DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI – ANASINIFI REHBERLİĞİ

DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI – Anasınıfı Rehberliği 

 

   Son günlerde sizlerden gelen yoğun sorulardan aşağıdaki yazıyı oluşturduk. Çocuklarımız için en iyisini yapmaya devam edeceğiz…

. NASIL VAZGEÇİREBİLİRİZ? 

            Çocuklarda anne babanın yanında yatmak isteme bazı psikiyatrik durumlarda görülebilir. Bu durumda aşırı bir korku hali, yalnız kalmak istememe,
uykusunda  sık sık sayıklama ve korkulu rüyalar, anne babaya bir şey olma korkusu, iştah değişiklikleri, ufak tefek uyaranlara karşı aşırı tepki verme,
sese ve gürültüye hassasiyet ve bunun gibi bazı durumlar eşlik edebilir. Bu durumda çocuğa psikiyatrik  yardım ve destek gerekir. Yukarıda sayılan durumların
eşlik etmediği isteklerde ise çocuğun bu davranışı uygun bir şekilde yönlendirilmelidir. Genellikle bu durumun uygun olmadığı yaşına uygun psiko-sosyal
gelişim için ayrı yatakta ve odada yatması gerekliliği çocuğa anlatılmalıdır. Bu açıklamadan sonra basamak çocuğun odasına geçmesini sağlar. Bu basamaklar
önce anne babanın yatağından ayrı yatma daha sonra farklı odada yatma şeklinde sağlanmaya çalışılır. Her basamaktan çocuğun davranışı taktir edilip, ödüllendirilir.
Çocuğunuz, yalnız kalmaktan korktuğu durumlarda, anne veya baba çocuğu uyumadan önce  yatağına götürür. Masal anlatarak veya bir miktar onunla konuşarak
sakinleşmesini ve ortama uyum sağlamasını kolaylaştırır. Odanın kapısı açık tutulur ve çocuğun bu şekilde odasına adaptasyonu sağlanmaya çalışılır. Çocuğun
anne babanın odasında yatması ise sıra dışı durumlarda ve eşlik eden stres faktörleri döneminde geçici olarak izin verilebilir. Ama bu durumun geçici olduğu
asıl yerinin kendi yatağı ve odası olduğu  izah edilmelidir. bU gibi durumlarda eşlik edebilecek psikiyatrik problemler unutulmamalı, çocuğun yaşına uygun
psiko-sosyal gelişimi açısından bu ve buna benzer tutumlar, dengeli ve sevgi dolu yönlendirmeler ile zaman geçirilmeden çözümlenmeye çalışılmalıdır.                         

BUNUN AŞIRI NEDENİ NE OLABİLİR. 

            Bazı insanlar yaşıtlarına göre aşırı hareketli olabilirler bu durumun bir çok nedeni olabilir. Genelde aşırı hareketlilik oluyor ve yer ve zaman
dinlemiyorsa o zaman hiperaktiviteden şüphelenmek gerekir. Bu durumda çocukta dikkat eksikliğinden eşlik edip  etmediğine bakılması gerekir. Aşırı hareketli
çocuklar devamlı kıpır kıpırdırlar, yerlerinde duramazlar, sanki bitmez bir enerjileri var gibidir. Genelde aşırı hareketli çocukların durumu okula başladıkları
dönemde belirgin bir şekilde fark edilir. Öğretmenden sık sık  uyarı ile anne baba olayın farkına daha da iyi varır. Bu durum çocuğun sosyal ilişkilerini
ve ders başarısını etkiler. Normalde belli bir kapasitede olan bu çocuklar ders başarısızlığı ile karşımıza gelirler. Aşırı hareketlilik durumu çocuğun
sıkıntı ve problemlerine bağlıda değişebilirler. Bu durumda çocukta sıkıntıya ikincil olarak gelişmiş yerinde duramama hareketlilik artışı görülür. Altta
yatan sıkıntının ve stres etkeninin halledilmesi ile çocuğun  bu hareketliğinde azalma görülür. Bu çocukların genelde anne ve babalarında da buna benzer
bir hareketlilik çocukluk dönemlerinde olabilir. Bu türlü çocuğu olan anne babaların olaya gayet sakin yaklaşarak, bu hareketliliği ve çocuğun psikososyal
gelişimini iyi yönlendirmeleri gerekir. Aşırı hareketliliği yüzünden çok eleştirilen ve sosyal  ortamlardan dışlanan çocuklarda, başka psikiyatrik problemlerde
oluşabilir. Bu çocukları sportif  faaliyetlere yönlendirmek, onları olumlu ve faydalı uğraşlarla meşgul etmek, enerjilerini bazı hobilere kanalize   etmek,
dikkat eksikliği ve hiperaktivite durumu varsa tedavisini sağlamak önemlidir.                           

NE YAPMALIYIM? 

            Altını ıslatma anne babaların en çok karşı karşıya kaldıkları problemlerin başında gelir. Özellikle belli bir tuvalet eğitimin aldıktan ve tuvalet
alışkanlığı kazandıktan sonra, çocuğun atını ıslatmayı başlaması daha çok psikolojik nedenleri akla getirir. Eğer herhangi bir etkeni var ise bu durum
görülebilir. Ancak çocuk bebekliğinden beri hiçbir tuvalet kontrolü sağlayamamışsa, o zaman genetik ve bedensel etkileri dışladıktan sonra psikolojik 
etkilere bakmak gerekir. Çocuğun altını ıslatmaya başlamasından  anne babalar endişeye kapılmadan çocuğun durumunu gözden geçirmelidirler. En önemlisi 
bu herhangi bir stres etkeni var mı yok mu? Bu değerlendirilmeli ve stres etkeni ortadan kaldırılmaya çalışılmalıdır. Burada yakın geçmişte somut olarak
gördüğümüz bir örneği vermek istiyorum. Adapazarı’nda  deprem sonrası bir kısım çocukta  daha önce olmamasına rağmen altını ıslatma  probleminin oluştuğunu
gözlemledik. Bu durum yaşanan olayın stresine verilen çocuğun psikolojik bir reaksiyonu idi. Çocuğun sevgi ihtiyacı  var ise  ilgi çekmek için bu problemi
çıkarabilir. Özellikle bu durumla birlikte daha çok dikkat ettiğinin farkına varan çocuk davranışında ısrarcı olabilir. Yeni doğan kardeşinin durumunu
gözlemleyen ve ona yönelik ilgiyi gören çocukta da bu tür bir tavırdan kaçınılmalıdır. Anne baba çocuğu aşırı cezalandırıcı ve suçlayacağı bir tavırdan
kaçınarak bu durumu onun ile  konuşmaları uygun olur. Çocuğun altını ıslatmadığı zaman takdir ve övgü dolu sözler  söylenmelidir. Ufak bir çizelge ile
çocuğa bulut ve güneş çizdirmek ve duruma yardımcı olur. İdrar yolu enfeksiyonlarında çocuğun idrarını tutamama durumu söz konusu olabilir. İdrar yolu
enfeksiyonu çocuğun altının ıslak kalmasına bağlı olarak ikincil olarak gelişebilir. Bu durumu anne babaların göz ardı etmemeleri gerekir. Israr eden durumlarda
altta yatan ve genel durumu değerlendirmek için doktor yardımı gerekebilir. Çocuğun yaşına uygun, normal psiko-sosyal gelişimi için bu durumun tedavi edilmesi
gereklidir.                      

NE YAPMALIYIM? 

Yemek olayını bazı çocuklar annelerine karşı koz olarak kullanabilirler. Genelde çocuklar anne babayı yönlendire bildikleri konularda ısrarcı olarak o konuda problem çıkarırlar. Bazı durumlarda anne babanın yanlış tutumu bu durumun pekişmesine neden olur.  Normalde bir durumlarda anne babanın yanlış tutumu bu durumun pekişmesine neden olur. Normalde bir yaşından sonra çocuğun sofraya erişkinler ile beraber oturması ve yaşına uygun yemekleri yemesi beklenir.

Belli bir dönem sonra yemek alışkanlığı gelişir. Çocuğun çok yönlü beslenmesi açısından, normal sosyal gelişimi açısından psiko-motor gelişimi açısından bu durum önemlidir. Bazı annelerin “çocuğum yemek yemiyor” diye çocuğa ısrarcı ve yanlış tutumları da davranış probleminin pekişmesine neden olur. Genelde bedensel ve psikiyatrik problem olmadıkça her çocuk acıkır  ve öğün vakti geldiğinde yemeğini yer. Ama çocukta iştahsızlık gerçekten var ise o zaman hastalıkları düşünmek gerekir.

Yemek yemek konusunda anne babalara şu tavsiyelerde bulunacağız; 

1-     En başta öğün vaktine bir iki saat kala dönemden itibaren çocuğa kesinlikle ufak tefek gıda vermeyin.

2-     İkinci olarak yemek konusunda çocuk sofraya çağırılmalı, tabak önüne konuluktan sonra kesinlikle 2-3 kereden fazla yemek yeme konusunda ısrar edilmemeli.

3-     Üçüncü olarak yemek yeme konusunda çocuk ile çok fazla konuşulmamalı. Unutmayınız ki yemek yeme o çocuğun sıra dışı yapması gereken bir olay değil,
onun fizyolojik bir ihtiyacı. Bu yaşamsal ihtiyacı ve zevkle yapılması gereken bir şeyi işkence haline getirmemeli.

4-     Bir başka noktada yemek yapmadan önce çocuğun fikri alınabilir. Önemli besin kaynaklarını almasını için aynı tür yemek değişik şekiller ile önüne
getirebilir. Aynı zamanda iştahı azaltan bol şekerli bisküvi ve çikolataları belli miktarda alması sağlanabilir. Bütün bu önlemlere rağmen devam eden iştah
problemlerinde, doktora başvurarak altta yatan nedeni bulmak gerekir.

Yorumunuzu Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir