• ARKADAŞLIK

    Kötü karakterli bir genç varmış. Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş.

    “Arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak”demiş.

    Genç, ilk günde tahta perdeye 37 çivi çakmış. Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış. Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış. Babasına gidip söylemiş. Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş. Gence:

    “Bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi çıkart.”demiş.

    Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki tahta perdede hiç çivi kalmamış. Babası ona:

    “Aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak, çok delik var. Artık hiçbir şey geçmişteki gibi güzel olmayacak. Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenilir. Her kötü kelime bir yara, bir delik aynen kalacak, kapanmayacaktır. Bir arkadaş ender bir mücevher gibidir. Seni güldürür, yüreklendirir sen ihtiyaç duyduğunda yardımcı olur seni dinler sana yüreğini açar” demiş.

    Etiketler: , ,

  • YEDİ KUTSAL GERÇEK

     - Kaç yıldır benim yanımdasın? - 20 yıldır efendim- Bu zaman süresince benden ne öğrendin? - Hiçbir şeyle değişmeyeceğim yedi gerçek öğrendim. - Ömrüm seninle geçtiği halde topu topu 7 gerçek mi öğrendin? - Evet. - Söyle bakalım öyleyse neler öğrendin? - Baktım ki herkes bir şeyi dost ediniyor, ona gönül verip bağlanıyor. Ancak, bunların hemen hepsi insanı yarı yolda bırakıyor. Ben ise, beni hiç bırakmayacak, ölümden sonra bile benimle gelecek şeyleri aradım. Ve dost olarak iyilikleri seçtim kendime. Ki, onlar sonsuz bir yükselme yolculuğuna çıkmış insanoğlunun hiç tükenmeyecek azığı ve en gerçek dostlarıdır.  - Çok güzel, ikincisi ne bakalım? - Baktım ki, insanların bir çoğu geçici dünya değerlerine dört elle sarılmış onları koruyor, kasalarda saklıyor, kaybolmaması için her çareye başvuruyor. Kimi zenginliğine, kimi güzelliğine, kimi ününe tutunmuş sımsıkı, onları elden çıkarmamak için
    çırpınıp duruyor. Oysa ben varlığımı ve bütün isteklerimi O’na satıp, gönlümü yalnız O’nun sevgisine açtım.
     - Devam et! - İnsanların üstün olmak için birbirleriyle yarıştıklarını gördüm.  Ancak bir çoğu üstünlüğü yanlış yerlerde arıyor ve birbirinin üstüne basarak yükselmek istiyordu. Bunun üzerine üstünlüğü geçici  dünya değerlerinde değil, akıl ve ahlâkça yükselmekte, kötülüklerin her çeşidinden el etek çekip, iyiliklere vasıta olmakta aradım.  - Güzel. - Yine baktım ki, insanlar sabahtan akşama birbirleriyle uğraşıyor, boş yere hayatı zehir ediyorlar kendilerine. Bütün bunların
    benlik, bencillik ve çekememezlikten ileri geldiğini gördüm. Ve gönlümü bu kirlerden arıtarak, herkesle dost olup, huzur ve güven içinde yaşamanın yolunu buldum.
     - Sonra? - Nedense herkes hatasının sebebini hep dışta arıyor ve başkalarını suçlamak yoluna sapıyordu. Böylece suçlarının örtüsü altına saklanıyordu. Oysa insanın başına ne geliyorsa kendi yüzünden ve kendi eliyle geliyordu. Bunu bilip yalnız kendimle cenge girerek, nefsimin iradesine uymamaya ve vesvese verenin ağına düşmemeye çalıştım.  - Doğru. . . - Baktım ki insanlar şu bir lokma ekmek ve dünya geçimi için helal haram demeden, her türlü hakkı çiğnemekten çekinmiyorlar. Hem başkalarının hakkını alıp onları yoksul bırakmakla, hem de bu haksızlığın azabını ağır bir yük gibi vicdanlarında taşımakla iki kere kötülük etmiş oluyorlar. Oysa doğru yaşanıldığında ve hakça bölüşüldüğünde dünya nimetleri insanlara yeter de artardı bile.  - Ve yedinci? - Yedinci olarak şunu gördüm ki, insanlar bir şeye dayanmak ve güvenmek ihtiyacındadırlar. Kimi zenginliğine, kimi güzelliğine. . .
    Bunların hepsi de bir süre sonra yıkılacak eğreti desteklerdir. Ben ise yalnız O’na sığınıp yalnız O’ndan yardım diledim.
    Ve bunun karşılığı sonsuz bir güven oldu.
     - Seni tebrik ederim evladım. Ben de yıllar yılı bütün din kitaplarını inceledim.  Hepsinin bu yedi gerçek etrafında döndüğünü tespit ettim .

     



    yorumlarınızı esirgemeyiniz.

    Etiketler: , , , ,

  • Çatlak kovaHindistan’da bir sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalardan biri çatlakmış. Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronun evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş. Bu durum iki yıl boyunca her gün böyle devam etmiş. Sucu her seferinde patronunun evine sadece 1,5 kova su götürebilirmiş.Sağlam kova başarısından gurur duyarken, zavallı çatlak kova görevinin sadece yarısını yerine getiriyor olmaktan dolayı utanç duyuyormuş. devamı..

    Etiketler: , , ,

  • YOLUMUZDAKİ ENGELLER
      Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacak?.

       Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. devamı..

    Etiketler: , ,

  • Bir kadin evinden cikti , evinin onunde beyaz, uzun sakallari olan 3 yasli adam gordu.
    Onlara: “Sizi tanimiyorum ama aç olmasilisiniz. Lutfen evime buyrun ve birseyler yiyin.” dedi.
    “Kocaniz evde mi?”, diye sordular.
    “Hayir”, dedi,kadin. “Disarda.” “O zaman giremeyiz”, dediler.
    Aksam kocasi eve geldiginde kadin olanlari ona anlatti. Kocasi:
    “Onlara eve geldigimi soyle ve onlari eve davet et”, dedi. Kadin disari cikti ve yasli adamlari davet etti.
    “Biz bir eve hep beraber girmeyiz”, dediler.
    Kadin: “Neden?” dedi. Yasli adamlardan biri cevap verdi:
    “Onun adi ‘Zenginlik’tir”, dedi, arkadaslarindan birini gostererek. Ve bir digerini gostererek “Onun da adi  ‘Basari’dir, ve ben de   ‘Sevgi’yim.” Ve ekledi:”Simdi esinle konus ve hangimizi evinize davet edeceginize karar verin”, dedi.
    Kadin eve girdi ve olanlari kocasina anlatti.
    Kocasi cok sevindi. “Ne kadar harika”, dedi. “Zenginligi davet edelim, gelsin ve evimizi zenginlikle  doldursun”, dedi.
    Kadin:” Neden basariyi davet etmiyoruz? dedi. O sirada onlari dinlemekte olan kizlari:”Sevgi’yi davet etsek daha iyi olmaz mi?”,
    diye sordu. “O zaman evimiz sevgiyle dolar.”
    Adam:”Bence kizimizin tavsiyesine uyalim”, dedi.
    “Disari cik ve Sevgi’yi davet et, Sevgi bizim misafirimiz olsun”, dedi.
    Kadin disari cikti ve Sevgi’yi sectiklerini soyledi ve Sevgi’yi evlerine davet etti. Sevgi kalkti ve eve dogru yurumeye basladi. Diger iki arkadasi ayaga kalkti ve onu takip ettiler. Kadin buyuk bir saskinlikla:”Ben sadece Sevgi’yi davet ettim, siz neden geliyorsunuz?” , diye sordu. Yasli adam cevap verdi:”Eger siz Zenginlik veya Basariyi davet etmis olsaydiniz, diger ikimiz kalacaktik, ama siz beni (Sevgi’yi) davet ettiginiz icin, Ben nereye gidersem, Basari ve Zenginlik de benimle gelir.
     

    Etiketler: , , , ,

  •  ZAMANIN DEĞERİ Bir yılın değerini; tek dersten kalan öğrenci bilir.Bir ayın değerini; prematüre bir çocuk doğuran anne bilir.Bir haftanın değerini; haftalık derginin editörü bilir.Bir saatin değerini; eve dönmek zorunda olan aşıklar bilir.Bir dakikanın değerini; uçağı kaçıran yolcu bilir.Bir saniyenin değerini; kaza atlatan kişi bilir.Bir milisaniyenin değerini;

     100 metrede gümüş madalya alan atlet bilir

    Etiketler: ,

  •   KELOĞLAN’IN MACERALARI (Ali Cengiz)

    Bu masalımız bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir Keloğlan varmış. Keloğlan’ın dünyada bir anasından başka kimsesi yokmuş diye başlıyor ve şöyle sürüyor… devamı..

    Etiketler: , , ,

Rehber Öğretmen

Son Yorumlar