Dünya turu için tekne tipleri

Tasarım

Yelkenli tekne tasarımları birbirinden ciddi olarak farklılık gösterir. Amacınız, kapasiteniz, maddi gücünüz doğrultusunda oldukça farklı tekneler edinebilirsiniz.
Yelkenli tekneleri genel olarak iki gruba ayırmak mümkün:
1. Tek gövdeli tekneler;
2. Çok gövdeli tekneler (katamaran, trimaran gibi)
Yelkenli Tekne
Tek gövdeli tekneler:

Bunlar ezici çoğunlukla dünya denizlerinde en çok rastladığımız tekneler. Bu tekneler bilmeyen biri için birbirinin aynı gibi görünse de aslında oldukça farklı biçimlere sahiptir.
Bu sayımızda teknelerin görünmeyen, su altında kalan bölümden bahsedelim.




Tek gövdeli teknelerin su altında iki önemli parçası, daha doğrusu çıkıntısı var: biri teknenin stabilitesini sağlayan salması, diğeri de tekneyi yönlendirmeye yarayan dümen palası. Bu iki parça da su altında fazladan sürtünmeye neden olduklarından tekne tasarımcılarını belki de en çok uğraştıran, dolayısıyla da en çok farklılıklar gösteren parçalardır denebilir. Gelin, bu farklı su altı tasarımlarına genel bir göz atalım:

Salma:

Salmaları genel olarak, tekneyi boydan boya geçen omurga salma ve teknenin omurgasından bir kanat gibi çıkan fin salma olarak ikiye ayırabiliriz.

Teknenin en derin kısmı salmalardır. Salma birden çok işe yarar. En önemli fonksiyonu içerdiği ağırlık nedeniyle teknenin ağırlık merkezini aşağı çekmek, dolayısıyla da teknenin stabilitesini sağlamaktır. Bu özellik belli standartlara bağlıdır ve tekne tasarımına göre fazla değişiklik göstermez. Kural der ki, uzun yola çıkacak teknelerin en az 120 derecelik, ideali 140 derecelik pozitif doğrulma momentine sahip olması gerekir. Yani bir tekneyi tutun, yana doğru yatırmaya çalışın. Tekne düz durduğu konuma göre 120 derece açı yapıncaya dek sizin yatırma kuvvetinize direnmeli, düzelmeye çalışmalı, takla atmamalı. Bu sayede okyanusun dev dalgalarında devrilmeden, güvenli biçimde seyir yapabilecektir. Eğer devrilirse 140 derece ve üstündeki doğrulma momentine sahip tekneler kendi kendine düzelebilecektir.

Salmalardaki bu ağırlık farklı şekillerde oluşturulur. Omurgaya ağırlık koyarak teknenin stabilitesini artırmaya çalışmak denizcilik tarihi kadar eski. Eskiden bu ağırlığı teknenin alt bölgelerine taş, tuğla, demir, kum torbası gibi cisimler koyarak sağlamaya çalışıyorlardı. Günümüzde bu iş için en çok iki malzeme kullanılıyor: dökme demir ve kurşun. Seri üretim teknelerin çoğunda dökme demirden üretilen salma vidalarla gövdeye sabitlenir. Bazılarında ise ağırlık merkezini iyice aşağı çekmek için torpil şekli verilmiş salmanın en uç kısmı kurşundan oluşturulur. Metal teknelerde ise salma gövdeye vidalanmaz, gövdenin bir uzantısı şeklindedir ve ağırlık salmanın içine yerleştirilir. Ağırlık olarak genellikle dökme kurşun kullanılır.

Yoğunluğu sayesinde ağırlık merkezini iyice aşağı çekeceğinden kurşun salmalar bir numaralı tercih nedeni olmalıdır. Ucu torpil ya da kanat şeklinde olan salmalar yelken performansı için oldukça iyi olmakla beraber uzun yolda birçok dezavantajı beraberinde getiriyor. Okyanusta atılmış büyük balıkçı ağlarına böyle bir salma ile takılırsanız Tanrı yardımcınız olsun… Brezilya açıklarında fırtınalı bir gecede yaşadığım böyle bir deneyim aklıma geldikçe hala tüylerimi diken diken ediyor. Normal şekilli bir salmayla anlamadan üzerinden geçip gidebileceğimiz dev ağa takılan salmanın torpili bize çok sıkıntılı anlar yaşatmıştı. Bu tür salmaların bir diğer dezavantajı daha var. Teknenizi bilerek veya kazara gelgitin alçak su zamanı çamura oturtursanız çamura gömülen torpil bir çapa gibi görev görüyor ve sular yükselirken çamurdan çıkması bazen çok zor olabiliyor.

Salmanın bir diğer fonksiyonu da suyun altında yanal direnç oluşturarak tekneye yana kaymadan rüzgâr üstüne gitme kabiliyeti kazandırmasıdır. Bu özellik salma incelip derine doğru uzadıkça artar. Fakat bu özellik arttıkça teknenin düz bir çizgi üstünde istikrarlı biçimde seyir yapma özelliği azalmaya başlar. Salma boyu gövde boyunca uzadıkça teknenin düz gitme eğilimi artar, fakat manevralarda hantallaşır ve rüzgâr üstüne zor gider.

Bugünlerde fazla konuşulmayan, salmanın çok önemli bir özelliği daha var: Teknenin su altında kalan en derin kısmı olduğundan yabancı cisimlere en erken dokunacak parça salmadır. Dolayısıyla ya tekneyi kurtaracak bir parçadır, ya da batmasına sebep olacak… Bu sağlamlık salma boyu yatay olarak uzadıkça artar, dikey olarak uzadıkça azalır.

Salmanın dikey uzunluğunun en büyük avantajı teknenin seyir performansını artırmaktır, ancak bu uzunluk arttıkça tekneyle girebileceğiniz liman sayısı hızla düşmeye başlar. Teknenin çok derin su çekeri yüzünden koylarda fazla kuytuya giremediğinizden demirdeyken yeterince korunma sağlayamayabilirsiniz.

Bizim konumuz uzun yol olduğuna göre salmalara bu gözle bir bakalım:
– okyanus geçişlerinde teknenin düz bir çizgi üstünde gitmesi önemlidir;
– insanın olmadığı ıssız yerlerde tekne su altında bir şeylere çarparsa hayatta kalabilmelidir;
– limanlarda teknenin güvenliğini sağlamak için mümkün olduğunca kuytu yerlere gitmek, yani kıyıya yaklaşmak gerekir.
Bütün bunlardan çıkacak sonuç şu oluyor: Uzun yola çıkacak teknelerin salmaları yatay olarak uzun, dikey olarak da kısa olmalı, tekneye çarpmalarda zarar vermemesi için gövdeye çok sağlam bağlanmış olmalı, tercihen ucu torpil şeklinde sonlanmamalı. İnce, uzun, torpilli, fin salmalı, tekneler daha çok yarışlarda ya da günübirlik gezilerde kullanılmalı.

Yukarda saydığımız kuralları uygulamak o kadar da kolay değil aslında, çünkü mükemmel bir tasarım diye bir şey yok. Bir şeye sahip olurken başka özelliklerden vazgeçmeniz gerekiyor. Ama mümkün oldukça orta yolu bulmaya çalışmak lazım. “Ben çok sağlam tekne istiyorum” deyip gövdenin tamamı salma olan eski tarz çok hantal bir tekne de almamalı, çok narin, kırılgan bir salmaya sahip bir yarış canavarı da… İkisinin ortasını bulmaya çalışmalı. Günümüzde her iki salma tipinin olumlu özelliklerini harmanlayan tasarımlar var. Modern fin salmaları yarış teknelerinde olduğu gibi derinlemesine uzun ve ince değil, teknenin gövdesi boyunca uzun tasarlayıp çok sağlam gezi tekneleri yapıyorlar. Bu sayede gövde eski uzun salmaların hantallığından kurtarılmış, bunun yanında salma gövdeye oldukça uzun bir yüzey boyunca temas ettirilerek sağlamlık artırılmış, teknenin düz gitme özelliği korunmuş ve nispeten su çekeri azaltılmış oluyor.

Issız bölgelerde teknelere olması istenen bir özellik daha var: buralarda tekneyi karaya alma olanakları çok kısıtlı olabileceğinden gelgit sırasında sular çekildiğinde teknenin güvenli biçimde karaya oturtularak bakım yapılabilmesi oldukça yararlı olabilir. Bunu problemsiz biçimde gerçekleştirebilmek için de çeşitli tasarımlar üretilmiş. Bunlardan en çok kullanılanı küçük yelkenlilerde olduğu gibi istendiğinde teknenin içine çekilebilen salmalar ve ikiz salmalar.

Teknenin içinde çekilebilen salmalar ideal bir çözüm gibi görünüyor. Sığ sularda salma çekildiğinde teknenin su çekimi bir metre civarında olacağından kıyıya oldukça yaklaşmak mümkün olabiliyor, istendiğinde ise tekne oldukça güvenli şekilde, gövdesi boyunca karaya oturtulabiliyor. Derin sularda ise salma tamamen açıldığında yarış teknelerindekine yakın bir yelken performansı alınabiliyor. Bu sistemin en büyük dezavantajı oynar bir sistem olması ve oynayan her parça gibi arıza yapma olasılığının bulunması.

İkiz salmalar ise gövdenin iki yanından aynı ölçülerde, kanat gibi çıkan salmalardır. Bu salmalar tekneyi karaya oturtmanın en güvenli yöntemidir diyebilirim. Bunların üzerinde tekne sağa sola yatmadan oldukça dengeli biçimde duracaktır. Bu salmaların en büyük dezavantajları yelken yaparken gösterdikleri kötü performans ve teknenin fazla yalpa yapması denebilir.

Dümen palası:

Dümen palalarını genel olarak dörde ayırmak mümkün olabilir:

1. Salmanın devamı şeklinde, tamamen salmaya bağlı asma palalar.

Bu tür dümen palaları artık eski tasarımlarda kaldı. Bunlar teknenin salmasının, hatta gövdesinin bir parçası olduğundan su altındaki yabancı cisimlere çarpmada en güvenilebilecek sistemler. Palanın kolay kolay kırılması pek mümkün olmuyor. Fakat bu tür tekneler çok hantal ve yelken performansları çok düşük. Levha şeklinde olan bu tür palalarda dümene çok yük biniyor ve tekneye dümen dinletebilmek oldukça eziyetli olabiliyor. Bunlar aşırı düz gitme eğiliminde olduklarından özellikle liman içlerindeki geri manevralarda sorun çıkabiliyor. Günümüzde artık çok kullanılan bir tasarım değil.

2. Salmadan ayrı, fakat skeg denen bir desteğe bağlı palalar.

Bunlar skeg adı verilen bir destek sayesinde sağlamlığı artırılmış, levha değil, kanat şeklinde olduğundan manevra gücü nispeten yüksek pala tasarımlarıdır. Skeg yüzünden dümen mili palanın önünde bulunduğundan dümene yük biner. Uzun yol teknelerinde en çok tercih edilen pala türlerindendir.

3. Yarısı skeğe bağlı, yarısı desteksiz palalar.

Teknenin manevra gücünü daha da artırmak, fakat palanın sağlamlığını da belli ölçülerde korumayı amaçlayan bir tasarım. Günümüzde Hallberg Rassy, Najad, Moody gibi oldukça saygın uzun yol tekne üreticileri tarafından sıklıkla kullanılan bir pala türü.

4. Hiçbir desteğe bağlı olmayan, tekneye sadece kalın bir mille bağlı serbest asılı palalar.

Günümüzde seri üretim teknelerde en çok kullanılan, yarış teknelerinde ise tek alternatif denebilecek palalar bunlar. Balanslı pala adı da verilen bu sistemin en büyük avantajları muazzam bir manevra kabiliyetine sahip olması, dümen mili palanın en önünde değil, üçte bir nispetinde biraz geride yer aldığından mile fazla yük bindirmemesi, yani dümenin çok hafif olması ve son derece hidrodinamik bir form olan kanat şekline sahip olduğundan çok az sürtünme yaratmasıdır. En büyük dezavantajı ise hiçbir desteğe bağlı olmaksızın tekneden çubuk gibi çıktığı için çarpmalara karşı çok kırılgan olması denebilir. Bu kırılganlık sorununa karşı bir önlem olarak bazı tasarımlarda yan yana iki tane pala konabiliyor. Böylelikle kırılmalara karşı bir tür garanti sağlanmış oluyor. Bu tür palalar ciddi mühendislik hesaplamalarından sonra üretildiğinden her türlü hava koşuluna mukavimler. Üretim sırasında tasarımcının önerilerine uyulursa hava şartları ne olursa olsun kırılmayacaklardır. Bunların kırılganlığı karaya oturmada veya seyir sırasında suda yüzen sert bir şeye çarpmada ortaya çıkıyor. Uzun yol teknelerinde bu kırılganlıkları yüzünden fazla tercih edilmezler, tercih edenler de genellikle çift pala kullanıyor.

Önümüzdeki yazıda su üstüne çıkacağız ve teknelerin görünen bölümlerindeki farklılıklarından, farklı arma biçimlerinden, bunların uzun yol için birbirine üstünlük ve zayıflıklarından bahsedeceğim.

Hakan Öge

Kaynak:
http://www.denizlerden.com/index.cfm?action=authors&page=author&no=11&icerik=181

Hakan Öge’nin diğer yazıları:



Dünya turu için tekne tipleri





Yorumunuzu Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir