Çocuk ve Ergenlerde Obsesif Kompulsif Bozukluğa Bakış

VE ERGENLERDE OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUĞA BAKIŞ

Çocuk ve nadir ve tedaviye dirençli bir sendrom olduğu düşünülmesine rağmen, araştırma bulguları epidemiyolojik çalışmalar, obsesif kompulsif bozukluğun prevalansının çocuk ve ergenlerde düşünülenden daha yüksek olduğunu göstermiştir.
Çocuk ve ergenlerdeki obsesif kompulsif bozuklukta, erişkinle karşılaştırıldığında kısmen farklı belirtiler gözlenmektedir. Çocuk ve ergenlerde sıklıkla aile çatışmaları, sosyal çekilme ve okulda başarısızlığa yol açmaktadır. Çocuklar ritüellerine aile bireylerini ve arkadaşlarını ortak edebilmekte, %90 vakada semptomlar zamanla degişim gösterebilmektedir. Özellikle ergenlerde obsesif kompulsif bozukluğu erken başlangıçlı şizofreniden ayırmakta güçlükler olabilmektedir.

Obsesyonlar (saplantı); kişinin kendi zihninin ürünü olarak tanımladığı (düşünce sokulmasından farklı olarak), yok varsaymaya veya bastırmaya ya da başka düşünce veya hareketlerle nötralize etmeye çalıştığı, benliği rahatsız eden (ego-distonik) yineleyeci ve ısrarlı her türlü düşünce, fikir, dürtü ve imgelemlerdir. Kompulsiyon (zorlantı); çoğu kez obsedan düşünceleri kovmak için yapılan irade dışı yineleyen hareketlerdir.

Son yıllara kadar obsesif kompulsif bozukluğun (OKB) çocuk ve ergenlerde nadir görüldüğüne inanılırdı. Ancak yeni çalışmalar bu bozukluğun sanıldığı kadar seyrek olmadığını göstermektedir (Swedo ve ark. 1992). Yapılan epidemiyolojik bir çalışmada OKB prevalansı yaklaşık % 0.05 bulunmuştur (Elkins ve ark. 1980). Flament ve arkadaşları(1989)yaptıkları epidemiyolojik bir çalışmada beş bin lise öğrencisinde yaşam boyu yaygınlığı % 2 olarak saptamışlardır. Yani her 200 genç kişiden biri OKB’ye sahiptir (Flament 1990). Retrospektif çalışmalarda yetişkinlikte OKB tanısı alanların 1/3-1/2’sinde hastalığın başlangıcının çocukluk veya ergenlik döneminde olduğu saptanmıştır (Karno ve ark.1988).

Erken başlangıçlı grup ve ergende en erken başlama yaşı 7, ortalama başlama yaşı 10.2 yaştır (Swedo ve ark. 1989 ). Çalışmalarda OKB’ye erkek çocuklarda kızlardan daha sık görüldüğü bulunmuştur. OKB’ li erkek çocukları daha büyük olasılıkla prepubertal başlangıçlı olup ve aile üyelerinden birisi OKB veya tourette sendromlu iken, kızlarda büyük olasılıkla adolesans başlangıçlıdır (Rasmussen 1994).
Bu tür sorun yaşayanlarda, çocuk ve ergenlerde OKB’un klinik özellikleri, tanı, ve tedavisinin gözden geçirilmesi amaçlanmalıdır. Bu sorunu yaşayanlarda bazen erken başlangıçlı şizofreniyle karışabilen obsesif kompulsif bozuklukla karşılaşılabilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Obsesif Kompulsif Bozukluk, Çocuk, , Ayırıcı tanı, , Ergenlerde obsesif kompulsif bozukluk

2 Yorum
  1. 03 Ekim 2017
  2. 07 Ekim 2017

Yorumunuzu Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir