ENGELLİNİN DÜNYASINA KÜÇÜK BİR YOLCULUK

ENGELLİNİN DÜNYASINA KÜÇÜK BİR YOLCULUK

Mükemmel bir toplumuz. Yardım sever, fedakar, koruyucu…
Bedensel engelli, zihinsel engelli, işitme engelli bir bireye acıyan gözlerle bakan, görme engelli bireyin yanında sanki ağır işiten yada tamamen işitme engelli bir bireyniş gibi ya yüksek sesle yada “yazık” “keşke görseydi” gibi sözleri hiç esirgemiyoruz. Görme engelli bireyin en büyük rehberinin işitme duyusu olması nedeniyle eğer herhangi bir işitme problemi yoksa en uzak mesafeden, en küçük fısıltıyı duyabileceği aklımıza bile gelmiyor hiçbir zaman.

Genelden özele doğru gidelim. Eğer engelli bir bireyseniz, otobüsten, dolmuştan inerken yıllara oranla biraz azalmakla birlikte geçmiş olsun cümlesini duymanız muhtemeldir. Bu söze verilecek en güzel cevap “geçmiyor ki”. Sanki kanser, dizanteri gibi. Elbette tıpda ciddi devrimlerin gerçekleştirilmesini, küvezde bebeklere yüzdeyüz dikkat edilmesini, toplumun bilinçlenerek akraba evliliği, hamilelikte doktor önerilerini gözden çıkarmamalarını ve engelliliğin tamamen yok edilmesini diliyoruz. İşte o vakit ülke hatta dünya olarak topluca geçmiş olsun diyebiliriz.

Yolculuğumuza devem edelim. Anne ve babaların gözünde çocukları kaç yaşına gelirlerse gelsinler, asla büyümediklerini yanlış olduğunu bilsem de bir miktar anlıyrum. Ama kırk yaşına gelen bir bireyin örneğin otuzlu yaşlarda bir doktora giddiğinde “aç ağzını canım” yada yanında birisiyle gelmişse “hastanın neyi var”? yada daha ilginç kbk doktorunun eğer görmüyorsanız muayene aletini kulaktan önce gözünüze tutması da yirmibirinci yüzyıl için olumsuz bir davranış.

Halâ görme engelli bir birey ekran kapalı bilgisayar kullanıyorken: gizli gizli ne yazıyorsun diyen eğitimciler, bilseler ekranın sonsuza dek açık olsa da bizim yazıları görmemizi sağlayamayacağını ve cep telefonu vb yeteri kadar radyosyyon almamak adına bu şekilde kullandığımızı bilmeleri yeterli olacak.

Görme engelli bir bireye sanki yürüme konusunda problem yaşıyormuş gibi bir yerde görüşüp sohbet esnasında “sana uzak olmasın” “zor olmasın burayı tercih ettim” gibi yaklaşımlarda ayrı bir bilinçsizlik örneği. Yüzme,. Dağcılık gibi alanlarda son derece başarılı olan görme engelli bireyler düşünüldüğünde, kilometrelerce yürümek çok olağan geliyor.

Biz toplum olarak ne yapmalıyız?
Ben engelli değilim. Yakın çevremde engelli birey yok. Düşüncesini zihnimizden tamamen çıkarmalıyız. Eğer bir yöneticiysek, engelli bir bireyle çalışacaksak, neler yapabilip, neler yapamayacağını açık bir biçimde konuşmak, daha da yeterli olmuyorsa doküman ve çeşitli kurumlardan bilgi almak, senin için ne yapabilirizden ziyade, çalışmalarımızda senden hangi alanlarda faydalanabilirizi sormalıyız. Eğer bir eğitimciysek, çocuğun engelinin türüne ve özelliklerine yönelik bilgi edinerek, koşulsüz kabul ettiğimizi hissettirerek, olanaklarımız ölçüsünde ona uygun eğitim ortamını oluşturmalıyız. Engelli bireyleri belli meslek kalıpları içine koymamalıyız. Örneğin görme engelli bireyin mutlaka sesinin güzel olacağı düşüncesi. Eğer bireyin müzik kulağı oldukça iyi ve bu alanda eğitim almışsa dünya çapında bir müzisyen örneği sergileyebilir.

Unutmayalım ki; engellilerin ayrı dünyaları yok. Bu dünya hepimizin.

Selda YILDIZHAN
Rehber Öğretmen.

Yorumunuzu Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir