ÖZÜRLÜ PSİKOLOJİSİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

ÖZÜRLÜ PSİKOLOJİSİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

aile, çevre, toplum, kültür, gelenekler, v.b. unsurların etkisi altında şekillenmektedir. Bir kişinin psikolojik yapısını tahlil ederken öncelikle çevresel etkiler ve başından geçen tecrübeler göz önünde tutulmalıdır. Tabiiki şahsi özellikler ve karekter de belirleyici etmenleri oluşturur.

Özürlülerin davranış, algı ve toplumla ilişkilerinde özrün etkileri görülmektedir. Özürlünün sahip olduğu psikolojik değerleri doğru anlayabilmek için genel etkenler yanında özrün getirdiği farklılıkları da araştırmak gerekir. Şöyle ki ile sonradan özürlenenler, kısmen özürlü olanlarla tam özürlüler, özrüne rağmen ihtiyaçlarını karşılamada başkalarına muhtaç olanlar ile kendilerine yetebilenler aynı etkilere maruz kalmadıkları için ruh dünyasındaki yansımaları da farklı olabilmektedir.

Özürlü bireyin yaşadığı da psikolojik yapının şekillenmesinde önemli rol oynar. ailesinde özürlü bireyi sağlıklı bir şekilde kabul edenlerle onu dışlayan, yok sayan, küçümseyen, azarlayan, onu kullanarak çıkar elde etmeyi düşünen, aşırı şımartan, her dileğini sorgusuz yerine getiren ebeveynin davranış kalıpları genç dimağ üzerinde kalıcı tesirler bırakacaktır.

, hayat anlayışı ve beklentileri, çevresel tesirler, ekonomik durumu ve karakter özellikleri de davranışları ve değer yargıları üzerinde değişik oranlarda etkilidir.

Ben psikolog, sosyal hizmet uzmanı veya rehberlikçi olmadığım halde bu konuyu gündeme getirme ihtiyacı hissettim. ümit ediyorum konunun uzmanı arkadaşlar üzerine aydınlatıcı bilgi ve öneriler sunarlar. Biliyorsunuz bizler toplumda kısa zamanda dikkati çeken ve kişinin hafızasında hemen bir yer oluşturabilen kimseleriz. Eğer biri olumlu bir özürlü imajı edinmişse onu kolay değiştirmiyor. Bunun yanında bizleri dar kalıplarda ve kendisinden çok farklı bir mahluk olarak görenler de pek fazla. Milyonlarca özürlü ve yakınının toplumun özürlüler hakkındaki kanaatinin pekişmesinde ne tür bir rol oynadığını doğru bir şekilde ortaya koymak zorundayız. Daha sonra yanlış eğilim, bilgi ve yorumların düzeltilmesi için elimizden gelen gayreti göstermek boynumuzun borcudur. Aksi halde her özürlüyü potansiyel dilenci, çıkarcı, çalgıcı veya hafız… sayan toplumun bize biçtiği rolü ister istemez kabullenmek zorundayız.

Öte yandan bazı kötü imajları silebilmek en azından azaltabilmek için dernek, vakıf, okul, grup gibi sosyal oluşumlarda ciddi ve sistemli çalışmalar yapmak zorundayız. Peki bu konuda elimizde sağlıklı tahlil ve çözüm önerileri var mı? Tabiki bunları oluşturması gerekenler bizleriz. Gerçi örgütlerimizin bu tür gelir getirici olmayan faaliyetlere ne kadar eğilecekleri şüpheli. Belli olmaz belki kimileri meseleye sahip çıkar dertlerimiz biraz olsun azalır. Ben bütün sıkıntıyı maddi düzey veya sosyal statüde görmediğim için bu tür küçük ve cazip olmayan sahalarda da bir şeyler yapılması gereğine inanıyorum.

Öncelikle ele almayı planladığım konular: özürlü çocuk netür bir aile ortamında en sağlıklı bir şekilde yetiştirile bilir; özürlü ebeveynin özürsüz çocukları hangi problemlerle karşılaşmaktadır ve çözümleri nelerdir? arkadaşlarımız iş hayatında ve yaşadığı çevrede nasıl bir miras bırakmaktadır? Acaba sonraki nesil bizim sayemizde rahat mı edecek sıkıntı mı çekecek?

Gelin birbirimizi uyarıcı ve eğitici mahiyette yazılarla özürlünün topluma intibakı ve etkin katılımında en rasyonel yolu bulmaya çalışalım. Benim gibi amatörlerden daha yetkin arkadaşların meseleye ciddi bir şekilde sahip çıkmalarını bekliyorum.

İsmail Çakıcı