RADYO, TELEVİZYON, BİLGİSAYAR

Hepimizin olduğu gibi çocuğun hayatında da önemli yer tutar radyo, televizyon ve bilgisayar. Öğretici, bilgilendirici ve eğlendirici olan bu araçlar, her şeyi öğrenme merakı içinde olan çocuğun önüne dünyayı getirir. Ama bu dünyada ona zarar verebilecek unsurlar da vardır.



Televizyon ilk aylarından başlayarak çocuğun ilgisini çeker. Küçük bir bebek, dikkatini çeken renkli, sesli ve hareketli görüntüleri görme alanı içinde takip eder, reklâmlardan hoşlanır, o sırada ne yapıyorsa bırakıp merakla izlemeye koyulur. Biraz daha büyüyünce çizgi filmler, şarkılar, masallar, dans eden kişiler, insanlar ve hayvanlar arasındaki olayları anlatan diziler, ona keyif verir. Anneler, çocuğu etkileyen bu sihirli aracı ona rahat yemek yedirmek için kullanır.

Okul döneminde serüven ve kovboy dizileri, vurdulu kırdılı filmler, eğitim programları, belgeseller ve yarışmalar çocuğun sevdiği yayınlar arasında yerini alır. Çocuk, izlediği filmlerde güçlü ve doğruluktan yana olan kahramanları beğenir. Kimlik arayışı içinde olan ergen, televizyonda gördüğü kişileri ilgiyle izler, beğendiklerinin konuşmalarını, giyim tarzlarını model alır.

Radyoysa müzik çaldığında çocuğun ilgisini çekmeye başlar ve zamanla hayatına katılır, ona hoş vakit geçirtir. Çocuk, radyo ve televizyon yoluyla dünyayı tanır, öğrenir, kendini sınar, geliştirir. Doğru konuşmaları dinlemesi, dil gelişimini olumlu etkilerken dans edenleri, spor yapanları taklit etmesi, bedeninin çeşitli bölgelerini çalıştırmasına ve hareket gelişimine katkı sağlar. Yaşına uygun programlarda gördüklerini deneyerek becerilerini geliştirme, şarkılar, masallar öğrenme fırsatı bulur. Çizgi filmlerse dikkat yoğunlaştırma ve hayal gücünün gelişimi açısından yararlıdır.

Eğitimsel programlar ile belgeseller, çocuğu aydınlatır, karşılaşma fırsatı bulamadığı olayları gözü önüne serer, okulda öğrendiklerini görsel olarak destekler, bilgi yarışmaları, genel kültürünü artırır. Televizyon ve radyo çocuğa sanatı da sunar. Onunla izlediği ve dinlediği programlar hakkında konuşulması, gerektiğinde açıklama yapılmasıyla pek çok bilgiyi öğrenmesi sağlanabilir.

Kullanımı giderek artan bilgisayar da denetim altında, uygun sürede, amaca yönelik kullanıldığında yararları olan bir araçtır. Çocuğun yaşına uygun, zekâ gelişimini destekleyen, kısa süreli, şiddet ve saldırganlık içermeyen oyunlarla zihinsel gelişimi olumlu etkiler, çocuğa derslerini pekiştirme, internet üzerinden araştırma yapma imkânı sunar. Ancak bu faydalı araçlar, çocuğun izlemesine, dinlemesine ve kullanmasına sınır koyulmazsa zararlı hale gelir. Çocuğun hem beden ve ruh sağlığını hem de davranışlarını, sosyal ve duygusal gelişimini olumsuz etkiler. Çocuk için en iyi öğrenme yolunun model alma olduğu düşünüldüğünde bu durum daha iyi anlaşılır. Televizyona ve bilgisayara uzun süre yakından bakmak göz sağlığına, yine uzun süre yerinden kalkmadan seyretmek, oyun oynamak, beden sağlığı ve duruşuna zarar verir. Hareketi kısıtlar, çocuğun açık havada oynayarak kazanacağı kas gelişimini sağlıklı olarak tamamlayamamasına ve abur cubur yeme alışkanlığı geliştirerek kilo almasına neden olabilir. Beden gelişiminde sorunlar olan çocuk, bedenini yeterince beğenmez dolayısıyla benlik saygısı da azalır.
İlk üç yaşta gereğinden fazla televizyon izleyen çocuğun konuşmasında gerileme, iletişim kurmasında sorunlar görülür. Televizyon izlemek, pasif bir etkinlik olduğundan fazlası, yorum yapma, muhakeme etme yeteneklerini olumsuz etkiler. Çocuk hazıra, kolay bilgi almaya alışır ve düşünmek, araştırmak için çabalamak istemez.

Çocuğa uygun olmayan veya dikkatsizce çekilen, yanlış davranışlara, tehlikeli denemelere yer veren yapımlar, çocuğun olumsuz kişi ve davranışları model almasına, argo, küfür ve yanlış sözcükleri öğrenmesine, kendine zarar verebilecek eylemleri denemesine ortam hazırlar. Annelerin çocuklarını yanına alarak seyrettiği, insanda acıma duygusu uyandıran dizi ve filmler, çocuğu sıkar, psikolojisini olumsuz etkiler, hele de anne çocuğa orada olanları örnek gösterip “sözümü dinlemezsen sen de böyle olursun” gibi sözler söylerse bu etki daha da artar. Yaşına uymayan tartışmalı, vurdulu kırdılı film ve programlar da ruh sağlığını bozar. Aslında aile ilişkileri iyi, kendini bilen, olumlu davranan çocuklar, bu yayınlardan çok etkilenmez ancak öldürme, yaralama sahnelerinden ürker. Aile ve toplum içinde sorun yaşayan çocuklar, izledikleri saldırgan sahneleri davranışlarına yansıtıp arkadaşlarına uygulayarak denemek ister. Haberler ve çeşitli programlardaki afet ve yaralı insanların görüntüleri çocukta travma etkileri yaratabilir. Radyoyu yüksek sesle uzun süre dinlemesi, çocuğun kulak sağlığı açısından zararlı olmanın yanısıra dinlediği yanlış söz kalıplarını belleğine katması bakımından da olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Bilgisayarsa, çocuğun yaratıcılığını sınırlandırır, görsel becerileri geliştirse de sözel ifade becerilerini geriletir. Okulda dersi dinlemesi ve dikkatini yoğunlaştırmasında da sorun yaratır. Savaş ve saldırganlık içerikli bilgisayar oyunları da bu tür yayınlar gibi etki yapar. İnternette yer alan sakıncalı, hatalı bilgilerle dolu siteler de çocuk için risk kaynağıdır.

Radyo, televizyon ve bilgisayarın sınırsız kullanımı, çocuğun dersleri ve başka etkinliklerle uğraşmasına fırsat bırakmaz. Yine yaşıtları ve ailesiyle geçireceği zamanını kısıtladığından onlarla iletişimi azaltır ya da bozar, aile ilişkilerini zedeler, kendini ifade etme ve paylaşımlarını azaltır. Bunların sonucunda çocuğun duygusal gelişimini olumsuz etkiler, sağlıklı sosyalleşmesini engeller.

Bu üç aracı zararlarından arındırıp faydalı birer kaynağa dönüştürmek mümkündür. Bunun için çocuğun her davranışında olduğu gibi radyo, televizyon ve bilgisayar kullanmasına da sınır getirin, yaşına uygun, faydalı olacak yayınları izleyip dinlemesine, bilgisayarı gelişimi destekleyen oyunlar ve eğitim için kullanmasına özen gösterin.

Öğrenmenin yoğun olduğu okul öncesi dönemde çocuğunuzun günde biriki saatten fazla televizyon izlememesine ve zamanını daha yararlı faaliyetlerle değerlendirmesine dikkat edin. Okul çocuğu ise okul ve günlük ihtiyaçlarının karşılanması dışında kalan zamanının en fazla dörtte biri kadar televizyon izlemelidir. Çünkü oynamak, paylaşımlarda bulunmak ve hobilerini geliştirmek için de zamana ihtiyacı vardır. Onunla birlikte gün içinde yapacaklarını planlarken ders çalışma, oyun oynama, kitap okuma zamanları gibi televizyon, radyo ve bilgisayar ile geçireceği süreyi de bir düzene bağlayın. Bu planda günün çeşitli saatlerinde faaliyetlere ve görevlere yer vererek çocuğunuzun bu araçlar başında geçireceği zamanı azaltın. Siz de ara ara televizyonu kapatıp kitap okuyarak ona örnek olun.

Çocuğunuzun izlediği ve dinlediği programları denetleyin, sakıncalı bir şey gördüğünüzde onu tatlı bir dille uyarın. Zarar verecek yayınlar olduğunda onu bir faaliyetle uğraştırıp oradan uzaklaştırın veya başka kanallara geçin.

Onu televizyon ve radyodan tamamen soyutlamayın; Uygun programları izlemesine izin verin. Programlarda iyi örnek olabilecek kişi ve davranışlardan bahsedildiğinde dikkatini çekerek doğruları örnek almasını sağlayın.

Bilgisayar için onun yaşına uygun eğitim programları, yazılımlar ve oyunlar alın. İnternette onun için uygun olan sitelerin listesini yaparak girdiği siteleri kontrol altına alın. Bilgisayarda yaptığı çalışmaları onunla paylaşın ve denetleyin. Bilgisayar ve internette geçirmesi için belirlediğiniz süreyi aşmasına izin vermeyin. Siz de bilgisayar kullanıcısıysanız evde bilgisayar ile gereğinden çok zaman geçirmeyin. Çocuğunuza iyi örnek olursanız, kurallarınız net olursa ve çocuğunuz bunu alışkanlık haline getirirse işiniz kolaylaşır.

Onunla sık sık sohbet etmeyi, oyun oynamayı, sevdiği faaliyetlerle uğraşmayı ihmal etmeyin; bunlara zaman ayrıldığında, çocuğunuz televizyon izlemekten ve bilgisayarda oynamaktan ziyade sizinle zaman geçirmek isteyecektir.

İki bebek
İki bebek pusetlerinde battaniyelerinin altında oturuyorlardı. Biri ötekine sordu:” sen erkek bebek misin, kız bebek mi?”
Öteki ellerini havaya kaldırdı ve bilmediğini söyledi: “bilmiyorum” dedi. “nasıl anlayız ki?”
Bizimkisi, “ben biliyoyum akıllım bak…”dedi ve ötekinin battaniyesinin altına kafasını sokuverdi. 23 saniye sonra kafasını dışarı çıkardı ve gülümseyerek kararını açıkladı:
“sen kız bebeksin, ben de eykek bebeğim…”
Öteki bebek bu duruma çok şaşırdı:”ama neyden anladın?” diye sordu.
Bizimkisi bu soruya da yanıt verdi: “çok kolay akıllım” dedi, “senin patiklerin pembe, benimkiler mavi…”

Be Sociable, Share!
  • more RADYO, TELEVİZYON, BİLGİSAYAR

Bu Yazıları da Okuyunuz:

  • ÇOCUK VE TELEVİZYON ÇOCUK VE TELEVİZYON 21. yüzyıl çocuklarının dünyasına girmek, anlamak, artık biz yetişkinler için daha büyük çaba gerektiriyor. Pediatrik araştırmalar artık çocuklarımızın tepkilerinin, algıl...
  • TELEVİZYON ÇOCUKLARIN MATEMATİĞİNE ZARAR VERİYOR TELEVİZYON ÇOCUKLARIN MATEMATİĞİNE ZARAR VERİYOR! Erken Yaşta Aşırı Televizyon İzleyen Çocukların Daha Sonraki Yaşlarda Matematikten Kötü Notlar Aldığı Ortaya Çıktı. Küçük yaşta aşırı tel...
  • HOŞGÖRÜLÜ TUTUM ANNE BABA TUTUMLARI - Bölüm VII Hoşgörülü Tutum En zor, çok sabır gerektiren ama en iyi sonuç veren tutumdur. Hoşgörülü olmak çocuğun her yaptığını hoş görmek, onaylamak değildir. Gerekli durum...
  • İLGİSİZ TUTUM ANNE BABA TUTUMLARI - Bölüm VI İlgisiz Tutum Anne, baba veya her ikisi de çocuğa, ihtiyaçlarına, davranışlarına kayıtsızdır ve aşırı rahattır. Onunla ilgilenmek, dünyasına girmek istemez, sorum...
  • BABA ÇOCUK İLİŞKİSİ BABA ÇOCUK İLİŞKİSİ Baba çocuk ilişkisi, babanın çocuğun gelişimi üzerindeki rolü ve yapması gerekenler, herkes için farklı anlamlar taşır. Baba, kimi görüşe göre otorite sembolü, kimi görüşe g...