Rehber Ögretmen - Psikolojik Danışma

Rehberlik, Psikoloji ve Psikolojik Danışma alanlarında öğretmen, öğrenci, velilere tam hizmet veren sitemiz ayrıca; Verimli Ders Çalışma, Ders notları, kitap özetleri, kanunlar, sağlık ve yaşam, sunumlar, fotoğrafları sizlerin hizmetinize sunmaktadır.

Takke Düştü Kel Göründü

Mayıs 5th, 2008 RehberlikServisi tarafından

YÖK başkanının son açıklamaları ya da
takke düştü kel göründü!

Genç Hayat’ın bir önceki sayısında, yine bu sayfadan, kısa sayılabilecek bir ‘yıl değerlendirmesi’ yapmış ve bu yazının devam edeceğini belirtmiştik. Ancak
güncel gelişmeler öyle hızlı işliyor ki, bu değerlendirmeleri bıraktığımız yerden devam ettirmek güçleşiyor. Yine de bir önceki yazımızdaki birkaç temel
noktayı hatırlatarak güncel gelişmeleri kapsayan bir şekilde yazıya devam edebiliriz.

 
Geçen yazımızın iki temel vurgusu vardı: Birincisi; 2007’nin AKP’nin temsil ettiği cephe ile ulusalcı-milliyetçi cephe arasındaki mücadeleden AKP’nin güçlenerek
çıktığı ve güçlenmeye devam ettiği ve bu sonucun 2008’e, emekçilerin, ezilenlerin bütün kazanılmış hak ve özgürlüklerine saldırı anlamına geleceğini söylemiştik
İkinci olarak ise; yukarıdaki noktadan da hareketle gençliğin giderek politikanın içine daha fazla sürüklendiğini ve bütün gençlik kesimlerinin önceki
yıllara oranla daha politik bir durumda olduğunu belirtmiştik.
Bu dönemi karakterize eden en temel olgulardan biri de saflaşmış gibi görünen gençliğin aslında hiç de öyle olmadığı, saflar arasındaki çizgilerin belki
de hiç olmadığı kadar belirsiz ve geçişken olduğudur. Birkaç örnek vererek somutlamaya çalışalım.Kime özgürlük, kime özerklik, kime demokrasi?
Birkaç gün önce YÖK Başkanı bilindiği gibi cesur bir şekilde “Üniversiteler paralı olmalıdır.” anlamına gelecek sözler söyledi. Hatırlanacağı üzere, Yusuf
Ziya Özcan, koltuğuna oturur oturmaz; üniversitelerde her türlü özgürlük ve demokrasinin olması gerektiğine dair açıklamalarda bulunmuştu. Bu iki açıklama
yan yana konulduğunda, “her türlü özgürlük, ancak paralı üniversitede var olabilir ya da üniversitelerin özgürleşmesi için paralılaştırmak gerek” gibi
anlamlara kolaylıkla erişilebiliyor.
YÖK Başkanı’nın başında olduğu kurumlar; üniversitelerle ilgili görüşleri bu şekilde. Peki üniversitelerde, YÖK Başkanı’nın bu sözleri, hakim politik-akademik
atmosferde nasıl algılanacak?
Bugün üniversitelerde egemen olan iki politik görüşten bahsedebiliriz: İlki; muhafazakar- İslamcı güçler, diğeri ise Kemalist orducu ‘kuvvet’ler. AKP’ye
yakın bir isim olan Yusuf Ziya Özcan’ın YÖK’e atanması ile birlikte, YÖK’ün meşruiyeti de değişti. Şöyle ki; muhafazakar İslamcı odak için olumlu bir değişiklikti
ve YÖK bu kesim için artık ‘özgürlük getirecek’ bir kurumdu. YÖK, Kemalist-orducu (ulusalcı) odak içinse ‘işgal altındaki bir kale daha’ olarak değerlendirildi.
Biraz ironik gibi durabilir; ancak bu değişiklikle beraber, bir kavram ve “kurum” olarak YÖK, birdenbire meşruiyet kazanmış oldu; çünkü sorgulanan YÖK’ün
varlığı ve görevi değil, onun başına geçecek olanın onu nasıl yöneteceği, kime özgürlük getireceğiydi.
YÖK Başkanı son açıklamasında, üniversitenin mali açıdan bağımsız; yani özerk olması gerektiğini söylüyor. Bu özerkliği de “paralı üniversite”de görüyor.
Oysa, yıllar boyu parasız eğitim isteyen üniversite bileşenlerinin de temel sloganı “özerk üniversite”ydi.( Hatırlayın birkaç ay önce Fransa’da üniversiteleri
işgal eden onbinlerce öğrenciyi harekete geçiren de YÖK Başkanı’yla aynı şeyleri isteyen Fransız hükümetinin “mali özerkliği”ydi!) Burada da karşımıza
benzer bir soru çıkıyor: Kime özerklik?
YÖK Başkanı meziyetli bir şahsiyet. Çünkü demokrasi isterken güvenlik işleriyle de ilgilenebiliyor. Güvenlik ve demokrasiyi yan yana getirip polis okullarında
seminerler verebiliyor. Polisle demokrasinin ne işi var demeyin: “Kime demokrasi?” demek gerek çünkü.
Herhalde şöyle söylemek gerekiyor: Her canı isteyen birilerine, birileri adına “demokrasi”, “özgürlük”, “özerklik” getirebiliyor; kendi anladığı kendi
bildiği, kendi istediği biçimden.
Soru şöyle sorulsa her şey daha net olur gibi görünüyor: Kim üniversitelerin paralı olmasını ister? Herhalde üç beş tuzu kuru dışında kimse bunu istemez.
Ancak yıllardır üniversite adım adım paralı hale getiriliyor ve tepkiler de artmadığı gibi azalıyor. Herhalde bu durumun “garip”liğinde yukarıda sıraladıklarımızın
payı var. Her şey bu soru kadar net olmuyor. Belki de kimse üniversitenin asli bileşenlerine; öğrencilere, öğretim görevlilerine ve üniversite çalışanlarına
‘Paralı bir üniversite ister misiniz?’ diye sormuyor.
Gençlere sorulmayan, gençlerin görüşü alınmadan yapılan uygulamalar ve öte yandan, “paralı üniversitede” okuyacak olan bütün gençlik kesimleri. Ve yine
öte yandan, çeşitli saflar halinde bulunan aynı gençler. Dediğimiz gibi, “iz”ler karışık, iç içe geçmiş…

Yanıtlar önemli; ama tartışmak da…
Genç Hayat olarak bu “iz”leri netleştirmeye çalışıyoruz. Değişen ya da değişirmiş gibi görünen şeylerde değişmeyeni göstermeye çalışıyoruz. Örneğin değişen
bir YÖK başkanı, değişmeyen bir “YÖK” ve değişmeyen YÖK’te üniversitelerin piyasaya açılması da yine değişmeyen. Sorular böyle sorulduğunda ya da görünüş
ardındaki özle birlikte ele alındığında, sanıyoruz ki bazı şeyler daha fazla netleşiyor.
- Üniversitede gerçek bir özerklik ne anlama gelmektedir?
- Canı isteyen istediğine demokrasi, özgürlük getirirken; bu demokrasi ve özgürlük onları gerçekten isteyen herkese, yine herkes tarafından gelemez mi?

- Demokrasi kimin “güvenliği” için geliyor ya da hangi “güvenlik” için demokrasi gidiyor?
- Bu tartışmalar devam ederken, aynı zamanda bunlara bağlantı olarak neler yaşanıyor?
Sorulabilecek yüzlerce mantıklı sorudan yalnızca birkaçı. Kuşkusuz bunların yanıtları önemli; ancak hem bu yanıtlara ulaşabilmek hem de bu soruların sorulabileceği
zeminleri yaratabilmek için tartışmak, fikir üretmek gerekiyor; özgürce, engel olmaksızın.
“Piyasaya karşı özerk ve demokratik bir üniversite mücadelesi” de önce buradan geçiyor. Sonrası mı… Sınıflar, anfiler, derslikler, kollar, kulüpler önce
bu tartışmayı hızlandırıcak olan üniversitenin bütün bileşenlerini bekliyor. Tıpkı koltuğuna yeni oturmanın verdiği rahatlıkla konuşan YÖK başkanının alacağı
cevabı “beklemesi” gibi.


Tags: , , , , ,

GENEL İÇERİKLİ YAZILAR / MEVZUAT |

Yorum yaz

web counter

Kategoriler

Bağlantılar

Son Yorumlar

Rastgele Makale

  • Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar
  • ZİHİNSEL ÖZÜRLÜLÜK VE CİNSELLİK - CİNSEL EĞİTİM
  • GÖRME ENGELLİLERE NASIL DAVRANMALIYIZ
  • OKS 2008, SBS 6. SINIF TAHMİNİ PUAN HESAPLAMA, SBS 7. SINIF TAHMİNİ PUAN HESAPLAMA MOTORLARI
  • TARİH DİYOR Kİ 
  • Zeytindağı - kitap özeti
  • ANNELER GÜNÜNÜN HATIRLATTIKLARI
  • SATRANÇ VE GELİŞİMİ 
  • TÜRKİYE'DE TOPLUMSAL YAŞAMI ETKİLEYEN ESRARENGİZ KAVGA VE DİN MAFYASI
  • AZİM AZİM
  • etiketler

    Tag Cloud

    eXTReMe Tracker