OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİNİN ÖNEMİ

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİNİN ÖNEMİ

0-6 yaş, bireyin zihinsel ve kişilik gelişiminin %80’inin oluştuğu önemli bir yaş dilimidir. Bu dönemde çocuğun zihinsel, duygusal, sosyal ve bedensel gelişiminin dikkatli takibi ve desteklenmesi çocuğun sağlıklı bir birey olabilmesi için yapılabilecek en önemli görevdir.

Okul öncesi eğitim veren kurumlar bu görevi üstlenebilir nitelikte olmalidır. Çocuğun ilk gerçek sosyal deneyimini yaşadığı yer anaokuludur. Tüm ilginin üzerinde olduğu aile ortamından uzaklaşıp, grup içinde hareket etmeyi, paylaşmayı öğrendigi ortamdır. Çocuk kendi yaşıtlarıyla beraber yaşayarak, deneyerek öğrenme fırsatı elde eder.

Okul öncesi kurumda, çocukların psiko-motor gelişimini, dil gelişimini, duygusal gelişimini ve yaratıcılıklarını destekleyici etkinlikler yapılmalı ve bu etkinlikler sonucunda yapılan değerlendirmeler velilerle paylaşılmalıdır. Okul öncesi eğitimin hedeflerine ulaşabilmesi ancak ailenin katılımı ile gerçekleşebilir. Bu noktada aile ile okul öncesi kurumun işbirliği içinde olabilmesi çok önemlidir.

Okul öncesi kurumunda sınıf öğretmeni, psikolojik danışman tarafından aile görüsmeleri, bilgilendirme toplantıları yapılmalıdır. Bu toplantılar çocuğun gelişimi açısından önem taşımaktadır. Zamanında üzerinde durulacak davranış bozuklukları veya diğer konular gelecekte ortaya çıkabilecek sorunları önceden çözme açısınden önemlidir.

Okul öncesi kurumun(ana okulu), amacı, çocuk odaklı bir yaklaşımla onların gelişimini olumlu yönde desteklemek, özgün kişiliklerini korurken yaratıcı ve gizil yeteneklerini ortaya çıkarmak ve her bir çocuğu geleceğe sağlam temellerle hazırlamak olmalıdır.

Anaokulunun amacı çocuklara doğrudan birşeyi öğretmekten ziyade oyunlar oynayarak ve araştırmalar yaparak çevrelerini ve kendi yeteneklerini keşfetmelerini sağlamalıdır. Ezberci eğitim değil,uygulamalı eğitim olmalıdır.

Okul öncesi kurumunun hedefi çocukların sevgi dolu ve sıcak bir aile ortamı içerisinde;

– Kendine güvenen,
– Sorumluluk sahibi,
– Kendisi ve çevresiyle barışık,
– Paylaşma duygusu gelişmiş,
– Özgür düşünen ve davranabilen,
– Düşüncelerini isteklerini iyi ifade edebilen,
– Yeteneğini ve yaratıcı gücünü kullanabilen,
– Çevresiyle sağlıklı iletişim kurabilen bireyler olarak yetişmelerine katkıda bulunmaktır.

Sonuç olarak; yukarıda sıralanan hedefleri kazanmış bir çocuk, gelecek eğitim-öğretim yıllarında hazılrıklı olacaktır. Karşılaştığı zorluklar karşısında bocalamayan, doğru karar verebilen, doğru davranışı yerine getiren, başarılı bir birey olacaktır.

1 Cevap
  1. 08 Ağustos 2011

Yorumunuzu Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir