiremeyeceklerini belirtiyor. Hasan Çolakoğlu da pazarın büyümesine sebep olan bu yerli markaların zamanla yok olacağına ve pazarın bu dört marka arasındaki rekabete sahne olacağına vurgu yapıyor.

Bu markanın da önümüzdeki dönem için bir takım hedefleri var elbette. TomTom’un hedefi önümüzdeki yıllarda pazarın %50’sine sahip olmak. Garmin şu anda pazarın %40-45’ine sahip olduğunu belirtirken, Navigon’un pazara yeni girmiş bir marka olarak beklentisi, bu dört marka içerisinde yüzde %20-25’lik bir dilim.

Pazarın yeni oluşması nedeniyle henüz pazar payları konusunda sağlıklı bilgiler olmamasına karşılık, markaların bu hedeflerini önümüzdeki dönemde haritalardan çok, ortaya koyacakları katma değerli servisler, cihazların arayüzleri ve 3G ile birlikte ortaya koyacakları yenilikler belirleyecek.

Yorumunuzu Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir