REKABETİN GETİRDİĞİ GSM NİMETLERİNE DİKKAT!!!

REKABETİN GETİRDİĞİ GSM NİMETLERİNE DİKKAT!!!

GSM operatörlerinin, ülkemizdeki tarihi seyrine kısaca bakacak olursak, rekabet ortamının sağlanmasından sonra, çok şeylerin değiştiğini görürüz. Türkiyedeki ilk GSM opöratörü olan 1993 yılında faaliyete başladı. O senelerde cep telefonuna toplum olarak çok yabancı idik. İlk cep telefon görüşmesinin, dönemin Cumhur Başkanı ve Başbakanı arasında, medyanın büyük bir ilgisi eşliğinde yapıldığını hatırlıyorum. O senelerde cep telefonu almak isteyen herkez, hat olarak Turkcell almak zorundaydı. Çünkü Turkcellden başka bir GSM şirketi yoktu. Bu uygun zemini iyi değerlendiren, Turkcell kısa zamanda süratle abone sayısını artırdı. O günlerde cep telefonu alabilmek büyük bir maddi güç istiyordu. Faturalı hatlardan başka bir hatta yoktu. Faturalı hatların aboneleri zorlayan bir yanı da, her ay hiç konuşma yapılmasa dahi, faturalarına yansıyan sabit ücretlerdi. Bu durum senelerce devam etti. Bu süre içinde aboneler için bir olumsuzlukta, Turkcellin kapsama alanının yetersizliği idi. Cep telefonundan aradığımız kişiye ulaşabilmek, adeta büyük bir başarı oluyordu. Arama yapıldığında genellikle şöyle bir sesli mesajla uyarılıyorduk. Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor, veya Aradığınız kişi kapsama alanı dışındadır. Tabiki bu arada görüşme ücretlerinin, yüksek olması sebebiyle bir çok kişi, cep telefonuyla yaptığı görüşmeleri mümkün olduğunca kısa kesmek zorunda kalıyordu. Bu durum, senelerce devam etti. Ve nihayet rekabetin kapısını açacak bir gelişme gündeme geldi. O gelişme ise, yeni bir GSM şirketi olan, hattının piyasaya dahil olmasıydı. Fakat şirketi açısından, durum o kadarda kolay görünmüyordu. Çünkü yepyeni bir GSM şirketi, sıfır abone ile, on milyon abonesi bulunan bir dev rakibin karşısına çıkıyordu. Bu şartlar içinde şirketinin, çok büyük yenilikler yapması gerekiyordu ki, yeni aboneleri kendisine yönlendirebilsin. Bu dönemde, o güne kadar görülmeyen çok avantajlı tarifeler gündeme gelmeye başladı. Yine bu dönemde kontörlü hatlarda ilk kez Türkiyenin gündemine geldi. Bu yenilikle önce konuşup ay sonunda faturasını ödemek yerine, önce hattına kontör yükleyip sonra kontörlerini kullanma yolu açılmış oldu. O günlerde hattımıza yüz kontör yüklediğimizde, bu yüz kontör ile ancak on dakika konuşabiliyorduk. Çünkü görüşme ücretinin dakikası on kontör idi. Yani arama yaptığımızda, her altı saniyede bir kontör atıyordu.
Bu şartlar altında 2001 senesine geldik. Bu yıl, yeni bir GSM şirketi olan, Arıa GSM pazarına girdi. Şimdide Arıanın karşısında, büyük bir dev olan Turkcellin yanı sıra, Telsimde büyük bir rakip idi. Telsimin Turkcelle karşı düştüğü zor duruma şimdi Arıa düşüyordu. Hemde karşısında iki adet GSM devi şirket bulunuyordu. Bir yandan böyle büyük rakiplere karşı rekabet yapmak gerekirken, diğer yandan da hızla kapsama alanını genişletmek zorundaydı. Piyasada bulunan üç adet GSM şirketi arasında rekabet yarışı başlarken, dördüncü bir GSM şirketi olan Aysel de piyasaya dahil oldu. Tabiki Ayselin işi Arıadan da zordu. Turkcell, en eski şirket olmasının avantajıyla, fiyatlarda, kayda değer bir indirim yapmıyordu. Çünkü diğer GSM şirketlerinin kapsama alanının yetersizliği gibi, dez avantajları vardı. Bu durumda, yeni abonelerin bu genç GSM şirketlerine yönelmesine mani oluyordu. Yeni şirketlerin bir başka dez avantajı ise, bu yeni şirketlerin hatlarını alacak olan yeni abonelerin, milyonlarca abonesi olan Turkcell hattı kullanıcıları tarafından, yüksek fiyatla aranmak zorunda kalacak olmalarıydı. Çünkü Turkcell, bizbize tarifesiyle Turkcell içinde ki görüşmelerde indirime gitmişti. Fakat dış hatları yüksek fiyat ile aratma politikasına, devam ediyordu. Genç GSM şirketlerinin, bu durumu aşmak için çok cazip tarife ve kampanyalar yapmaları gerekiyordu. Yeni GSM opöratörlerinin, Turkcell abonelerini kendilerine çekememelerinin bir diğer sebebi ise, senelerden beri Turkcell hattı kullanan abonelerin, eski numaralarını bilen bir çok kişinin, numara değişikliği ile kendileriyle olan bağlantılarının kopması endişesiydi. Bu şartlar içinde günler süratle geçiyordu. Arıa, 2002 yılının sonunda yapmış olduğu bir kampanya ile, her yöne eşit fiyatla, yani dakikası bugünki rakamlarla kdv dahil 12 kuruştan konuşma fırsatını sundu. Bu kampanya aboneler için, çok avantajlı bir durumdu. Bu fiyatla Turkcell aboneleri bile kendi aralarında görüşemiyorlardı. Tabiki bu arada Telsim ve Aysel şirketleride, cazip kampanya ve tarifeler sunuyorlardı. Özellikle Telsimin, aylık belli bir süre ücretli görüşme yaptıktan sonra, gece 22.30 dan itibaren sabah beşe kadar şebeke içi ücretsiz görüşme yapabilme gibi tarifeleri vardı. Buna benzer cazip kampanyalarla, Telsim, Arıa ve Aysel hızla abonelerini artırmaya başladılar. Fakat Turkcellinde abone sayısı artmaya devam ediyordu. Bu ilginç durumun sebeplerinden birisi, cep telefonu kullanan insan sayısının hızla artmasıydı. Yani önceki senelerde, cep telefonu almak için adeta bir servet ödemek gerekirken, artık cep telefonu almak daha kolay bir hale gelmişti. Fiyatların düşmesinin bir sebebi ise, sürekli yeni özellikler taşıyan telefonların piyasaya çıkması idi. Bu sayede, daha üstün özellikleri taşıyan telefonları almak isteyen insanlar, ellerindeki telefonlarını takas yoluyla ucuz fiyattan satıyorlardı. Bu şekilde, ikinci el telefon fiyatlarının ucuz olması, insanların telefon almalarını kolay bir duruma getirmişti. GSM abonelerinin sayısının hızla artmasının bir diğer sebebi ise, genç GSM şirketlerinin yapmış oldukları çekici kampanyalar karşısında, Turkcell hattı kullanan abonelerin yeni GSM hatları almaya yönelmeleriydi. Fakat bu aboneler, yeni hat aldıkları halde Turkcell hatlarını kullanmaya devam ediyorlardı. Yani iki hattı birden kullanıyorlardı. Mesela bir Turkcell abonesi, Arıa hattını kullanan bir kişiyi ararken sim kartını çıkarıp Arıa hattını takıyordu. Böylece dış hattıda, uygun fiyattan aramış oluyordu. Fakat bu şekilde simkartı çıkarıp, tekrar takarak kullanmak zor bir durumdu. Bu zorluğu bir derece azaltan bir yöntem gündeme geldi. O yöntem ise, iki adet sim kartı birleştirip bu iş için özel olarak yapılmış bir kılıf içine almaktı. Böylece ayarlı pense ile kesilen iki adet sim kart, bu kılıf içine alınıp bir simkart boyutuna getirilip, simkartı çıkarıp takmaya gerek kalmadan, kullanabilme kolaylığını sağlamıştı. Bu dönemde bir çok insan iki hatta üç adet GSM hattını, birden kullanmaya başladılar. Bu yıllarda, aynı anda iki GSM hattının tek telefonda, açık olabilmesi, söz konusu değildi. Bu durumun aşılabilmesi için başka bir yöntem gündeme geldi. Yani birden fazla cep telefonu satın alınıp, her telefona ayrı bir GSM şirketinin sim kartını takmakla aynı anda birden fazla hat açık duruma gelebiliyordu. Yine bu dönemde artık cep telefonuyla konuşma ücretleri rekabet ortamının etkisiyle süratle ucuzluyordu. Özellikle kamu ve şirketlere özel tarifelerle aylık belli bir fiyat karşılığında, tarife içi sınırsız konuşma hakkı kazanılıyordu. Bu arada piyasayı etkileyen bir durum gündeme geldi. Yani GSM piyasasının en son kurulan iki şirketi olan, Arıa ve Aysel birleşerek, adıyla 2004 senesinde güç birliğine gittiler. İlk zamanlarda sadece konuşma yapabilme ve kısa mesaj gönderebilmek gibi özelliklere sahip olan cep telefonlarıyla artık yeni dönemde internete girilebiliyor, multi medya mesaj ile diğer telefonlara resim vesayir dosyalar gönderilebiliyordu. Hatta televizyon bile izlenebiliyordu. Gerçi bu tür hizmetleri alabilmek için, üst model yani bir diğer deyişle pahalı cep telefonları almak gerektiği gibi, hizmet ücretleride çok yüksekti. Cep telefonu haberleşme aracı iken gittikçe her işimizi gören vazgeçilmez bir cihaz haline gelmişti. Öyle ya, cep telefonumuzla radyo dinleyebiliyor, ses kaydı yapabiliyor, fotoğraf çekebiliyor, video kaydı yapabiliyor, internete girebiliyor, televizyon izleyebiliyor, telefonumuzu bilgisayara bağlayıp yüklemiş olduğumuz mp3 parçalarını dinleyebiliyor ve yüklediğimiz videoları izleyebiliyor bir duruma gelmiştik. ve yine telefonlar için yazılmış çeşitli programları yükleyip kullanabiliyorduk. Bir şey vardıki henüz o gerçekleşememişti. İnsanlar kendi aralarında, ah keşke iki sim kartın aynı anda açık olabildiği bir telefon çıksa ne güzel olur diyorlardı. Ve bu istekte çok geçmeden gerçekleşti. Artık tek telefonda aynı anda iki adet GSM şirketinin hattı, açık duruma gelmişti. Bu özelliği taşıyan telefonlara büyük bir talep vardı. Artık tek hat taşıyan kişi sayısı azalmaya başlamıştı. Bu durumun bir sonucu olarak, üç adet GSM şirketinin toplam abone sayısı, ülkemiz nüfusunu geçecek duruma geliyordu. GSM şirketleri açısından bu durum pekte istenilen bir tablo değildi. Abonelerin, diğer opöratörleri bırakıp kendi şirketine gelmeleri için yeni bir şeyler yapmak gerekiyordu. İnsanların yıllardır kullandıkları numaralarını, değiştirmek istememeleri sorununu aşabilmek için, bir yol bulundu. O yol ise, sadece ön kod numarasının yeni GSM şirketinin ön koduyla değiştirilerek diğer bölümün aynen korunmasıydı. Fakat bu yöntem tek başına yeterli değildi. Aboneleri tek hat kullanmaya sevk etmenin en önemli yolu, her yönü aynı fiyattan uygun bir şekilde arayabilen tarifeler sunmaktan geçiyordu. Nitekim bu tür tarifelerin, cazibeli bir hale getirilmesi yolunda bazı adımlar atılmaya başladı. Bu arada Türkiyede kurulan ikinci GSM şirketi olan Telsimin satışı için açılan ihaleyi, dünya çapında bir GSM devi olan Vodafone şirketi kazandı. Bu durum rekabet ortamını dahada artıracaktı. Bu arada her yönü eşit fiyattan arayabilen kontörlü hat tarifelerinin, arama yapma ücretleri gittikçe düştü. Fakat bu avantajlı fiyattan konuşma hakkını kazanabilmek için, her ay yüksek miktarda kontör yüklemek şart koşuluyordu. Bu yükleme yapılıncada, otuz gün süreyle indirimli konuşma hakkı kazanılıyordu. Otuz günün sonunda, yine yüksek fiyatla konuşulmaya başlanıyordu. GSM şirketleri, bu yöntemi uygulamakla, abonelerini her ay kontör yüklemeye mecbur bırakmış oluyorlardı. Bu şekilde günler geçiyordu. Ve 2007 yılının sonunda, Vodafone şirketi Türkiyede ilk defa, tek seferde 200 ve üzeri kontör yüklendiğinde yurt içi her yönü otuz gün boyunca dakikası bir kontöre, arama hakkı sunan bir tarifeyi başlattı. Bu o güne kadar görülmemiş bir tarifeydi. Gerçi, her ay en az, 200 kontör yüklemek gerekiyordu, fakat bu tarifeyi kullanan abonelere, yurt içi tüm numaraları dakikası bir kontörden arayabilmek gibi bir avantajı getiriyordu. Bu imkan, evlerinde sabit hattı olmayan insanlar için sabit hattı varmış gibi, tüm ev ve iş numaralarını rahat bir şekilde arayabilmeleri anlamına geliyordu. Ayrıca, sabit hat kullanıcısı olupta, gelen faturalarının içindeki vergilerle birlikte, çok yüksek bir yekun tuttuğundan şikayetçi olan insanlar içinde, sabit hatlarını iptal edip, her yönü bir kontöre arayan hattı kullanmalarına sebep oldu. Bu arada, faturalı hatlarda da, aylık belli bir ücret karşılığı her yönü avantajlı bir şekilde arama imkanı sunan tarifeler yapılıyordu. Vodafone şirketi 2008 senesinin eylül ayında, bu avantajlı tarifeyi dahada avantajlı hale getirdi. Yani, her ay 200 kontör yükleyip indirimli arama hakkı kazanma şartında değişiklik yaptı. Bu değişiklikle birlikte, artık ayda 100 kontörlük yükleme yapıldığında da, yurt içi her yön dakikası bir kontöre aranabilecekti. Vodafone’nin bu atağına karşı, başlarda karşılık vermeyen, Turkcell ve şirketleride, bir süre sonra dakikası bir kontöre her yönü arayabilme imkanını abonelerine sunmak yoluna gittiler. Her gün, o kadar farklı özelliklerde tarife ve kampanyalar sunuluyordu ki, takip etmekte zorluk çekiliyordu. Tabiki bu rekabet ortamının getirdiği avantajlarla, görüşme fiyatları gittikçe aşağıya iniyordu. Rekabetsavaşını kıyasıya artıracak olan en büyük sebep, 2008 yılının kasım ayında, hayata geçti. Artık öyle bir yol açılmıştı ki, abonelerine en avantajlı imkanları sunamayan GSM şirketlerinin hızla abone kaybetmesinin önüne geçilemezdi. Evet yapılan bir kanuni düzenleme ile, GSM abonelerine, kendi üzerlerine olan, GSM numaralarını, başka bir opöratöre taşıyabilme hakkı verilmişti. Bu düzenleme ile birlikte, senelerdir GSM abonelerinin, başka bir opöratöre geçmemelerinin en büyük bir sebebi olan, başka bir GSM şirketine abone olmalarıyla birlikte, numaralarının değişecek olması sorunuda ortadan kalkmış oluyordu. İçinde bulunduğumuz şu günlerde de, bu kıyasıya rekabet yarışına şahit olmaya devam ediyoruz. GSM şirketleri, diğer opöratörlerin abonelerinin, kendi şirketlerine gelmeleri için birbirinden cazip kampanyalar sunmaya devam ediyorlar. Öyleki, bu düzenlemenin yapıldığı tarihten itibaren, ilk altı ay içinde, duyumlarımıza göre milyonlarca abone, eski numaralarını başka bir GSM opöratörüne taşımışlar. Bu kıyasıya rekabetin neticesi olarak, sunulan avantajlardan , en büyüğünü şirketi halkımıza sundu. Gündeme bomba gibi düşen, bu tarife ile, faturalı hattı kullanacak aboneler, ayda kdv dahil 55 tl karşılığında, yurt içi her yönü sınırsız arama hakkı kazanacaklardı. ’nın Bu tarifesi ile, rekabet yarışında adeta son nokta konulmuştu. Bundan sonra, olsa olsa ancak aylık 55 tl olan, ücrette azalma olabilirdi. Yeni sunulan bazı tarifelerle de, aylık belli bir sabit ücret karşılığında, sınırlı bir süreyle her yönü arama hakkı veriliyordu. Fakat bu tür tarifelerin, katılım şartlarını çok dikkatle incelemekte büyük fayda var. Çünkü belli bir süre bu tarifeleri kullanma mecburiyeti şart koşulup, aksi halde yüksek miktarda bir para cezası bu aboneleri bekleyebiliyor. Hemde bir iki sene gibi, uzun süreli sözleşme yapmak ileride, bu abonelere zarar verebilir. Şöyle ki, her geçen gün bir önceki tarife veya kampanyalardan daha avantajlı fiyatlarla yeni tarifelersunuluyor. Biz kendimizi uzun süre bağlayacak, bu tür sözleşmeleri yaptığımıza, daha avantajlı yeni kampanyaları görünce pişman olabiliriz.
Son zamanlardaki, cep telefonuyla görüşme fiyatlarında ki ucuzlamayla ilgili dikkatinizi bir noktaya çekmek istiyorum. Turkcell 1993 senesinde kuruldu. Ve tek el olarak uzun seneler boyunca milyonlarca abone topladı. Ve o senelerde, cep telefonuyla konuşma fiyatlarının, ne kadar pahalı olduğunu yukarıda da sizlere arzetmeye çalıştığım gibi, hepimiz hatırlıyoruz. Vodafone ve Avea ise Turkcellden, seneler sonra faaliyete geçtiler. Ve birbirinden avantajlı tarife ve kampanyalara imza attılar. Şu anda Turkcellin, sunduğu avantajlı tarife ve kampanyalarda Avea ve Vodafonenin, çok büyük bir etkisi var. Bu genç GSM şirketleri, yapmış oldukları rekabetle Turkcelli, şimdiki avantajlı tarife ve kampanyalara adeta mecbur bıraktılar. Ve hatta bu her yöne tarifeler, Türk telekoma dahi büyük bir rakip oldu. Günümüzde bir çok kişi sabit numaraları dahi cep telefonundan aramaktadır. Telekom tarifelerinde, karşılıksız her ay alınan sabit ücretler bir çok aboneyi GSM opöratörlerinin her yöne tarifelerini seçmeye yöneltiyor. Böylece GSM opöratörlerinde tekelin ortadan kalkmasıyla, rekabet şartlarının oluşmasının tüketicilere ne kadar faydalı olduğu bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Ben öyle tahmin ediyorum ki, çok yakın bir zamanda, bu rekabet ortamının getirdiği şaşırtıcı avantajları görmeye devam edeceğiz. Özellikle GSM opöratörlerinde, hat taşınabilirliğinden sonra, biz cep telefonu kullanıcıları için çok güzel bir zemin meydana geldi. Bu durum, rekabet ortamının getirdiği olumlu bir gelişmedir. Aynı olumlu gelişmenin, internet fiyatlarında da görülmesi için yine rekabet şarttır. Önümüzdeki yakın bir zamanda internet fiyatlarında da böyle bir avantajlı ortamın bizleri bekleyeceğini tahmin ediyorum.
Sonuç olarak, sizlere bir soru yöneltmek istiyorum. 1993 senesinden bu yana, sadece bir adet GSM şirketi halkımıza hizmet verse idi. Bugün bizler birbirimiz ile cep telefonu ile hangi fiyat ve şartlarla konuşuyor olurduk.Cevabınızı tahmin edebiliyorum. İşte onaltı yıl neticesinde gelmiş olduğumuz bu durum, rekabet ortamının sağlanmasıyla meydana gelmiş olumlu bir sonuçtur. Fakat burada önemli bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. GSM operatörleriyle konuşma fiyatlarının ucuzlamasıyla, özellikle sınırsız veya çok ucuz konuşma tarifelerinin gündeme gelmesiyle, bizler de, çok fazla telefonla konuşmaya başladık. Uzun süreli konuşmalarımızda, kulaklık takılması gibi hususlara azami derecede dikkat etmeliyiz. Yoksa sağlığımız açısından ne kadar büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalacağımız konusunda, uzmanlar sürekli uyarılarda bulunuyorlar. Bu konuda, sağlığımıza gereken özeni göstermekte ihmalkar olmamamız gerektiğini ısrarla hatırlatır, herkeze saygılarımı sunarım.

Erhan Patlak.

Anahtar kelimeler: Avea, , , , Telsim, Turkcell, Türkiye’de cep telefonunun tarihi,

Yorumunuzu Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir