NEFES FİLMİ

Nefes Filmi

Irak sınırında görevli 40 askerin hikayesinin anlatıldığı Nefes filmi mehmetçiğin destansı öyküsünü anlatmakta.
Bir yandan Kürt açılımı bir yandan da şehit haberleri ile bunalmışken vizyonda bir süre kalan “Nefes” filmini hatırladım. Bu filmi izlemeyenlere biraz anlatayım.

Filmin başrol karakteri yüzbaşı, bir askerin nöbet sırasında öldürülmesi üzerine, geri kalan askerlerine, izleyiciyi ağlatan bir konuşma yapıyor.
Filmin senaryosu aynı zamanda filmin yönetmeni olan Levent Semerci ile Mehmet İlker Altınay ve Hakan Evrensel’e ait. Senaryo Hakan Evrensel’in ‘Güneydoğudan Öyküler’ adlı kitabından uyarlanmış.Kitabında Güneydoğu’da yaşanan terörü anlatan Hakan Evrensel, askeri okul mezunuymuş. Uzun yıllar Güneydoğu’da subay olarak görev alan Evrensel, kendi isteğiyle ordudan ayrıldıktan sonra tanıklıklarını kitaplaştırmış.
Levent Semerci’nin yönetmenliğini yaptığı film, Antalya’nın Kemer İlçesi yakınlarındaki Tahtalı Dağı’nda çekilmiş. Film için dağda, 2365 metre yükseklikte, küçük bir karakol kurulmuş.
Film, gerçek bir hikayeden yola çıkılarak yazılmamış.Bugüne kadar görülen, duyulan ve yaşanan olaylar birbirine eklenerek, tamamen kurmaca olaylar ve karakterler yaratılmış.
40 askeri canlandıracak yetenekli, zamanı bol ve ünlü olmayan isimler seçilmiş.
Çekimler Tahtalı Dağı’nın yanı sıra Gömbe, İstanbul ve İzmit’te yapılmış
Hazırlık aşamasında bölgede görev yapmış emekli askerlerle ve askerliklerini orada yapmış gençlerle konuşulmuş
Hazırlıklarına iki yıl önceden başlanan filmin çekimi 140 gün sürmüş.
Oyuncular bir ay, emekli bir eğitim subayı tarafından gerçeğe birebir uygun şartlarda eğitim almış.
Aşağıda yayınlamış olduğum filmdeki bir sahneden alınmış videoda geçen diyalog:

Yüzbaşı: Kamil Ateş sen öldün! Karın var mı?
Asker: Var komutanım.
Yüzbaşı: Lojmanda mı kalıyor?
Asker: Evet komutanım.
Yüzbaşı: Söyle hemen yeni ev arasın. Lojmanda çok fazla tutmayacaklar. Çünkü sen öldün. Anan, baban hayatta mı?
Asker: Evet komutanım.
Yüzbaşı: İyi cenazeni ona göndeririz. Sen!
Asker: Hakan Atakan, Hatay. Emret komutanım!
Yüzbaşı: Öldün sen Hataylı. Annenizin gözü yaşlı, hüngür hüngür ağlıyor kadın.Komşularınızın kolları arasında.Bileklerini ovuyorlar kolonyayla. ‘Evladım’ diye ağlıyor.Babanız da ağlıyor.Göstermiyor ama yıkılmış bir köşeye içten içe ağlıyor adam.Ama ağzında bir cümle, ‘Vatan sağolsun, memleket sağolsun, bir oğlum olsa onu da gönderirim’ diye ağlıyor.Aldılar hepinizi, aldılar.Gönderdik cenazeleri ailenize, kurşun izlerini silerler, yıkarlar sizi.Bir güzel de bayrağa sararlar.Böyle öldü.En değer verdiğim adam böyle öldü.Ama uyuduğu için değil, buraya erken gelelim diye.Koydular helikoptere, gönderdiler memleketine.Televizyona bile çıkarsınız. 45 saniyeliğine kahraman olursunuz.Çıkar süslü bir karı, hüzünlü sesle anlatır.Hekim Bulut, karakol baskınında şehit düştü.45 saniye.Sonra da magazin haberleri.Kahramanca mı savaştınız? Hayır.Bu adam uyuduğu için öldünüz.Kızmayın ona.Kızmayacaksınız.Kendinize kızın.Burası bir birlik.Arkadaşınla hareket edeceksin.O uyusa bile uyumayacaksın.Uyurken ölemeyeceksin! Uyursan ölürsün! Ölürsünüz! Sen uyursan herkes ölür.Bak ‘Hazırım’ yazıyor.Neye hazırsınız?Uyurken ölmeye hazırsınız.Uyumayacaksınız! Yemeyeceksiniz, dinlenmeyeceksiniz.Sizin cesetlerinizi, sizin cenazelerinizi ailenize göndertmeyeceğim.Ölmenizi yasaklıyorum.Anlaşıldı mı asker?
Asker: Emredersiniz komutanım….

2 Yorum
  1. 25 Haziran 2012
  2. 25 Haziran 2012