ÇOCUKLARDA DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI VE İLGİLİ KONULAR

ÇOCUKLARDA DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI VE İLGİLİ KONULAR
YAYGIN ANNE –BABA TUTUMLARI


Doğumdan itibaren çocuk, etrafını saran fizik ve sosyal çevreye uyum savaşını verirken, bu çabasında en büyük desteği anne ve babasından alır. Çocuk kendini ifade edebilmeyi, kendi kendini yöneten(otonom) bir birey olabilmeyi ailesinden öğrenir.

Özellikle anne baba, çocuğun kişiliğinin oluşumunda temel rolü olan özdeşim modelleridir. Çocuk bu özdeşim modellerini kendine örnek alır ve adeta onların yaşam biçimlerini taklit yoluyla öğrenir(Aydoğmuş ve ark. 1999; 115 ). Çocuklar büyüdükçe anne babaların etkisi azalır ve özellikle ergenlik döneminin başlamasıyla birlikte diğer sosyal etkenlerin rolü giderek fazlalaşır. Anne-babalar, bu dönemde artık çocuklarını etkileyemediklerini, onlara söz geçiremediklerini ifade ederler. Ancak, Chapman (2003), batı ülkelerinde yakın bir tarihte yapılan bir ankete göre gençlerin üniversiteye girme, dinsel faaliyetlere katılma, ev ödevi yapma, içki içme, iş ve kariyer planları yapma gibi çeşitli konularda akranlarından çok anne-babaları tarafından yönlendirildiklerini, akranlarının ise gençlerin acil vermesi gereken kararlarda (kiminle flört edeceği, dersi kırıp kırmayacağı, saçını nasıl yapacağı ya da giyim biçimi vb.) ebeveynleriyle kıyaslandığında daha etkili olduklarını söylemektedir. Modern teknolojinin imkanları insan kültürlerinin en iyisini de en kötüsünü de ergen çocuklarımızın önüne sermektedir. Ayrıca şiddetin, parçalanmış ailelerin, cinsellik ile ilgili bilgilerin artması, ahlaki ve dini değerlerin etkisinin azalması nedenleriyle çocuk ve ergenlerin sağlıklı gelişimleri tehlike altında bulunmakta. Bu nedenle, zamanımız ergenlerinin anne-babalarına her zamankinden daha çok ihtiyaçları var. Bütün araştırmalar ergenlerin hayatlarındaki en etkili kişilerin ebeveynler olduğunu gösterir. Ebeveynler rollerini ergenin dahil olduğu çeteye, yaşıtlarına ya da okullarındaki arkadaşlarına kaptırdığı takdirde ergenin hayatındaki fonksiyonları da ortadan kalkıyor (Chapman 2003: xiii). Ebeveynler ergen çocuklarını sevecen lider pozisyonlarıyla yani sevgiyle yoğrulmuş disiplin anlayışıyla sağlıklı bir şekilde yetiştirebilirler.


Disiplin, çocuğa istenilen davranış ve alışkanlıkları öğretmek, kendi kendini denetleme ya da iç denetim olan ahlak gelişimini sağlamaktır. Bu da dıştan gelen bir zorlamayla olmaz. Önemli olan içselleşmiş bir sorumluluk duygusunun oluşturulmasıdır. Disiplin, bir anlamda, çocuğun sahip olduğu sorumluluklarıyla yaşantısındaki hareketlerinin doğal ve sosyal sonuçlarını kabul etmesidir. Sevgi temeline dayanmayan bir disiplin gerçekleşemez. Disiplin, sorumluluğu öğretmektedir. (Aydoğmuş ve ark. 1999; 120) Sevgi, korunma, kollanma, sevecenlik gibi bütün olumlu duyguları içerir. Çocuk sevgi ve ilgi ortamında ana-babanın standartlarına uymak için çaba sarf eder. Böyle bir ortamda anne babanın çocuğa sık sık akıl yolunu göstererek açıklamada bulunması onu toplumsal kuralları içselleştirmesine ve hangi davranışın uygun olup, hangisinin uygun olmadığını fark etmesine yardımcı olur. Sevgiyle beslenme çocuğun gereksinmelerine duyarlı olmayla eş anlamlı yorumlanır. Ana-babanın sevgisi çocukta, güvenlik, düşük kaygı düzeyi ve yaratır. Sevgisiz ya da bedensel cezanın uygulandığı aile ortamlarındaysa yüksek kaygı düzeyi ve gerilim ön plandadır. Cezalandırıcı ailenin yarattığı yüksek gerginlik durumu, çocuğun (toplumsallaşma oyununun) kurallarını öğrenmesini zorlaştırabilir ya da engelleyebilir. Sıcak, sevgi dolu aile ortamlarında anne babalar, ilgisiz ve sevgisiz anne babalara oranla davranışlarını, özellikle saldırgan davranışlarını denetlemelerine yardımcı olabilirler. Saldırganlığı denetlemek için dayak gibi şiddet uygulama yöntemlerine başvuran ana babalarsa çocuğu hem kırıklığa uğratarak daha büyük öfke nöbetlerine yol açarlar, hem de ona bir saldırganlık modeli göstermiş olurlar.(Aydoğmuş ve ark. 1999; 125)

Anne-babanın çocuklarına karşı takındıkları tutumları şu başlıklarda gruplandırabiliriz:
tutumunda, aile çocuğu sevgiye boğucu, onu çok koruyucu ve aşırı kollayıcıdır. Çocukta; bağımlılık ve güvensizlik gelişir. Çocuk, karşılaştığı her sorunda çözüm kapısı olarak anne babaya dayanır, onlara güvenir fakat kendisine güvenmez. Sevgi yetersizliği ve yokluğu sonucu ise, çocukta kendine ve çevreye karşı güvensizlik ve olumsuz duygular gelişir. Yetersiz sevginin, aşırı sevgiye göre sonuçları daha ağır olmaktadır. Sıkı Eğitim, çocuğa olur olmaz yasaklar koyma ve yaşanmaz kurallarla çocuğu yetiştirmektir. Çocuk sıkı bir denetim altındadır, en küçük yanılgı ve hatalar bile gözden kaçmaz ve derhal düzeltilmesi istenir. Fiziksel ceza ön planda, çocuklara kendilerini yönetme fırsatı verilmez. Çocuk; kibar, sessiz, uslu ve dürüst olmasına karşın küskün, çekingen, kolay etkilenebilen, huysuz ve aşırı hassas bir yapıya sahip olur. Gevşek Eğitimde anne- baba, her şeyi hoş görür; çocuktur her şeyi yapar, çocuk özgür olmalıdır anlayışıyla hareket eder. Aşırı gevşek tutumla yetişen çocuk; bencil, sabırsız ve anlayışsız olur. ve ; (sorumsuz kişilik)
• Sevgi çocuğa şımartılacak derecede çok verilir ve disiplin yok denecek kadar azdır.
• Bu tarz yetiştirilen çocuklar erişkinlik yaşamında sorumluluk taşımayan, hep alıcı bireyler olarak karşımıza çıkar.
• Disiplin tarzları ise yalancı bir hoşgörü biçiminde görünse de aslında ailenin güçsüzlüğünün ve yetersizliğinin bir sonucudur.
• Böyle çocuklar, ilerde doyumsuz ve bencil olma olasılığı fazladır.

Aşırı verici ve koruyucu biçimde sunulan sevgi: (Nevrotik Kişilik) bebek gibi bakılan çocuk, ama çocuktan ileri düzeyde başarı bekleyen tavırdır. Yetersiz Sevgi ve Aşırı Disiplin: (Saldırgan Kişilik) Yetersiz sevgi, çocuğu kabullenmemektir. Çocuk çoğunlukla aşağılanır ve horlanır. Sıkı eğitim vardır ve disiplin genellikle aşırı cezalarla uygulanır; en küçük şeyde cezalandırma (dayak,şiddet) yoluna gidilir. Çocuğun kendine güveni kaybolur, kişiliği hiçe sayılır. Yetersiz sevgi ve sıkı eğitimle yetişen çocuklar; karşı çıkma ve saldırganlık yollarıyla kendilerini kabul ettirmeye çalışırlar ve iç dünyalarını açıklamakta zorlanırlar. Gevşek Eğitim ve Yetersiz Sevgi: (Pasif Donuk) Çocuğa düşen sevgi ve ilgi payı azdır. Çocuğun eğitimi yetersizdir. Hazır olmadığı çağlarda bağımsızlığa zorlanır. “Saldım çayıra Mevlam kayıra” anlayışı hakimdir. Demokratik tutum: En sağlıklı tutum; yeterli sevgi, yeterli disiplin, yeterli eğitim, yeterli hoşgörülü tutumdur. Çocuklara şartsız sevgi gösterilir. Onların kişiliklerine ve bağımsızlıklarına saygı göstermek gerekir.
Normal başarı beklemek sureti ile çocukları kabul etmek gerekir. Demokratik anne ve babalar çocukları ile dürüst ilişki içindedir. Onlara sorumluluk verirler. Şefkatli ve tutarlı bir disiplin anlayışları vardır. Bu durumda çocukların kendilerine güveni artar ve daha gerçekçi olurlar.

Hoşgörü sahibi olmak: Anne-babanın çocuklarına karşı hoşgörü sahibi olmaları, çocukların bazı kısıtlamalar dışında, arzuladıkları diledikleri biçimde gerçekleştirmelerine izin vermeleri anlamına gelir. Anne-babanın hoşgörüsünün normal bir düzeyde gerçekleşmesi, çocuğun kendine güvenen, yaratıcı, toplumsal bir birey olmasına yardım eder. Aşırı hoşgörü ve düşkünlük: Aşırı hoşgörü ve düşkünlük çocuğu bencil yapar. O, daima diğerlerinin dikkatini çekmek ve kendisine hizmet edilmesini ister. Böyle çocuklar, ev içinde ve dışında çok zayıf bir sosyal uyum gösterirler. Reddetme: Reddetme, bir anlamda, çocuğun sağlık hizmetlerini aksatarak, ona düşmanca duygular beslemek şeklinde tanımlanabilir. Bu ortamdaki çocuk yardım duygusundan uzak, sinirli, duygusal kırıklıkları olan diğerlerine özellikle kendisinden küçük ve zayıflara karşı düşmanca duygulara sahip bir birey olabilir.
Baskı altında bulundurma: Anne ve babadan birisi ya da her ikisinin baskısı altında olan çocuk nazik, dürüst ve dikkatli olmasına karşılık çekingen, başkalarının etkisinde kolay kalan aşırı hassas bir yapıya sahip olabilir. Suçlayan, cezalandıran ve sürekli karışan anne-babaların çocuklarının kolayca ağlayan çocuklar olduğu görülür. Baskı altında büyüyen çocuklarda, genellikle isyankar tutumlarla birlikte, aşağılık duygusu da gelişebilir. Çocuklara boyun eğme: Çocuklarına boyun eğen anne ve babalar, evde onların egemenliğini kabullenen kişilerdir. Bu tür ailelerde çocuklar anne ve babalarına hükmeder ve onlara çok az saygı gösterirler. Bu çocuklar yalnız anne ve babalarıyla yetinmeyip, zamanla ev dışındaki kimselere de egemen olmanın yollarını arayan birer birey haline dönüşürler. Çocuk ayırma: Bütün çocuklarını eşit düzeyde sevdiklerini söylemelerine rağmen bir kısım anne ve babanın, bazı çocuklarını daha çok sevdikleri gözlenmektedir. Böyle durumlarda anne ve babalar sevdikleri çocukları diğerlerinden ayırarak onları kayırırlar. Aşırı sevgi gören bu çocuklar daha çok anne ve babalarıyla oyun oynamayı yeğlerken akranlarıyla olan ilişkilerinde, saldırgan ve baskılı bir görünüm içindedirler. (Aydoğmuş ve diğerleri.1999: 127)


Chapman, çocuklar (2006), gençler (2003 ) ve sevgililer veya evliler (2005) için 5 sevgi dilini kullanmayı önermektedir. Aynı zamanda öğretmenler de öğrencilerinin sevgi ihtiyaçlarını karşılamak ve disiplin kurallarını yerleştirmek için 5 sevgi dilini kullanabilirler.
Anne babalar çocuklarını çok seviyorlar. Ama çocuklar, özellikle de gençler bu sevgiyi hissetmiyor, yapayalnız olduklarını düşünüyorlar. Burada bir terslik var. Konuşma dili gibi sevgi dili vardır. Sevdiklerimizin, çocuklarımızın sevgi dilini bilip o dili konuşmazsak sevgi biter, anlaşılmadıklarını, sevilmediklerini sanırlar.
Sevgi dilini iki amaç için kullanırız:
1- Çocuğumuz, yakınlarımız veya öğrencilerimizin sevgi depolarını doldurarak risklerden korumak ve sağlıklı gelişimlerini sağlamak için,
2- Çocuğumuzun davranışlarını değiştirmek için.

1. Sevgi dili: onay sözleri. Genellikle kadınların sevgi dilidir. Neler olabilir?
• İltifatlar: tarzına bayılıyorum, … sana çok yakışıyor, gülümsemek sana çok yakışıyor…
• Cesaret sözleri: sen bu işin altından kalkabilirsin, …
• Ricalar: lütfen, rica etsem….
• Sevgi sözleri: seni seviyorum,…eğer bir çocuk seçebilmiş olsaydım yine seni seçerdim,… Seninle olmaktan zevk alıyorum,…öğretmeniniz olmaktan çok memnunum…
• Peygamber efendimiz, sevdiğinizi söyleyin diye buyuruyor.
• Onay sözleri gencin 1. sevgi dili olmasa da bu dönemde güzel sözlere çok ihtiyaçları vardır.

Davranışa şekil vermek için bir başarı, bir davranış övülmeli. Belirsiz övgü olmamalı. Ör. “Odanı temizlemene çok sevindim” yerine halıdaki lekeyi nasıl çıkardın, harikasın”, “Çok zekisin, çalışkansın” yerine “bu soruyu ancak bir bilim adamı adayı sorabilir, bu sınavdaki performansından çok memnunum” sözü söylenebilir.
Sevgi dili onay sözü olan öğrenci ya da çocuğumuzun yanlışlarını ifade etmek, eleştirmek için sandviç yöntemi uygulanabilir. Eleştirimizi olumlu iki sözü arasına sıkıştırabiliriz. Örneğin: veli toplantısından çıkan bir anne veya baba, duyduğu eleştirileri çocuğuna aktarıp ilişkisini olumsuzlaştırma yerine “bütün öğretmenlerin senin çok saygılı, efendi bir öğrenci olduğunu söylüyor. Seninle gurur duydum. … dersinden zayıf almışsın, …dersinden 8 almışsın. … dersini başaran …dersi başaramaz mı? Sana güveniyorum, bu zayıfını da düzeltebilirsin” diyebilir. Bu yöntemle hem eleştiri yapılarak davranış değişikliği sağlanır, hem çocuk ya da genç ile didişmeye fırsat verilmez, hem de sevgi ihtiyacı doyurulmuş olur.
2. Sevgi dili: fiziksel temas: Fiziksel temas sarılmaktan, öpmeye, omuza dokunma, el şakalarına kadar geniş bir yelpazeye uzanır. Genellikle erkeklerin sevgi dilidir. Bu yüzden birkaç erkek çocuğu bir araya gelse hemen güreşmeye, el şakalarına başlarlar. Bağımsızlık özelliği nedeniyle fiziksel temasın zamanını, yerini ve nasıl olacağını gencin isteğine göre ayarlamalı. Çocuğumuz ergen olunca, karşı cinsteki anne baba gençten fiziksel teması keser. Gencin sevgi dili fiziksel temas ise bu ciddi bir sevgi eksikliğidir ve karşı cinse karşı aşırı ilgisi olması ihtimalini arttırır. Genç ile konuşurken onun istediği şekilde dokunmalı. O zaman eleştiriyi kabul eder ve eleştiriye daha kolay katlanır, hem de sevildiğini hisseder. Doğru olmayan fiziksel temas, şiddet, dövme sadece sevgi deposunu azaltmaz, delik deşik eder. Ne kadar sevgi görseler de sevgiyi hissetmezler.
3. Sevgi dili: nitelikli beraberlik: Sevgi dili nitelikli beraberlik olan kişiler nelerden hoşlanır?
• paylaşmak,
• dinlenilmek,
• birlikte anlamlı faaliyetlerde bulunmaktan
Nitelikli beraberlikte göz temasında bulunmaya, başka bir işle meşgul olmamaya, beden diline, söz kesmeden dinlemeye özen gösterilmeli. Bazı babaların lokal ya da kahvehaneden çıkmamaları, bazı annelerin ev gezmelerine çok zaman harcamaları, bazı gençlerin arkadaş sohbetlerine veya internetkafelere düşkün olması sevgi dillerinin nitelikli beraberlik olduğuna işaret eder.
Nitelikli faaliyetlerin iyi taraflarından biri ileriki yıllarda yararlanacağımız bir hatıra bankası sunmalarıdır. Zor anlarda bu hatıralar akla gelir, fotoğraflara bakılır ve insana zorluklara dayanma gücünü kazandırır. Anne babaların çocuklarına, öğretmenlerin öğrencilerine hatıra bankalarına güzel hatıralar kazandırmaları çok önemli.
4. Sevgi dili: hizmet davranışı: Sevdiğin için yapılan her şeydir. Anne babaların sevgi dili genellikle hizmet davranışlarıdır. Ancak çocuğun sevgi dili örneğin onay sözü ise ve anne baba sadece fedakarlık yapıyor ise çocuk sevilmediğini sanır.
Hizmet davranışı, isteyerek, karşılıksız olarak sevdiğimiz için yapılmalıdır. Yüzüne kakılmamalı. Ör. Saçımı süpürge ettim. Şartlı hizmet, sevgi değildir. Bu yolu çok kullanırsak, çocuğumuz da bizi kullanır. Aşırı hizmet, çocuklarımızı beceriksiz, sorumsuz, tembel yapar.
5. Sevgi dili: armağan alma: …beni düşünmüş, beni hatırlamış denebilecek herhangi bir şeydir. Armağanın değeri önemli değildir. Önemli olan armağanı paketleyip, süsleyip püsleyip, sürpriz şeklinde vermektir. Sevdiğimizin sevgi dili armağan almaksa kriz zamanlarında vereceğimiz en güzel armağan fiziksel varlığımızdır.
Sevgi dilini nasıl keşfederiz?
• Açıkça konuşuruz? Sorular sorarız? Seni en çok ne incitir?
• Eleştirileri dikkate alırız? Beni hiç dinlemiyorsun? Hep TV seyrediyorsun,… hep eleştiriyorsun… Bir hayrını görmedik ki…
• Gözleriz. Sevdiğimiz sevgisini nasıl ifade ediyor? Nasıl hissettiriyor?
• Deney yaparız. Belli sürelerle sevgi dillerini deneriz.
• Her yolun denenmesine rağmen bazı kişilerin sevgi dillerini öğrenmek mümkün olmamaktadır. Bu kişilerin bir kısmının sevgi depoları bomboştur, sevgi davranışlarına cevap vermezler ya da hemen şımarır dengesiz davranışlar gösterirler. Bu durumda disipline etme çabaları sürerken sevgi depolarının bir miktar dolmasını beklemek gerekir. Bir kısım kişilerin sevgi depolarının çok dolu olması, şımartılması nedeniyle hiçbir sevgi davranışından etkilenmeyebilirler. Şımartılmış kişilere sınırsızca sevgi gösterilmesine son verilmeli ve davranış sınırlarını öğrenmesi sağlanmalı.

Sevgi Dilinin Başka Faydaları.
• En değerli kişi biziz. Bizim de sevgi depomuzun dolması gerekiyor. Bizim sevgi depomuz dolmadan kimsenin deposunu dolduramayız.
• Daha anlamlı, mutlu bir aile yaşantısı için eşimiz ile ilişkimizi gözden geçirebiliriz.
• Sevgi çocuğun zeka gelişimini olumlu etkiler. Yetiştirme yurtlarında büyüyen çocukların zeka gelişimleri ailelerinin yanında büyüyen çocuklara göre daha geridir.
• Sevgi paylaşıldıkça artar, üzüntü paylaşıldıkça azalır.

Kısacası; ana-baba, çocuğa sevgi veren, girişim ve yeteneğini ve özgüvenini kazanabilmesi için onu destekleyen kişiler olmalıdırlar. Çocuğa yeterli düzeyde desteğin sağlandığı bu ortamda, anne-babanın sağladığı disiplin ve eğitimin nitelikleri olumludur. Çocuğun istemi hiçbir zaman engellenmez. Aşırı davranışları anlayışla karşılanır ve yumuşak bir biçimde düzeltilir. Böyle bir esnek ortamda çocuk, cesaretli ve ortama uyumlu bir insan olarak yetişir. Yaşamını yapıcı çabalar üzerinde kurmayı öğrenir.
İdeal ana-babayı belirlemek çok zor olmakla beraber, başarılı ana-babalar çocuğun ihtiyacını sezen, onlara uygun yanıtlar veren, aşırı hoşgörülü veya katı olmayıp, çocuğa karşı esnek bir yapıda olan, davranışlarında belirli bir devamlılık ve kararlılık sağlayan, karşı çıkmadan önce her zaman çocuğun isteklerini dinleyen ana-babalardır.
Yine başarılı ana-babalar, çocuğun kendi kendisini denetlemesi ya da iç denetim olan ahlak gelişimine ortam hazırlayan, çocuktaki sorumluluk duygusunu geliştiren olayların sonuçlarıyla onları baş başa bırakan, onların hak ve özgürlüklerin sınırını öğreten, çocuklarına korku silahını çevirmeksizin, kendi kendilerini disipline eden ve düşüncelerini özgürce anlatabilen birer birey olarak yetişmelerine imkan hazırlayan kimselerdir.(Aydoğmuş ve diğerleri.1999; 130)