MOBBİNG (Yıldırma)

Yıldırma Sürecinin Aktörleri

Yıldırmanın, kültür farkı gözetmeksizin tüm işyerlerinde ortaya çıkabilen bir olgu olduğu belirtilmektedir. Yıldırma mağduru olmaya aday bireyleri tanımlayan bir sınıflama, henüz geliştirilmemiştir. Çalışma yaşamında herkes yıldırma olgusu içinde rol almaya aday olarak gösterilmektedir. Çalışma yaşamı içinde gerçekleşen yıldırma süreci içerisinde oynanan rollerle ilgili olarak üç grup insan ayırt edilmektedir Bunlar (Tınaz, 2006);
1. Yıldırma uygulayanlar (saldırganlar, tacizciler).
2. Yıldırma mağdurları (kurbanlar).
3. Yıldırma izleyicileri.
Buna göre çalışma yaşamında herkes, bu roller bağlamında yıldırma olgusu içinde rol almaya aday görülmektedir. Kendine ait rolü oynayan bu üç grubun her birinin, kendi özelliği ve etkinliği var olup, aynı zamanda birbirlerini de etkilemektedirler (Tınaz, 2006).
Bununla birlikte Downson ve çalışma arkadaşları tarafından Avrupa’daki üç büyük örgütte istihdam edilen beş farklı çalışma grubu (yöneticileri öğretmenler, teknisyenler, çağrı merkezi operatörleri ve mühendisler) üzerinde yapılan araştırmada yıldırma süreci aktörleri arasına bir yenisi eklenmiştir. Araştırmacılar bu rolü “bullied-non victim” olarak tanımlamaktadırlar. Bu, kişinin yıldırıldığı ancak kendisini yıldırma kurbanı olmadığına ilişkin beyanını ifade etmektedir. Bu çalışma yıldırma sürecinde yıldırma uygulayan kendisine yıldırma uygulanan ve yıldırmaya dışarıdan seyirci/tanık olan üç tip rolün dışında yeni bir rolün var olduğunu ileri sürmesi bakımından önem taşımaktadır (Downson vd., 2003).
Hornstein (1996) da Acımasız Patronlar ve Onların Kurbanları. İşyerinde Taciz Nasıl Tanınabilir ve Bunun Üstesinden Gelinebilir” (Brutal Bosses and Their Prey: How to Identify and Overcome Abuse In The Workplace) adlı kitabında işyerlerinde yıldırma uygulayan kişilerin üç biçimde ortaya çıktığını ileri sürmektedir. Bu kişiler “ayırt ediciler”, “performansçılar” ve “manipülatörler” olarak tanımlanmaktadır.
Hornstein’a göre ilk grupta yer alan kişiler sadece güç ve kontrol ile ilgilenen ve kendi çıkarlarını koruyan kimselerdir. Onlar diğerlerinin kendilerini daha güçsüz hissetmeleri için çabalamaktadırlar. Bu kişiler hakaret etme, kaba söz kullanma, bağırma gibi doğrudan ya da dolaylı müdahalelerde bulunmaktadırlar. İkinci grupta yer alan performansçılar belirgin ya da gizli şekilde hedef kişiyi küçük düşürmeyi amaçlamaktadırlar. Manipülatörler ise kendi hatalarının sorumluluğunu almak istemeyen, yalan söylemede, aldatmada ve ihanette uzman kişiler olarak tanımlanmaktadır.

Mobbing İzleyicileri:
Mobbing sürecinde izleyici olarak rol alanlar, iş arkadaşları, amirler ve yöneticiler gibi sürece doğrudan doğruya karışmayan, ancak bir şekilde süreci algılayan, yansımalarını yaşayan, bazen de sürece katılan kişilerdir. Bir olayda susan kişinin, o olayı kabul eden kişi olduğunu unutmamak gerekir. İzleyici tiplerini, sergiledikleri davranışlara göre gruplamak mümkündür: (Tınaz; Çalışma ve Toplum Dergisi, 2006/4)
a. Diplomatik İzleyici:
Bir çatışma olgusu karşısında daima uzlaşmadan yana olan kişidir. Genelde aracı rolünü oynaması nedeniyle başkaları tarafından sevilen veya nefret edilen bir kişidir. Bu tarz bir izleyici, örgüt içinde aldığı tepkiler sonucunda ileride kurban konumuna düşme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
b. Yardakçı İzleyici: Bu izleyici, mobbingciye çok sadıktır. Ancak bu özelliğinin pek fark edilmesini istemez.
c. Fazla ilgili İzleyici: Başkalarıyla ve başkalarının problemleriyle ilgilenen izleyici tipidir. Bazen başkalarının özel alanlarına ve konularına zorla girmeye çalışır, ısrarcıdır. Yardım arayışı içinde olan kurban dahi, zamanla rahatsız olur, kaçış yolları arar. (Urasoğlu, 2007)

Propaganda Kavramı ve Yıldırma Sürecinde Propaganda Kullanımı:
Psikolojik şiddet ya da savaş olarak tanımlanabilecek yıldırmada kilit unsurlardan biri de tarafların sahip olduğu duygusal güç ve bunu kullanabilme yetenekleridir. Bu açıdan yıldırma ülkeler arasında gerçekleşen topsuz tüfeksiz ve askersiz soğuk savaşlara benzetilebilir. Nasıl ki burada silahlı çatışmaya girişilmeden çeşitli yollarla gerginlik yaratıcı düşmanca davranışlar sergileniyorsa, yıldırmada da psikolojik baskı yoluyla mağdurun maneviyatı üzerinde bir oyun kurgulanıp oynanmaktadır.
Psikolojik şiddette nihai zafere, mağdurun yenilgiyi kabul etmesiyle
ulaşılmaktadır. Bu nedenle psikolojik savaş stratejisinin ilk taktiğinde propaganda vardır. Bu psikolojik savaşın en önemli saldırı ve savunma silahıdır.
Yıldırma uygulayan kişinin bir saldırı silahı olarak kullandığı propagandanın temel amacı hedef seçileni hizaya çekmek, kontrol etmek ve derin bir itaat duygusuyla, kendisinin iradesine tabi kılmak ve kişiliğini kabule zorlamaktır.
Yıldırma uygulayan kişinin kullandığı propagandanın taktik sıralamasında önce tutumlar, sonra sözler ve davranışlar vardır. Bu yolla hedefin inanç ve değerlerine saldırılarak onu “değer”siz bırakarak, kendine olan özgüveni kaybettirilmeye çalışılmaktadır (Tutar, http://www.canaktan.org).

Yıldırma sürecinde beyaz, gri ve kara olmak üzere üç tür propagandadan yararlanılmaktadır;
Beyaz Propaganda
Beyaz propaganda genellikle açık biçimde yapılan  propagandadır; kaynağı bellidir. Beyaz propaganda yıldırma uygulayan kişinin saldırı silahları arasında en masum olanıdır. Bu durum, beyaz propagandanın açıklık (alenilik) özelliğinden kaynaklanmaktadır. Beyaz propaganda da kaynak en az hedef kadar belirgindir ve kendini öne çıkarmaktadır (Tutar, http://www.canaktan.org ).
Beyaz propagandanın amacı hedefi zayıf duruma düşürerek, onun zihninde tek güvenilecek ve dayanılacak gücün kendisi olduğu kanaatini hâkim kılmaktır. Diğer bir deyişle yıldıran kişi beyaz propaganda ile kendi hakkında aldatıcı güven ve itimat oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu yolla hedef seçilenin kişiliği, düşüncesi ve inançları hakkında şüphe uyandırılarak, hedef şaibeli biri haline getirilmeye çalışılmaktadır. Bunun için yıldıran kişinin başvurduğu ana malzeme hedefin örgütsel yaşamı hakkındaki yalan haberlerden oluşmaktadır (Tutar, http://www.canaktan.org/ yonetim/psikolojik-siddet/propaganda.htm; http://www. nocompromise.org/fight/tactics. html).
Beyaz propaganda da kaynağın belirgin olması, mağdurun cephede kiminle karşılaşacağını bilmesine olanak tanıması nedeniyle propagandanın zayıf yönünü oluşturmaktadır. Beyaz propaganda da düşmanını tanıyan mağdur onun olumsuz eylemlerine karşı propaganda geliştirerek kendini korumayı başarabilir. Hatta mağdurun duygusal direnişini koruması, yıldırma uygulayan kişinin mağdurun savaşı kaybedeceği düşüncesiyle ayakta duran moral gücüne darbe vurarak, tüm çabalarını sonuçsuz bırakabilmektedir.
Gri Propaganda
Yıldırma uygulayan kişinin önemli propaganda araçlarından biri olan gri propaganda psikolojik şiddet mağduru için savaşılması güç bir propaganda biçimidir. Çünkü burada kaynak belirsiz ve birden fazladır. Gri propaganda türünde yıldırma uygulayan kişi kendini çok fazla öne çıkarmamaktadır. Daha kontrollü ve perde arkasındadır; ancak etrafında oluşturduğu zayıf karakterli insanlarla, yıldırma eylemlerini sürdürmektedir. Dolayısıyla gri propagandada bir yıldırıcı yoktur, yıldırıcılar vardır (Tutar, http://www.canaktan.org/).
Gri propagandanın ana malzemesini “rivayetler” oluşturmaktadır (Tutar, 2005). Bu propaganda biçiminde genellikle doğru bir olay yalanlarla şişirilerek muhatap küçük ve gülünç durama düşürülmeye çalışılmaktadır (Tutar, http://www.canaktan.org/yonetim/psikolojik-siddet/ propaganda.htm). Eğer senaryo iyi yazılıp, roller iyi oynanırsa, “rivayetler” kısa süre içinde dilden dile dolaşmaktadır. Böylece mağdurun kendini savunma gereği duyması sağlanmaktadır. Bunun amacı ise, hedefi konuşmaya sürükleyerek, kendi ağzından kendi zararına söz çıkmasını sağlamaktır (Tutar, http://www.canaktan.org/yonetim/psikolojik-siddet/propaganda. htm ).

Kara Propaganda
Kara propaganda psikolojik şiddette kullanılabilecek en acımasız saldırı silahı olarak kabul edilmektedir. Kara propaganda yönteminde hile, entrika, yalan, iftira, fitne, sinsilik ve sahte delil diğer yöntemlere göre daha gözü pek biçimde uygulanmaktadır (Tutar, http://www.canaktan.org/yonetim/psikolojik-siddet/ propaganda.htm).
Kara propagandanın amacı, muhatabı psikolojik çöküntüye uğratarak, benliğinin ölümünü sağlamaktır. Bu yöntemi uygulayanlar hiçbir ahlaki ve vicdani sorumluluk duygusu taşımamaktadır. Bu yolla akla gelebilecek her tür ahlak ve yasa dışı yöntemi kullanarak hedef kişiliksiz bir “mankurt”a dönüştürülmeye çalışılmaktadır (Tutar, http://www.canaktan.org/yonetim/psikolojik-siddet/propaganda.htm).
Burada mankurt kavramı ile ifade edilmek istenen “sosyal kimlik değiştirme” ve “öz köküne yabancılaşma” temalarıdır. Mankurt bazı işlemler sonucu öz benliğini yitirerek kendisini kimliksizleştiren düşmanının kuklası haline gelmiş zavallı bir insan tipidir (Wikipedi Özgür Ansiklopedi, http://tr.wikipedi.org/wiki/mankurt, ).
Kara propagandada kaynak bir kişiden çok, bir ekiptir. Bu yüzden kaynağın gizliliğine büyük bir önem verilmektedir (Tutar, http://www.canaktan.org/yonetim/ psikolojik-siddet/propaganda.htm). Bu propaganda biçiminde kaynağın kendisini gizlemesi mağdurun kara propagandaya karşı koymasını zorlaştırmaktadır.

YILDIRMANIN ORTAYA ÇIKIŞ NEDENLERİ

Yorumunuzu Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir