DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) aşırı hareketlilik, kısa dikkat süresi ve dürtüsellik ile karakterize bir bozukluktur. Çocukluk çağının en sık rastlanan rahatsızlıklarından birisi Dikkat Eksikliği ve Hiperakitivite Bozukluğudur (DEHB). Okul öncesi çocukluktan başlayıp yetişkin yaşamda da değişik bulgularla devam etmektedir. (Aysev, 2001; Ercan, Aydın 1999).

Dikkat eksikliği hiperaktivite/aşırı hareketlilik bozukluğu, çocuğun “yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan aşırı hareketlilik, ataklık ve dikkat sorunları” olarak tanımlanmaktadır(APA, 1994).
DSM IV (1994) Dikkat Eksikliği Yıkıcı Davranış Bozuklukları DEHB
A. Dikkat Eksikliği Belirtileri
B. Hiperaktivite- İmpulsivite Belirtileri
C. DEHB Birleşik Tip

DEHB’NİN Hiperaktivite -Dürtüsel Tipi İle Dikkat Eksikliği Tipine Sahip Öğrencilerin Özellikleri

DEHB (Hiperaktivite-dürtüsel tip)

DEHB (Dikkatsiz tip)
Hiperaktivite Düşük enerji, hiperaktivite yok
Yerinde oturamama Hayal kurarak sırasında oturma
Çok konuşma Sessiz, az konuşma
Yanıtları hemen verme Sınıfta tepkisi yavaş
Düşünmeden önce konuşma ve harekete geçme İşleme hızında yavaşlık (bazen karıştırma olur). Bilginin hatırlanmasında yavaşlık algısal-motor hızında yavaşlık, yavaş yazma
Sınıfın soytarısı Sessiz, sosyal olarak mesafeli
Arkadaş edinmekte ve sürdürmekte güçlük, sosyal ipu0çlarını değerlendirememe Akranları ile daha iyi anlaşma

Dürtüsellik
Dikkatsizlik
Ev ödevine okul çalışmasına başlamada zorluk
Dikkati sürdürmede güçlük (göreve devam etmede)
Yazılı ifadede ve matematikte problemler
Kötü el yazısı
Uyarıcı ilaçlara olumlu tepki
Kısa-süreli bellek problemleri
İşleyen bellek problemleri

DEHB’DE Öğrenmeyi Etkileyen Belirtiler Nelerdir ?
1. Dikkatsizlik/Zayıf Konsantrasyon
Sınıfta Dinleme Güçlüğü
Ayrıntılara dikkat edememek
Okul çalışmasını bitirmekte ve görevini sürdürmekte güçlükler
Notların farkında olmamak
2. Dürtüsellik
Çalışma sırasında acele etmek
Hazzın geciktirilmesinde güçlük
3. Zayıf Organizasyon Becerileri
a. Organize olmamak
b. Düşüncelerini düzenlemede güçlük çekmek
c. Göreve başlamada güçlük
d. Görevi bölümlere ayırmakta güçlük
e. İlk başta atılması gereken adımı atmakta güçlük
f. Uzun süreli projeleri planlamada güçlük

4.
a. Zamanın geçişini doğru olarak kararlaştıramamak
b. Ağırdan almak
c. Zamanı yönetme becerilerinde zayıflık
d. Okul çalışmasını tamamlamak için uygun zaman oluşturmakta güçlük (Gündoğdu 2005).

Epidemiyoloji
Ontaria Çocuk Sağlığı, çalışmalarında 4-11 yaş arasındaki erkek çocuklarında %10.1, kız çocuklarında %3.3 DEHB saptanmıştır. Amerikan Psikiyatri Birliği adına gerçekleştirilen alan araştırmasında ise 10-13 yaş arasındaki erkek çocuklarının %17.1’i , kız çocuklarının %8.5’inin DEHB oldukları belirlenmiştir (Cohen ve ark, 1993,; Akt; Ercan Aydın, 2000).
DEHB erkeklerde kızlardan daha sık olarak görülmektedir. Klinik örneklemlerde erkek kız oranı 9/1, epidemiyolojik çalışmalarda 4/1 oranındadır. Klinik ve epidemiyolojik örneklemler arasındaki bu büyük farklılığın olası nedeni kızlarda DEHB’in daha çok dikkat eksikliği ile giden biçiminin erkeklerde ise daha çok hiperaktif-İmpulsif tipinin görülmesidir (Turgay, 1997).
• İlkokul çağındaki çocukların %3-5’inde yani her 20-30 çocuktan birisinde görülmektedir.
• Her sınıfta en az bir çocukta bu sorunun görülme olasılığı bulunmaktadır.
• Erkeklerde kızlara göre 3-4 kat daha fazla görülme olasılığı vardır.
• Erişkinler arasında %1-2 sıklıkla görüldüğü bildiriliyor.

DEHB’si olan çocuklarla çalışırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, anne-baba, öğretmenler ve psikolojik danışmanın birbirleriyle işbirliği içinde destekleyici ve bilinçli yaklaşımlarıdır. Ana-babalar ve öğretmenlere yönelik çalışmalarda dört önemli nokta vardır.
(1) ayırt edilmemiş hastaların bulunup tedavi edilmesine yönelik çalışmalar,
(2) Bilgi aktarımı,
(3) Ana baba ve öğretmenlere destek olma,
(4) Ana-baba ve öğretmen tavırlarında değişime yönelik yakışımlar.
Bu dört alandaki çalışmaların bütünleştirilmesi, birbirlerinden ayrı görülmemesi önem taşımaktadır.

DEHB ve Öğrenme Güçlüğü
Hiperaktif çocuklar da okulda en az diğer arkadaşları kadar başarılı olabilirler. Bir çocuğun hiperaktif olması onun yeterince zeki olmadığı anlamına gelmez. Bu çocuklar düzensiz ve dikkatsiz olabilirler, fakat bu onların öğrenme yeteneklerinin olmayışından değil, hiperaktiviteden kaynaklanmaktadır. Göz önünde bulundurulması gereken hususlardan biri; DEHB’li çocukların önemli bir bölümünün öğrenme güçlüğü de çektiğidir. Genel zekâ testlerinden elde edilen verilere göre bu çocukların normal bireylerin çok gerisinde olmadıkları anlaşılmaktadır. Ancak bunlarda öğrenme güçlüğünden kaynaklandığı varsayılan akademik başarısızlıklar daha belirgindir.
Biyolojik ve çevresel faktörlerin birbirinden bağımsız olarak DEHB’e ve öğrenme güçlüğüne neden olabileceği hususu genel kabul gören bir yaklaşımdır. DEHB ile öğrenme güçlüğü arasındaki bağlantı varsayımıyla bu iki olumsuzluk arasındaki ilişkinin araştırılması çalışmaları günümüzde de sürdürülmektedir. Uzmanlara göre DEHB, öğrenmeyi engelleyebileceği gibi öğrenme güçlüğü de bireyde dikkatsizlik ve dürtüsellik meydana getirebilir (Nelson ve Israel, 1997, Akt; Can,H., 2005).

Etyoloji
DEHB’nin ortaya çıkma nedeni tam olarak bilinmemektedir. Eldeki bulgular tek bir etyolojinin sorumlu tutulmayacağını göstermektedir. Etiyolojide biyo-psiko-sosyal nedenlerin ortak bir biçimde yer aldığı düşünülmektedir.bunun dışında fragil X sendromu, çok düşük doğum ağırlıklı bebekler, fetal alkol sendromu gibi bazı durumların DEHB’ye yol açtığı bilinmektedir. Etiyoloji konusunda yapılan yoğun çalışmalara rağmen, dikkat eksikliğinin genetik, organik ya da ruhsal kökenli olduğuna ilişkin hipotezlerden herhangi biri henüz tam anlamıyla desteklenmemiştir. Son zamanlarda çok faktörlü görüş daha fazla benimsenmektedir (Aydın 1999, Öktem, Sonuvar, 1994).
Konu ile ilgili araştırmalarda bazı olası sebepler ileri sürülmektedir:

Nörolojik etmenler
Genetik etkenler
Nörotransmiterler
Psikososyal-Çevresel etkenler

Nörolojik Etmenler
Beynin alt kısmı, “Reticular Activating System” olarak bilinen bir alanı kapsar.
Burası, üst beyin merkezlerini uyanık durumda ve girdi için hazır halde tutar. Nörolojik olarak, DEHB’li çocuklarda bu alanın gereği gibi çalışmadığına ve sonuçta beynin uykuya çekildiğine ilişkin bazı kanıtlar vardır. Bu çerçevede hiperaktivite, dikkati sürdürmek için beynin yeni uyaranlar oluşturma girişimi olarak değerlendirilmektedir (Kinomura 1996, Akt; Selçuk 2001).
DEHBSi olan çocukların %95’’inde beyin zedelenmesi bulunmamaktadır (Ercan ve Aydın, 1999). Eğer beyin zedelenmesi yoksa, akla ilk gelen şey doğuştan var olan yapısal veya işlevsel bozukluktur. Beynin ön (frontal) bölgesi öz-denetim, planlama, dikkati yoğunlaştırma gibi özelliklerle ilgilidir ve bi işlev bozukluğu söz konusu ise, bu bölgede bir problem olmalıdır(Selçuk 2001).

Genetik Etmenler
Genetik çalışmalarda özellikle birinci ve ikinci derece akrabalarla yapılan çalışmalarında hiperaktif çocukların ailelerinde antisosyal kişilik bozukluğu, histeri, alkolizm, madde kullanımının daha sık olduğunu ortaya koymaktadır (Turgay 1997).
Tek yumurta ikizlerinden birinde DEHB varsa diğer eşinde görülme olasılığı yaklaşık %80-90’dır. Çift yumurta ikizlerinden birinde DEHB varsa diğerinde bu bozukluğun olma olasılığı yaklaşık %30’dur. Bu oran populasyondaki bireylerden 6-10 kat daha fazladır (Ercan ve Aydın, 1999). Görüldüğü gibi DEHB’nin kalıtsal bir hastalık olduğu konusunda pek çok çalışma bulunmaktadır. Dolayısıyla kalıtımın DEHB etiyolojisindeki en iyi tanımlanmış etken olduğu söylenebilir.
Nörotransmitterler
DEHB’li bireylerde beynin kimyasal yapısının bozuk olduğu ve nörotransmitter Olarak bilinen bzaı kimyasal maddelerin eksik olabileceği belirtilmektedir. DEHB bazı biçimlerde dopamin ve nöradrenalin gibi nörotransmitterle ilişkili bulunmaktadır. Bu maddeler zihinsel işlemler süresince beyin hücreleri arasında mesaj taşıyan kimyasal maddelerdir (Wash ve Wolfe, 2001).
DEHB tedavisinde kullanılan ilaçların nörotransmitterler üzerindeki etkileri de bu görüşleri desteklemektedir.

Psikososyal ve Çevresel Etmenler DEHB etiyolojisinde biyolojik etkenlerin niteliği bilindiğinden, psikososyal etkenlerin daha çok altta yatan biyolojik yatkınlığın arttırıcı rolünden bahsedilebilir. Bugüne kadar, anne-baba-çocuk ilişkisinde ve aile işleyişinde çeşitli bozuklukların DEHB etiyolojisinde rol oynadığı öne sürülmüştür. Ancak yapılan son araştırmalar bu etkenlerin DEHB oluşumunda birincil etken olmadığını göstermektedir (Oltmans ve Emery 1995).
Düşük sosyo-ekonomik düzey, otoriter, ilgisiz anne-baba tutumları, annelerin gebelikleri sırasında alkol ve sigara kullanmaları, ciddi evlilik sorunları, evlat edinmiş olma, geniş aile yapısı, anne ve babanın mental hastalığının olması gibi etkenlerin DEHB için risk oluşturduğu söylenebilir (Selçuk, 2001; Ercan ve Aydın, 1999; Öktem, 1996).
Ayrıca DEHB etiyolojisinde gıda duyarlılığının da etkili olduğu söylenmektedir. Gelişen beyin üzerinde yiyeceklere katılan yapay boyaların ve tatlandırıcıların hiperaktivite ve öğrenme güçlüğüne yol açtığı ileri sürülmüştür (Selçuk, 2001).

Tedavi Süreci
Tedavi Olanakları
İlaçla Tedavi Psiko-Eğitimsel Müdahaleler Eğitsel Yaklaşımlar
Uyarıcılar
Antipsikotik ilaçlar
Antideprsanlar
Davranışsal terapiler
Aile terapisi
Problem çözme becerileri Anne-baba eğitimleri
Öğretmen eğitimi
Uygun eğitim ortamının hazırlanması

İlaçla Tedavi
Günümüzde DEHB belitileri ilaçlar ile oldukça başarılı olarak düzeltilebilmektedir.farklı türde ilaçlar kullanılmaktadır. En sık kullanılanlar psikostimülanlardır. Tedavide genellikle düşük dozdan başlanılır. Çocuk için en uygun dozun belirlenmesinde hem ailenin hem de öğretmenlerin gözlemleri oldukça önemlidir(Öner, Aysev ve Gündoğdu, 2005).
Hiperaktivite ya da dikkat eksikliği bilgi kazanma sürecini , derse katılımı, öğrenmeyi olumsuz etkiler, bu tür vakalarda semptomlar ilaçla kontrol altına alınmadıkça, psikopedagojik yaklaşımdan yeterince yararlanamazlar (Oral, 2001).

Psiko-Eğitimsel Müdahaleler
Psikolojik müdahale genel olarak; DEHB’li çocuğun ne hissettiğini ve nasıl iyi hissedebileceklerini dikkate alır. Bu çocuklar günlük hayatta çok fazla olumsuzluk yaşarlar. Diğer çocuklardan farlı oldukları sürekli olarak kendilerine hissettirilir. Bu çocuklar gördükleri tedaviyi anlamlandırmak, arkadaşları tarafından dışlanmanın duygusal ağırlığını taşımak ve ailelerin çabalarına yardımcı olmak gibi pek çok yükü taşımak zorundadırlar. Aileler ise kendilerini yetersiz ve çaresiz hissedebilirler. Aile iletişiminde ciddi sorunlar varsa ve çocuktaki bozukluğun gidişini olumsuz etkiliyorsa “aile terapisi” gerekebilir. Psiko-eğitimsel müdahaleler işte bu noktada DEHB’li çocukların içgörülerini geliştirmeyi, onlara bazı psikososyal beceriler kazandırmayı, ailelerine ve öğretmenlerine destek olmayı amaçlamaktadır(Selçuk 2001).
Eğitsel Yaklaşımlar
DEHB’si olan öğrenciler günlerinin büyük bir kısmını okulda geçirmektedirler. Dolayısıyla öğretmenlerinin DEHB konusunda bilgilendirilmeleri ve eğitim ortamını DEHB’li öğrencilerin ihtiyaçlarına göre düzenlemeleri büyük önem kazanmaktadır.

Öneriler ve Uygulamalar
Ailelere Öneriler
Öncelikle ailenin hiperaktivite hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Çünkü çocukta var olan sorunların nedenlerini başka yerlerde aramak çözüm üretmeyi engellediği gibi, telafisi mümkün olmayan yanlış yaklaşımlar sergilenmesine neden olacaktır.
Çocuğunuzun eğitimi konusunda sık sık öğretmenleri ile diyalog kurmaya çalışın.
Günlük programınızı gözden geçiriniz. Çocuğunuzun günlük rutin olarak yapması gereken sorumluluklarını görebileceği bir yere asın. Eğer değişiklik yaparsanız bunları çocuğunuza açıklayın. Değişiklikleri anladığından emin olun.
Ev kurallarını gözden geçirin. Ailedeki davranış kurallarını açık ve kısaca belirleyin, kural koyduğunuzda bunların çok belirgin ve özel olmasına dikkat edin. Kuralları yazıp asın. Kurallara uymadığında karşılaşacağı sonuçları yazın, uymadığında yaptırımlar adil, hızlı ve tutarlı olmalıdır.
Çocuğunuzun nasıl davranması gerektiği konusunda model olun. Çocuğa ne yapmamasından ziyade ne yapması gerektiğini vurgulayın. Kabul edilebilir davranış yolları teklif edin.
Ödülleriniz çocuklarınız için anlamlı ve güçlü ödüller olsun. Sık sık geri bildirim verin. Çocuğunuza onun ne yaptığının farkında olduğunuzu gösterin. Ayrıca ödüllendirmelerde aşırıya kaçılmamalı ve doğal olmasına dikkat edilmeli, sahte övgüler çocuğun özsaygısını geliştirmez. Aksine onların kızmasına ve sinirlenmesine neden olabilir.
dikkatlerini toparlayamadıkları için talimatları anlamayabilirler. Çocuğunuza talimat verirken dikkatini çekin, gözlerinin içine bakın, açık ve sakin bir şekilde kısa cümle ile tanımlayın. Daha sonra talimatı çocuğunuzun size tekrarlamasını isteyin. Bunu yaparken çocuğunuzun ihtiyacını göz önüne alın.
Dürtüsel davranışları nedeniyle DEHB’li çocukların kendisine ve çevresine zarar vermemesi için davranışlarının gözetimine önem verilmesi gerekmektedir. Özellikle bu çocuklarda kendi başına kalma becerisinin geliştirilmesinde dolaylı olarak gözetlenmesi önemlidir.
DEHB’Lİ çocuklar boş zamanlarını değerlendirme konusunda sıkıntı yaşarlar. Yapılandırılmış oyun ve etkinliklerde sabırlı davranamadıkları için başarısız olurlar. Bu nedenle ebebynlerin çocukların dikkat sürelerine uygun, kısa süreli, eğlenceli oyunlar seçmesi daha uygun olacaktır(Hikayelerin tartışılması, hikayeleri anlatmaları v.b).
Bütün çocuklarda olduğu gibi sevginin bir göstergesi olan fiziksel temas DEHB’Lİ çocuklar içinde önemlidir. Sık sık onlara dokunun, sevginizi somut olarak gösterin. Bunu oyunlarınızın seçiminde de kullanabilirsiniz.
DEHB’Lİ çocuklarla ilgilenirken esprinizi kaybetmeyin ve sabırlı olmaya çalışın.
DEHB’Lİ çocuğu olan anne-babaların diğer çocukları içinde gereken zamanı ve emeği ayırması gerektiğini unutmamalıdır.
DEHB’li çocukla yaşamanın ne kadar zorlayıcı olduğunu kabul edin fakat, kendiniz için de özel zamanlar ayırın. Bunun hem sizin hem de çocuğunuzun gelişimi için önemli olduğunu asla unutmayın.
DEHB olan başka aileler ile görüşmeye, destek grupları oluşturmaya ve bunlara katılmaya çalışın. Sorunlarla nasıl baş edebildiklerini görmek de başkaları için faydalı olacaktır. Yalnız olmadığınızı görmek sizi daha güçlü kılacaktır (Selçuk ,2001; Gündoğdu, 2005; Ercan ve Aydın 1999).
Anne baba olmak genellikle zordur. DEHB’li olan çocuğun anne-babası olmak ise daha fazla sabır, pratik ve beceri gerektirir. Kendinize karşı daima hoşgörülü olun. Unutmayın kimse mükemmel değildir.

DEHB İle İlgili Olarak Her Öğretmenin Bilmesi Gerekenler
1. DEHB bütün dünya çocuklarının % 5’inde görülmektedir.
2. Nörobiyolojik bir bozukluktur.
3. Farklı üç tipi vardır.
4. Tüm DEHB’si olan öğrenciler birbirlerine benzemezler.
5. Diğer bozukluklar birlikte görülme olasılığı vardır: Özel öğrenme güçlüğü, karşı koyma-karşı gelme bozukluğu, anksiyete, depresyon, davranım bozuklukları vs.
6. Bir çok çocuk için ilaç oldukça etkilidir.
7. Yaşa-uygun gelişimsel becerilerde 2-4 yıllık bir gerileme olabilir.
8. Ergenlikte DEHB tümüyle kaybolmaz.
9. Bazı davranışları, nörotransmitterlerdeki yetersizliklere bağlıdır. Yürütme işlevlerinde güçlükler: Bu işlevler okuldaki başarıları için önemlidir. Bu becerilerdeki eksiklikler şunları kapsamaktadır:
•Bellek ve anımsamadaki zayıflık
•Dürtüsellik
•Engellenmeye toleransın düşük oluşu
•Davranışı idare eden iç konuşmanın kullanımı
•Karmaşık problemleri çözmede güçlük
•Unutkanlık ve organize olamama
•Okul çalışmasında düşme
•Ceza ve ödül yoluyla öğrenmede zorluk
•Bozulmuş zaman algısı

•Rutindeki değişiklik ve geçişlerde güçlük (Gündoğdu 2005)

DEHB’Sİ Olan Çocukların Öğrenme Stilleri Nasıldır ?
Dr. Edna Copeland, son yirmi yıl boyunca öğrencilerin öğrenme stilerinin işitselden görsele kaydığını, bütün öğrencilerin % 60’ının görsel öğrenme stratejileri ile daha iyi performans gösterdiğini ve bu stratejileri tercih ettiğini belirlemiştir.
DEHB olan öğrenciler de çoğunlukla “görsel olarak öğrenen” çocuklardır. Bu çocuklar, öğretmenlerini pasif dinlemelerini gerektiren geleneksel olarak işlenen derslerde kolaylıkla öğrenemezler.
Bununda yanında bu çocukların çoğu yaparak öğrenirler. Ele dayanan tekniklere daha fazla gereksinim duyarlar. Dile dayalı mantık-matematiğe ilişkin öğrenmede ise güçlük çekerler.
DEHB olan çocukların daha yeniliğe açık, sezgisel ve farklı öğrenme stilleri olabilir. Öğretmenler, DEHB olan öğrencilerin öğrenme stillerini anlamaya çalışır ve stilleri zenginleştirmek için gayret gösterirse, bu çocuklar daha iyi öğrenirler (Gündoğdu 2005; Wash, Wolfe 2002).

Öğretmenlere Öneriler
DEHB’li çocuklar genellikle okula başladıktan sonra fark edilir. Tanı koymak elbette öğretmenin görevi değilidir ancak, Öğretmenler DEHB’li çocukların tanı sürecini başlatılırlar. Dolayısıyla DEHB hakkında mümkün olduğu kadar çok bilgi sahibi olmaya çalışın, bildiğiniz bir sorunun üstesinden gelmek daha kolay olacaktır.

Sınıf kurallarını, ödüllerini, cezalarını net biçimde belirtin, yazıp asın ve tutarlı olarak uygulayın. Öğrenciniz ile göz iletişimi kurmanız önemlidir. Göz temasının kesilmesi öğrencinin hatalı davranışını görmesini sağlar. Ayrıca sınıf içerisinde talimatlar verirken göz temasına dikkat edin ve anladığından emin olun. Öğrencinin davranışın değerlendirilmesi sınıf Dışında yapılmalı. Yapılacak konuşmalarda çocuk öğretmeninin beklentilerini anlar ve kendinin desteklendiğini görür.

DEHB olan çocuklar görsel olarak öğrenen çocuklardır. Dolayısıyla öğretmenin örneklendirmesi ve görsel malzemeden yararlanması çok etkili olacaktır. Öğrencinin aktif olarak öğrenmeye katılımı esastır. Sınıf içerisinde daldıklarını hissettiğinizde, sessizce yanına gidin uygun ses tonuyla konuya dikkatini çekin. Örneğin uygun bir soru sorabilirsiniz.

Yaptığınız çalışmalarda verdiğiniz sürenin yeterli olup olmadığına dikkat edin. Yetersiz süreden dolayı başarısızlık çocuğun yeteneklerinden şüphe etmesine neden olabilir.
Sınıf içerisinde her gün yaptıkları çalışmaları ve ödevlerin düzenli kontrolünün yapılması ve kayıt edilmesi önemlidir. Ayrıca aileye çocuğun akademik ve davranış gelişimiyle ilgili ayrıntılı ve düzenli bilgi verilmesi ve aileye taleplerini açık ve net bir şekilde sunması gerekmektedir.

Ödevlerini tahtaya yazın ve yüksek sesle okuyun. Ödev yoksa “ödev yok” diye uygun bir yere yazın. DEHB’li çocuklar yaptıkları işin neresinde kaldıklarını kolay unuttuklarından hatırlatıcı listeler kullanmaya özen gösterin. Büyük ödevleri küçük parçalara ayırın.

Mola tekniğini uygulayın. Mola iki türlü olabilmektedir. Birinci tür molada öğrenci olumsuz davranışın yapıldığı ortamda kalmaktadır. Öğrenci, başını sıranın üzerine koyarak 2-3 dakika öylece kalır. Mola yeri sınıfın ayrı bir köşesi ya da başka bir oda da olabilir. Mola uygulaması ile ilgili olarak dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır.

Sınıf duvarlarına, öğrencilerin dikkatini dağıtıcı şeyler asmayın. Bu öğrencilerin sıraları öğretmen masasına yakın olmalıdır. Ama onları orada amaçlı olarak tecrit etmeyin.

DEHB’Lİ çocukları sınıfta hoşlandıkları biriyle eşleştirin ve dost olmalarını sağlayın, bunu pekiştirin.

Şakacı, eğlenceli ve sürprizlere açık olun. Güne yenilik getirin. DEHB’li çocuklar sürprizleri severler.

Onlara herhangi bir olay ya da konunun taslağını çıkarmayı öğretin. Kitap okurken ve dinlerken not alma strateji ve tekniklerini öğretin. Bu teknikleri öğretmek kolay değildir fakat, bir kez öğrendikleri zaman okumaktan ve ders dinlemekten sıkılmaz hale gelebilirler.

Mümkün olduğunca bu çocuklara sorumluluk verin. Bu sorumluluklar çocuk tarafından ceza biçiminde algılanmamalıdır.

Sözel olmayan ipuçlarını kullanın. Ders anlatırken dikkatsiz çocuğun yanına gidin ve omzuna dokunun. Ders ilerlerken sınıfın etrafında dolaşın ve kitaptan okunan ya da tartışılan bölümü gösterin. Ders planı hazırlarken bu çocukların dikkatini nasıl çekeceğinizi ders planı içine dahil etmeye çalışın. Odaklanmayı sağlayan araç gereç ve etkinlikleri araştırın, kendi yaratıcılığınızı kullanın. Bu çocuklarla çalışırken ders esnasında kullanabileceğiniz işaretler geliştirmek sizin yaşantınızı kolaylaştıracaktır.

Sınıfta yapmak DEHB’li öğrenciler için oldukça yararlı olabilir. Akran öğretiminde geri bildirimler daha çabuk sağlanır. Geri bildirimler vererek akademik başarıyı artırabilirsiniz.

Ailelerle olumlu ilişkiler geliştirin. Sık yapılan iletişim yardımcı olur ((Selçuk ,2001; Gündoğdu, 2005; Ercan ve Aydın 1999).

Sonuç olarak, DEHB tüm dünyada son derece yaygın olarak görülen tedavi edilmediğinde yaşamın ileriki dönemlerinde pek çok psikiyatrik ve sosyal soruna yol açabilen; uygun psikiyatrik yaklaşımlar ve eğitsel destekle olumlu sonuçlar elde edilebilen psikiyatrik bir bozukluktur. Bütün dünyada olduğu gibi son zamanlarda ülkemizde bu konuyla ilgili araştırma kitap, bilimsel makaleler yayınlanmakta böylece bu sorunu yaşayan çocuk, genç ve yetişkinler belirlenip tedavileri olanaklı hale gelmektedir. DEHB’li olan bireyler ile yapılacak çalışmaların etkinliği işbirliğinin artırılması ile sağlanacaktır.

1 Cevap
  1. 08 Eylül 2011

Yorumunuzu Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir