Rehber Ögretmen - Psikolojik Danışma

Rehberlik, Psikoloji ve Psikolojik Danışma alanlarında öğretmen, öğrenci, velilere tam hizmet veren sitemiz ayrıca; Verimli Ders Çalışma, Ders notları, kitap özetleri, kanunlar, sağlık ve yaşam, sunumlar, fotoğrafları sizlerin hizmetinize sunmaktadır.

ÇOCUKLARDA KAYGI NEDENLERİ

Aralık 28th, 2007 RehberlikServisi tarafından

            ÇOCUKLARDA KAYGI NEDENLERİ…

             Erişkinlerdeki nevrotik davranışların kökeninin ‘çocukluk
            kaygıları’nda yattığı, en azından bir bölümünün böyle olduğu, kabul
            edilen bir gerçektir.

 
             Karen Horney, ‘çocukluk döneminin kaygıları’nın büyük ölçüde
            anne-baba tutumlarından kaynaklandığını belirtmektedir.
             ‘Kaygı’yı, ‘yapmak istediklerimizle koşullar arasındaki
            çatışma’dan, ‘dışa vurmak istediklerimizle bunu yapmamak arasındaki
            çatışmadan’, bir değer grubu arasındaki çatışmadan doğan ‘kaynağı
            belirsiz sıkıntılı durum ve tutukluk’ diye tanımlayabiliriz. O zaman
            da bu çatışmaların bizi etkilediği dönemlere ve durumlara bakmamız
            gerekmektedir.
             Karen Horney, bu durumu şöyle açıklıyor:
             “Çok sayıda nevrotik insanın çocukluk öykülerini incelerken
            hepsinde de ortak bölenin, farklı bileşenler içinde aşağıdaki
            özellikleri gösteren bir çevre olduğunu buldum.
             Değişmeyen temel düşman, gerçek bir canayakınlık ve sevecenlik
            yokluğudur. Bir çocuk sık sık yaralayıcı (travmatik) olarak
            değerlendirilen - aniden sütten kesme, ara sıra dövme, cinsel
            deneyimler gibi- bir çok şeye dayanabilir, ancak içten içe
            sevildiğini ve istendiğini hissettiği sürece. Bir çocuğun sevginin
            gerçek olmadığını açıkça hissettiğini ve uydurma gösterilerle aptal
            yerine konamayacağını söylemeye gerek yok. Çocuğun yeterli sıcaklık
            ve sevecenlik alamamasının ana nedeni, annenin ve babanın kendi
            nevrozları yüzünden bunu verme yetisinden yoksun olmalarında
            yatmaktadır. Kendi deneyimlerime göre ‘temel içtenlik yokluğu’ çoğu
            kez kamufle edilir ve aileler çocuk için en iyisini istediklerini
            öne sürerler. Eğitim kurumları ve ‘ideal’ bir annenin aşırı
            vesveseli ya da aşırı özverili tutumu, gelecekteki derin güvensizlik
            duygularının köşetaşını büyük ölçüde oluşturan bir ortama katkıda
            bulunan temel etkenlerdir.
             Ayrıca, anne-babaların tarafında, çocukta düşmanlık yaratmaktan
            başka işe yaramayan çeşitli eylemler ya da tutumlar buluruz: Öteki
            kardeşlerin yeğlenmesi, haksız azarlamalar, aşırı bir ilgiyle
            küçümseyici reddetme arasındaki önceden kestirilmesi olanaksız
            değişmeler (tutarsızlık), yerine getirilmiyen vaatler ve bir o kadar
            önemlisi, çocuğun ihtiyacına yönelik geçici düşüncesizlikten çoğu
            kez en mantıklı arzularına ısrarlı bir biçimde karşı olmaya, örneğin
            arkadaşlıklarını bozmaya, bağımsız düşünce çabasını alay konusu
            etmeye, kendi arayışı içinde sanatsal, atletik ya da mekanik
            ilgisini yok etmeye dek her türden derece değişmesi gösteren
            tutumlar. Bütün bunlar, ane-babaların amaçlı olmasa bile sonuç
            açısından çocuğun iradesini kırma anlamına gelen tutumlardır.
             Çocukluk dönemlerinin kaygıları arasında ‘çocuk cinselliğine
            yönelik yasaklayıcı tutumun’ özel bir önemi olduğunu belirten Karen
            Horney, çocuklarda çaresizlik, korku, sevgisiz bırakılma ve suçluluk
            duyguları yaratmanın onları ilerde etkileyeceğini belirtiyor.
             Peki, çocuklar hiçbir isteklerinde engellenmemeli mi? Onlara
            doğru/yanlış tutumları nasıl öğretebileceğiz?
             Karen Horney şunu belirtiyor : “Gözlemler, yetişkinler kadar
            çocukların da büyük ve çok sayıda yoksunluğu, bunların haklı, doğru,
            gerekli ya da amaçlı olduğuna inanmaları koşuluyla kabul
            edebileceklerini her türlü kuşkudan uzak bir biçimde gözler önüne
            sermiştir. Örneğin anne-baba temizlik konusunda kesin bir baskı
            uygulamaz ve açık ya da gizli bir acımasızlıkla çocuğu zorlamazlarsa
            çocuk temizlik eğitiminden rahatsız olmaz.
             Bir çocuk, genelde sevildiğinden emin olması ve cezanın haklı
            olduğuna ve onun yaralama ya da küçük düşürme amacıyla yapılmadığına
            inanması koşuluyla, ara sıra yapılan bir cezalandırmadan rahatsız
            olmayacaktır.
             Görüldüğü gibi, çocuğa karşı gösterilen tutumun biçiminden çok daha
            önemli olan , tutumun özüdür, amacıdır. Çocuğun, ona gösterilen
            yaklaşımın özünü ve amacını çok iyi anlayacağından kuşku
            duyulmamalıdır. Çünkü çocuklar, kendi duyguları ve sezgileriyle
            kendilerine gösterilen tutumun özündeki niyeti çok iyi
            anlayabilirler. Onun için de ‘ne yapıldığı’ndan çok ‘neden
            yapıldığı’ önem kazanmaktadır.
             Karen Horney, çocuklardaki, ‘kıskançlık’ uyandıran duyguların da
            kaygılarda önemli bir rol oynadığını belirtiyor. Kardeş kıskançlığı,
            yaşıtlar arası rekabetten doğan kıskançlık, anneyi ya da babayı
            kıskanma gibi kıskançlıklar da zamanında anlaşılması gereken
            duygulardır.
             Çocuğun ‘bağımlı’ olup olmaması ise ailelerin tutumuyla ilgilidir :
            “Bu, bütünüyle ailelerin çocuklarının eğitimiyle neye ulaşmaya
            çalıştıklarına bağlıdır ; yani eğitimin bir çocuğu güçlü, cesur,
            bağımsız, her türlü durumla başa çıkabilecek bir insan yapmak mı,
            yoksa çocuğa kol kanat germek, onu boyun eğmeci yapmak, yaşamı
            savsaklamasını sağlamak ya da onu yirmi yaşına kadar ya da daha uzun
            bir süre için çocuksulaştırmak, çocuk kalmasını sağlamak mı olduğuna
            bağlıdır.”
             Hepimizin en başta bunları bilmesi gerekmiyor mu?(Çağımızın
            Nevrotik Kişiliği – Karen Horney, Öteki Yayınevi, Çeviren, Selçuk
            Budak.)


Tags: , , , ,

PSİKOLOJİ ve RUH SAĞLIĞI, ÇOCUK GELİŞİMİ |

Yorum yaz

web counter

Kategoriler

Bağlantılar

Son Yorumlar

Rastgele Makale

  • ANNE VE BABANIN ÇOCUKLARA KARŞI TUTUM VE DAVRANIŞLARININ ÖNEMİ
  • 27 MART DÜNYA TİYATRO GÜNÜ
  • ZAMANLA KAYBETTİKLERİMİZ
  • UNUTKANLIK HASTALIĞI - Hikaye
  • Aklını En İyi Şekilde Kullan - Tony BUZAN
  • BRAILLE YAZININ ÖNEMİ
  • GÖRME ENGELLİLERİN KULLANDIĞI ARAÇ-GEREÇLER
  • ANNE BABALARA FAYDALI TAVSİYELER
  • Yaratıcı aklın sentezi ( kitap özeti )
  • PAE'nin bellek dökümü ayarlarını yapılandırma
  • etiketler

    Tag Cloud

    eXTReMe Tracker