ÖĞRENME BOZUKLUKLARI

ÖĞRENME BOZUKLUKLARI

Alınan tüm önlemlere karşın, normal sınıf ortamında öğrenme güçlüğü olan, özel gereksinime sahip müfredatla potansiyellerini açığa çıkarabilen çocuklar olarak tanımlanır. konusunda yapılan yayınlar da “öğrenme güçlüğü” ile “” terimleri eş anlamlı kelimeler gibi kullanıldığına rastlanılmaktadır.

Arnold (1990)’a göre “Öğrenme güçlüğü” daha çok bir engeli ve sorunun eğitimsel yönüne değinirken, “Öğrenme bozukluğu” özgün patolojisi, etiyolojisi ve tedavi yönleri olan bir sendromdur.

DSM IV de öğrenme bozuklukları tanımlamasına göre Öğrenme Bozukluğu; zekası normal ya da normalin üstünde olan bireylerin standart testlerde yaş, zeka düzeyi ve aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda okuma, matematik, yazılı anlatımda beklenilenin önemli ölçüde altında olmasıyla tanısı konulan bir bozukluktur.

DSM IV’te Öğrenme Bozuklukları içinde değil, ayrı tanı grubu olarak alınmıştır. Genellikle ilk kez bebeklik, çocukluk ya da ergenlikte ortaya çıkan bozukluklar içinde sınıflandırılmıştır.

DSM IV’de Öğrenme Bozuklukları aşağıdaki şekilde sınıflandırılmıştır:
(Önceki adı Okul Beceri Bozuklukları)
1. Okuma Bozukluğu (Disleksi)
2. Matematik Bozukluğu (Diskalkuli)
3. Yazılı Anlatım Bozukluğu (Disgrafi)
4. Başka Türlü Adlandırılamayan Öğrenme Bozukluğu

Zihinsel öğrenme yetersizlikleriyle öğrenme bozukluklarının bazen birbirine karıştırıldığı gözlenilmektedir. Öğrenme bozukluğu zihinsel öğrenme yetersizliği değildir. Bilginin kazanılması ve işlenmesinde zorlanma olarak kendisini gösteren, öğrenmeyle ilgili bir güçlüktür. Bu bozukluk, görerek, duyarak ve dokunarak uyaranların algılanması ve kavranmasında güçlük olarak yaşanmaktadır. Ayrıca görme, işitme ve dokunma duyusunda bozukluğa yada nörolojik bir hastalığa bağlı değildir. Öğrenme bozukluğu gösteren çocuklar birbirlerinden farklılık göstermektedir.

Matematik Bozukluğu
Öğrencinin matematikle ilgili etkinlik ve becerilerde yaşıtlarına göre düşük performans sergilediği görülür. İkinci veya üçüncü sınıfa geldiğinde artık bu bozukluk öğretmen tarafından açıkca gözlenilebilir. Matematik bozukluğunun nedeni tam olarak bilinmemektedir. Pek çok faktörün etkili olduğu düşünülmektedir. Sosyo-ekonomik düzey, beslenme bozuklukları, psikosoyal gelişim, eğitim kalitesi gibi etkenlerin olduğu varsayılmaktadır. Araştırmacıların bu bozukluğun yaygınlığıyla ilgili yeterli düzeyde araştırma yapmadığı gözlenilmektedir. Fakat genel olarak araştırmacılar tarafından, toplum içinde rastlanma olasılığının, % 5 düzeyinde olduğuna dair düşünce kabul görmektedir. Ayrıca eğitim kalitesinin ve yaygınlığının da bu oranda etkili olduğu düşünülmektedir.

Bireyler yaşıtlarına göre eksik matematik eğitimi almışlarsa aritmetik performanslarında yetersizlik görülebilir. Bu durum matematik bozukluğuyla karıştırılmamalıdır. Sınıf veya okul olarak yetersiz matematik eğitimi alan öğrencilerin bu becerilerinde yetersizlik görülebilir. Birey bağlı bulunduğu sosyal grubun özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Matematik bozukluğunun varolduğunu düşünmek için kişinin ihtiyacı doğrultusunda yeterli düzeyde matematik eğitimi almış olması beklenir.

Okuma Bozukluğu
Okuma bozukluğu, bireyde, yaşıtlarına göre okuma becerisinde yetersizlik olarak kendisini gösterir. Bu durum kelimelerin hatalı söylenmesi ve çarpıtılması, eklemeler yapma veya eksik çıkarma olarak gözlenilir. Şekilleri, yazılı harf karakterlerini, noktalama işaretlerini, çizgileri algılamakta ve ayırt etmekte zorluk yaşanılır. Okuma zorluğu harflerde, kelimelerde, cümlelerde hatta bir paragrafta olabilir. Ayrıca okuma hızı da oldukça düşüktür. Konuşma bozukluğu yaşayan çocuklarda bu bozukluğun yanında fonolojik bozukluk ve sözel anlatım bozukluğu da gözlenilebilir. Kelimeleri arka arkaya söylerken zorlanma görülebilir, sesler karışabilir, cümleyi okurken ortasından veya sonundan başlamak olabilir. Okuma bozukluğu olan çocuklar çoğunlukla ikinci sınıf düzeyinde fark edilir. Okuma güçlüğü en erken birinci sınıf düzeyinde anlaşılabilir. Bazı vakalarda dokuz yaş ve sonrasına kadar bu bozukluk belirgin olmayabilir.

Okuma bozukluğunun toplumda rastlanma olasılığı, yaygınlığı, okul çağı çocuklarında % 4 civarındadır. Erkek çocuklarda kızlara göre görülme olasılığı birkaç kat daha fazladır. Ancak yetişkinlerde cinsiyet farklılığının olmadığı bildirilmektedir.

Yazılı Anlatım Bozukluğu
Yazılı anlatım bozukluğu kişinin yazı yazarken akranlarına göre düşük performans göstermesiyle fark edilir. Kişinin el yazısında, noktalama işaretlerinde, kelimeleri cümle içinde doğru yere yerleştirmede bozukluklar vardır. Yazma performansı kişinin zeka kapasitesinin altındadır. Bu bozukluk nörolojik veya duyusal bir eksikliğe bağlı değildir. Kişinin, okul veya iş performansında ve günlük yaşamında yazma etkinliklerinde bozulmaların olduğuna dair gözlemler olmalıdır. Bu çocuklar, duygu ve düşüncelerini yaşına uygun olarak dil bilgisi kurallarına göre ifade etmekte güçlük yaşarlar. Konuştukları ve yazdıkları cümlelerde çok sayıda dil bilgisi ve noktalama işaretleri yanlışları, cümle bozuklukları vardır. Kısa bir cümleyi yazarken basit dil bilgisi hataları yaparlar. Örneğin, büyük harfle başlamaz ve cümlenin sonuna nokta işareti koymazlar. Yazılı anlatım bozukluğunun görülme sıklığı kesin olarak tespit edilebilmiş değildir. Fakat okul çağı çocuklarında rastlanma olasılığının % 3-10 kadar olduğu tahmin edilmektedir. DSM 4 tanı kriterlerine göre yazılı anlatım bozukluğu aşağıdaki gibi tanımlanmaktadır:
Yazılı anlatım bozukluğu, yaygın gelişimsel bozukluk ve zihinsel öğrenme yetersizliğinden ayrıştırılmalıdır. Ayrıca iletişim bozuklukları, okuma bozukluğu, görme ve işitme bozukluklarıyla da karıştırılmamalıdır. Öğrencilerin tek bir alanda yetersizliği görülürken (örneğin kompozisyon yazma) diğer alanlarda yeterli (örneğin; yazı yazma, heceleme) olabilmektedir. Çoğu öğrencinin hem okuma hem yazma alanlarının ikisinde de güçlükleri vardır.

Öğrenme Bozukluğu Gösteren Öğrencilerin Hafıza ve Kavrama İle ilgili Özellikleri:
• Kısa süreli hafızaları zayıftır. (Karşılaştırma, organize etme, bilgi kodlama işlem süreçleri)
• Uzun süreli hafızaları zayıftır. (bilgiyi zamanlama ve organize etme)

Öğrenme Bozukluğunda kavramada;
• Bilgileri elde etme saklama süreçlerinde,
• Bu stratejileri ne zaman, nerede ve neden önemli olduğunu anlamada,
• Bu stratejileri uzun vadeli ve düşünerek seçme ve harekete geçmede yetersizlikleri görülebilir.

Davranışsal ve Sosyal özellikleri;
• Uygun olan sosyal davranışın ne olduğunu ve nasıl gösterebileceğini ve uygun olan davranışı öğrenmede,
• Beden dilini ve anlamalarını öğrenmede güçlük çekmektedirler.

Öğrenme Bozuklukları hakkında yazılarımız sitemizde yayınlanmaya devam edecektir. Bize ulaşan bu konudaki sorulardan yola çıkarak hazırladığımız yazılarımızı takip ederek, sorunlarınıza yanıt bulabileceksiniz…

1 Cevap
  1. 18 Nisan 2013

Yorumunuzu Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir