İLK UÇUŞ

İlk Uçuş

O Sabah havaalanına gitmem gerekiyordu. Bineceğim uçak 04:30’da hareket edecekti. Bu yüzden oldukca erken bir saatte uykuya daldım. Çocuklar gibi, erken yat erken kalk…

Uykuya dalmadan önce de saatimi 02:30’a kurdum. Daha önceden uyanmak için kurduğum saat seslerini pek duymamıştım. Ancak nasıl oldu bilmiyorum bu kez saatin daha ilk sinyalinde yataktan fırladım.

Çok kısa bir zaman içerisinde hazırlanmış ve daha önceden anlaştığım taksiciyle buluşmak üzere binanın önüne çıkmıştım bile. Taksi geldi ve selamlaştıktan sonra yola koyulduk…

Havaalnaına uzun bir yol vardı. Bu sırada teknolojinin verdiği nimetlerden yararlanmak aklıma geldi. Diz üstü bilgisayarımı hazırladım ve internete bağlandım. Hem bilgisayarı takip ediyor, hem de taksicinin sorduğu sorulara cevap veriyordum. Gelen e-postalarimi okuyordum. Her zaman olduğu gibi yine bolca reklam mailler ile doluydu. Soru soranlar, dertlerini anlatanlar vb. maillerle doluydu posta kutum…

Hava alanına giderken yolculuk boyunca bir şey dikkatimi çekti. Daha onceden diz üstü bilgisayarımı kullanırken hangi tuş nerede diye biraz düşünürdüm. Tuşun yerini arardım. Ancak yol boyunca tuşların yerini aramadan yazılarımı yazdığım ve bilgisayarımı kullanabildiğimi fark ettim.

Taksiye bindiğimde insanı rahatsız etmeyen bir müzik derinden geliyordu. Ve hatta çalışırken zaman zaman kendim de mırıldanıyordum. Bu durum ne kadar sürdü bilemiyorum….

Bir ara bütün dikkatimi müziğe verdim ve bekledim. Araca bindiğimde dinlediğim müzik türünün dışında bir şeyler çalıyordu.

Kulağı tırmalayan sarhoş bir ağızdan çıkan arabesk müziği çalıyordu.

Taksici, önceki çalan tesadufen açdığı her halde classic müzikten sıkılmış kendine göre bir şeyleri açmıştı.

Hava alanına geldiğimde uçağın hareket etmesine daha 45 dakika vardi…

Taksicinin parasını ödedim ve gönderdim. Işlemlerimi yaptırmak için gişelere yaklaştım. Biletimi ve pasaportumu uzattım. O an görevli homurdanmaya başladı…

–“Bu bilet gelecek ayın beyfendi.” dedi. “Ayrıca vizeniz de gelecek ay başlıyor” diye ekledi.

Ben ilk kez yurt dışına çıkmanın verdiği heyacandan olacaktı her halde bir ay önceden yurtdışına gitmeye çalıştım. Şimdi ne yapacaktım. Taksiciyide gönderdim. Gecenin bu saatinde nereden bulacaktım güvenir bir taksiciyi…

Böyle kara kara düşünürken bir el beni hızlı hızlı sirkeliyordu. Farkına vardığımda bu annemin eli ve sesiydi.:
–“Oğlum kalk artik. Uçağa geç kalacaksın.”

Ibrahim Elibal