ÇOCUKLARA ANAOKULUNDA AŞIRI BİLGİ YÜKLENMESİ DOĞRU DEĞİL

Çocuklara Anaokulunda Aşırı Bilgi Yüklenmesi Doğru Değil

Massachussets Institute of Technology’nin profesörlerinden Edith K. Ackerman, “Eğitim alanında dünyada en önemli sorunlardan biri kritik devre olan anaokulu ve ilkokulda çocuğa çok bilgi verilmeye çalışılmasıdır. Bu hız mutlaka yavaşlatılmalı” dedi.

Gelişim Psikolojisi Uzmanı Prof. dr. Edith K. Ackerman, eğitimde en kritik dönemin anaokulu olduğunu söyledi. Massachusetts Institue of Technology Mimarlık Fakültesi ile Harvard Üniversitesi’nde ders veren Ackerman, “Çocuklara en fazla şekil verilen dönem okul öncesi ve ilkokulda olduğu için bu arada bilgi hızlı ve yoğun olarak vermek isteniyor. Öğrenme hızlı olmaz, mutlaka yavaşlatılmalı” değerlendirmesinde bulundu. Özel Sezin Okulları’nda The Schools at Columbia University işbirliği ile yapılan “21. Yüzyıl Eğitim Sempozyumu”na katılan Prof. Dr. Edith K. Ackerman ile konuştuk.

?

Çocukların dünyayı nasıl gördükleri oldukça önemli. Buna bakarak neler yapmamız gerektiğini anlayabiliriz. Çocuklar gelişimleri boyunca istikrarlı inançlara sahip olabiliyor. Burada çevreyi nasıl gördükleri, nasıl anladıkları ve algıladıklarını bilmemiz gerek. Örneğin, çocuğa bir şey öğretiyorsak cevabını vermeyerek yapmalıyız. İçinde doğru yanıtların olduğu alternatifler sunmalıyız. Doğru cevaba kendisi araştırarak, keşfederek ulaşmalı.

Ne tür seçenekler olmalı?

Örneğin bir öğrenciye sayıları öğretiyorsanız bir, iki, üç, diye saymak yerine birçok aktivite yapılmalı. Tarih çizelgesi üzerinden ya da neden birden sonra iki geldiği saatlerle, oyunlarla öğretilmeli. Ezberleterek öğrenme modeli yerine kavramın ne olduğunu anlatmaya çalışmak daha doğru.

? Aileler neler yapmalı?

İyi bir öğretmen kendi fark etmeden seçenekler yaratandır. Bilmeden yaratıcı oyunlar, etkinlikler, bahsettiğim örneklerde olduğu gibi alternatif üreten eğitimcidir. Çocukların anlayış şekline göre ders verdiği için başarılı bir öğretmen profilidir. Aslında çocuğun halinden anlayan öğretmen iyi bir eğitimci yani iyi bir psikologdur. Türkiye’de sanırım öğretmenlerin zamanları kısıtlı olduğu için genelde müfredatın dışına çıkacak, öğrencilere ayıracak zamanları olmuyor. Ancak, gençlerin sosyal yönlerini öne çıkaracak, çocukları inceleyecek vakitleri olmalı. Bu süreçte oyunlar, küpler, sayılar gibi alternatifler verilmeli. Eğlence aracı söylemeli, uygun ortam yaratılmalı, eksik meteryal tamamlanarak öğrenme yöntemleri arttırılmalı.

Video en iyi öğrenme yöntemlerinden biridir

En iyi öğrenme yöntemi sizce nedir?

Video çekimi çok iyi bir yöntem. Öğretmenler kendilerini, sınıfı farklı bir gözden görme fırsatı bulabilir. Eksik olan noktaları keşfedebilir. Sınıf içinde karşılaştırma yaparak çocuğun durumunun daha net görülmesine yardımcı olur.

hangi dönem?

2 yaşındaki çocuğun öğrenmeye açık olması için kendisini önce güvende hissetmesi gerekir. Şevkat gören çocuk oyun oynamaya başlar ve öğrenme süreci beraberinde gelir. Özgüven olmadan gelişme olmaz. 3-4 yaşında soru sorma dönemidir. Hayal güçleri fazlalaşıyor ve 6 yaşına geldiklerinde okula odaklanıp ödevlerine yoğunlaşıyorlar. Yani daha az oyun daha fazla ödev. Biraz zaman geçince aklı başında olarak yaratıcılık yönleri tekrar ortaya çıkıyor. En fazla şekil verilen dönem burada olduğu için okul öncesi ve ilkokul en önemli devre. Fakat yönetimler bu evrede her şeyi çok hızlı öğretmeye çalışıyor. Erkenden bilgiyi hızlı ve yoğun olarak vermek istiyorlar. Dünyada bu büyük bir sorun. Öğrenme hızlı olmaz, mutlaka yavaşlatılmalı. Çocuğa öğrenmenin güzel bir şey olduğu öğretilmeli. Bilgiler sindirerek verilmeli. Aşırı bilgi yüklemesi doğru değil. Çocuğa öğrenmenin güzel bir şey olduğunu öğretmeliyiz. Aileler de çocuğuyla zaman zaman çalışmalı. Okuma yazma isteği çocuktan gelmeli, kendini keşfetmeli.

Türk aile kültüründe çok rekabetçi ve öğrenciler arasında karşılaştırmaya dayalı modeli nasıl değerlendirirsiniz?

Amerika’da da bu durum var. Rekabetçi yaklaşım bir yere kadar güzel olabilir ama insanları yalnızlaştırıyor. Her toplum farklı kültüre sahip olduğu için tek başına aşılabilecek bir durum değil. Genel kabul değişmeli. Ama aile bireyleri kendilerine de bakıp çocuklarını başarılı kişilerle her zaman karşılaştırmamalı.

? 21. Yüzyılın araçları neler?

Bilgi enformasyon değil tecrübe etmektir. Çocuğa sanal bir dünyadan bilgi veremezsiniz, bu üniversite öğrencisi için de geçerli. Bilgi okumak değil, deney yapmak, deneyimlemektir. En güzel öğrenme modeli bu. Örneğin tarih dersinde öğretmenin bir konuyu anlatması değil, önceden ilgili konuda çocuklara bu hafta bunu konuşacağız araştırın deyip, onların fikirleri üzerinden doğruyu bulmaya çalışmak iyi bir yol. Buna “tersine öğrenme yöntemi” deniliyor. En iyi model bu. Okunacak bilgi ile çocuk sınıfta vakit geçirmemeli. Ödevi önce vermeli, derste pekiştirmeli, tartışmalı, konuşmalı.

Çocuklar maskeli baloda yaşıyor gibi

Günümüzün çocuklarını nasıl buluyorsunuz?

Günümüzde çocuklar daha çok toplamaya önem veriyor. Her şeyden anlayan ama hiçbir şeyin ustası olmayan kişiler. Bilgiyi kurcalayarak onarmayı, düzeltmeyi seviyorlar. Tüketiciler ama yeni bir şeyi de yaratmaya hazırlar, doğanın bozulmasını istemiyorlar. Düşünmeden bilgiyi hızla paylaşıyor, bir yerden diğer bir yere koşuyorlar. Diğital ortamda yaşayan çocuklar maskeli baloda oldukları gibi ne isterlerse onu yaşıyor, o oluyorlar. Bu da kim olduklarını göstermeye çalışması, kimlikleri açısından zorluklar yaşamalarına neden olabiliyor.

Bu durumda teknolojinin sınırı ne olmalı?

Teknoloji öğrenme araçlarından sadece biri ve çok güçlü. Örneğin, öğrenciye kalemin de bir dizayndan geçtiğini, düşünülerek yapıldığını anlatmamız gerek. Teknoloji sadece mobil ve tablet zannediliyor ama göz göze bakışmak ve yaratmak da çok önemli. Bireyler yaratıcılık ile kendi ürününü, fikirlerini üretebilmeli kendilerini eleştirebilmeli. Eğitimciler ise, gelişen teknoloji ile çocuklarda oluşan “tüket ve at” düşüncesine karşı yeni bir şeyler üretmeli, üzerinde oturup düşünmeliler.

Hardvad Üniversitesi’ndeki ders veriyorusunuz. Bu öğrencilerin diğerlerinden farkı nedir?

Ben onların üstün olduklarına inanamıyorum. Sadece bu okullarda olan gençlerin çalışmaları daha fazla paylaşıldığı için diğer üniversitelerde olan çocukların çalışmaları çekmecelerde kalıyor. Gençler arasında çok fark görmüyorum, elbette zekiler ama diğer okullarda da onlar kadar hatta daha iyi çalışmalar yapan öğrenciler var. Bunların tanıtım sistemleri nedeniyle iş hayatına ve başarıya daha odaklılar.

Sizce başarı nedir?

Bence başka insanlarla birlikte başarılı çalışabilmek, yaşadığı dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek ve sevdikleri bir alanda çalışabilmektir.

Bu yazımızı okuyan sayın öğretmen, veli ve öğrencilerden görüş ve yorumlarını yazmalarını bekliyoruz…