İKİ YÜZLÜ BİR ŞEHİR RİO

İki yüzlü bir şehir Rio

Brezilya’nın gözbebeği Rio’nun iki farklı yüzü var. Bir tarafta favelalarda yaşayan yoksul insanlar, bir tarafta rezidans sahipleri. Biraz futbol, biraz karnaval, biraz kavruk tenli insan hikayesi…

Rio de Janeiro, havaalanını şehrin merkezine bağlayan geniş bir yol. Sağ ve sol tarafta elektrik telleri arasına gizlenmiş, yıkılmamak için birbirine yaslanan, boya kabul etmeyen, kimliksiz, bir-iki katlı binlerce gecekondu: Favela. Sokaklarında cezaevinde volta atar gibi turlayan kavruk tenli adamlar, sert mizaçlı kadınlar, evcilik oyununda dahi kötü adamı canlandıran, rolü üzerine yapışan, masumiyeti gölgelenmiş çocuklar… Geniş yolun kenarlarına set gibi örülen, adına ‘ses’ denen ‘utanç duvarı’ bu yoksul hayatları maskeliyor. Birkaç kilometre ileride ise özel güvenlik görevlilerinin koruduğu, önünde son model arabaların beklediği gökdelenler ihtişamıyla göz dolduruyor. İşte Brezilya’yı en iyi anlatan fotoğraf bu. Bir tarafta hiçbir şeyi olmayan yerel halk, diğer tarafta sonradan gelip kıtanın dilini-dinini değiştiren, çoğu Avrupalı işadamları. Rakamların diliyle yüzde 80’inin hiçbir şeyi yok, yüzde 20’sinin her şeyi var. Makas aralığı geniş olsa da ortak noktaları az değil.

Brezilyalılar çok geniş insanlar. İklimler arasında çok fazla sıcaklık farkı olmadığı için pantolon giymek yasak gibi! Atletle araç kullanan taksi şoförüyle ya da karşısındakinin ağzından sigara isteyen, sıcaktan bunaldığı için kaldırımdaki ilk gölgeye boylu boyunca uzanıp uyuyakalan bir yerliyle karşılaşmak mümkün. İlk bakışta farklı milletlerden sanılan beyaz tenli-renkli gözlü ya da siyahî, kumral Brezilyalılar bir arada yaşıyor ve kimse başkasının hayat tarzını önemsemiyor.

Brezilya, özellikle Rio’da insanların hayat tarzını okyanus belirliyor. Lüks binalar kıyıda, gecekondular dağların eteklerinde kurulu. Cumartesi öğleden sonra işyerleri kapanıyor, herkes kimliklerini kıyafetleriyle çıkarıp sahile iniyor. Özellikle Copacabana’da iğne atsanız yere düşmez. Dalgaların boyu üç-dört metreyi bulduğu için kimse çok fazla açılmıyor, sahilde güneşlenerek, voleybol oynayarak vakit geçiriyor. Klasik voleybol oynayan yok. Malum futbolun başkentindeyiz. Yaşadığı toprakların genetiğinden olsa gerek herkes inanılmaz bir tekniğe sahip, topa elle dokunmak yasak, sadece kafa ve ayak kullanılabiliyor.

Rio’yu ayakta tutan iki önemli endüstri var: Biri futbol, diğeri karnaval. Şehrin önde gelen takımları Flamengo, Vasco da Gama’nın boş statları bile gezi programlarının liste başında yer alıyor. Şehir, 2014 Dünya Kupası ve 2016 Yaz Olimpiyatları’na ev sahipliği yapacağı için statlar tadilatta. Sahil şeridinde yan yana dizili onlarca halı sahada gece yarısında bile yer bulmak imkânsız. Favelalarda büyüyen çocuklar için futbol tek kurtuluş yolu. Ancak futbolcu olduklarında uyuşturucu ve alkolden uzak durur, ailelerini yoksulluğun içinden söküp çıkarabilirler.

turistlerin en uğrak yerlerinden biri. Şubat ayında düzenlenen şenlikte milyonlarca turist akın ediyor şehre. Akşam 20.00–21.00 gibi tören başlıyor, sabahın ilk ışıklarında sona eriyor, sonrasında farklı mekânlarda şenlik devam ediyor. Karnaval mekânında şimdilerde in cin top oynuyor. Karşılıklı inşa edilen 1 km uzunluğundaki tribünlerin altındaki irili ufaklı hediyelik eşya dükkânları açık sadece.

‘Felix, stajını İsa heykeliyle yaptı’
Rio dağlık bir şehir, ancak dağları bildiğimiz dağlar değil. Sanki gökyüzünden ucu sivri bir kütle düşmüş yeryüzüne ve etrafında insanlar türemiş. Şehrin güneyini kuzeye bağlayan yollar dağları delerek geçiyor. En popüler dağ, İsa heykelinin yer aldığı 710 metre yüksekliğindeki Corcovado. 1921’de inşa edilen ve dış katmanları sabun taşı mozaiklerinden oluşan 38 metre boyundaki heykel, şehrin her tarafından görülebiliyor. İlginç bir ışıklandırma sistemi yapıldığı için geceleyin gökyüzünde uçan biri görülüyor. Dağa çıkmak için iki farklı yol var: Tren ve taksi. 20 dakika sürüyor yolculuk. Bilet fiyatı da ucuz değil: 40-50 Real (1 Brezilya reali=yaklaşık 1 TL). Rio’yu tepeden gören dağın manzarası mükemmel. Uzaya çıkıp dünyaya atlayan Felix, geçtiğimiz yıllarda yasak olmasına rağmen heykele çıkıp paraşütle aşağı atlarmış. Rio’nun diğer popüler tepeleri Suger ve Urce Loaf. Bunlar da en az Corcovado kadar yüksek. Ancak tek ulaşımı var, teleferik. Butik kafelerinde özel gecelerde ünlü sanatçılar sahne alıyor.

Evli ve göçmen bir şampiyon
Brezilya’ya dünyanın en iyi B-boy’larının yarıştığı Red Bull BC One için gittik. Bu yılın break dansçıları arasında kimler yoktu ki? Kolombiya, Japonya, Meksika, Fas, Rusya, Güney Kore… Ancak şampiyon Fransa’dan çıktı. Farklı dansı ve ayak hareketleriyle dikkat çeken Mounir’in ilk (28) ilk ödülü değil bu. Daha önce kendi grubuyla dokuz defa ödüle uzandı. Biz break dansı ara sokaklardaki aykırı ruhlu gençlerin yaptığını bilirdik, ama Mounir evli ve bu işi meslek olarak yapıyor. Göçmen bir ailenin çocuğu olan ve lise çağlarında dansla tanışıp okulu bırakan Mounir, yetiştirdiği dans öğrencilerine şu tembihte bulunuyor: “Okulu asla bırakmayın.” Başarısını ıse şöyle yorumluyor: “B-boy’lar bana hiç önyargıyla yaklaşmadı, ama devlet ve sıradan insanlar bunu yaptı. Göçmenler için her şey daha zor. Eğer bir şey yapmak istiyorsanız en iyisi olmak zorundasınız Sporda, sanatta, hatta okulda iyi olmamızın sebebi bu.”

“15 bin Müslüman’a bir cami”
Rio’da bir turist için en zor şey aynı dili konuşacak birini bulamaması. Turistik bölgelerde çalışan Brezilyalılar bile (halkın yüzde 60’ı okuma yazma bilmiyor) İngilizce bilmiyor. Calışanların çoğu vasıfsız işçi. Otellerde, restoranlarda alt tabakada çalışanların büyük çoğunluğu siyahî. Favelelardan (10 milyon nüfusa sahip Rio’nun üçte biri favelalarda) gelip gidiyorlar şehre . Diğerleri ya bir suç örgütüne dâhil olup hayatını kurtarıyor (!) ya da İstanbul’daki siyahiler gibi seyyar satıcılık yapıyor. Rio’da yaşayan 15 bin Müslüman’ın bir camisi var. Onu da kiliselerin gölgesinde bulmak imkânsız. Et ve balık tüketen şehirde güvenilecek bir restoran bulmak da bir o kadar zor.

AYHAN HÜLAGÜ