BİZLERDE OLMAYAN ŞEY HOŞGÖRÜ

BİZLERDE OLMAYAN ŞEY HOŞGÖRÜ

 

Hoşgörülülük bir kişilik özelliğidir. Ana-babalar, büyükler ve okulda eğitimciler, çocuklarda hoşgörüyü geliştirmeye çalışırlar. Hoşgörünün  sözlük anlamı;Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiğince hoş görmek, müsamahadır.

Çocukların hoşgörüyü makul ölçüler içinde algılamaları sağlanmalıdır. Sınırsız hoşgörü kötü bir eğitim ortaya çıkarır. Ana-babaların çocuklarına karşı tutumu onların kişiliğinin gelişmesinde çok önemlidir.

OTORİTER OLMAYAN ANA BABALAR

Ilımlı bir hoşgörüye sahiptirler. Kendilerini rahatsız etmeyecek şekilde çocuğun istediğini yapmasına izin verirler. Bu gibi ailelerin eğitime ilişkin belirgin bir görüşü ve ölçüleri yoktur. Çocuğu kolay yoluyla büyütürler. Bu şekilde büyütülen çocuklar başka çocukların içinde bulunduğu zaman çekingenlik, ürkeklik göstermekte, küme içinde etkin olamamakta, kümenin önemsiz işlerine eğilim göstermekte, güvensizlik içinde ve endişeli olmaktadırlar. Bu tutum içinde kavgacılığı geliştirmiş ise, hırçınlıkla, kavgayla, kırıcılıkla kendini kümenin içine sokmaya çalışmaktadırlar. Böylece ya edilgen ya da etkin olarak arkadaşlarından ilgi toplamaya çalışırlar.

KABULEDER-HOŞGÖRÜR TUTUM İÇİNDE BULUNAN ANA-BABALAR
Çocuğa derin bir duygusal bağla bağlıdırlar. Aşırı derecede korurlar, onun kulu kölesi olurlar. Fakat çocuğun davranışı hakkında belli bir ölçüleri vardır ve çocuğu zorlamadan şefkatleriyle bu davranışlara doğru yöneltmeye çalışırlar. Bu gibi çocuklar, evde rahat, güvenli, istediklerini çeşitli yollarla elde edebilen bencil, egemen, ilgi merkezi olmak isteyen, kendini çok beğenen çocuklardır. Başkalarının üzerinde güçleri olduğunu sanırlar. Fakat okula başlayınca bencil ve yüksek tavırları tepkiye yol açar. Tepkilere karşı koyacak kadar kendini beğenmişse büsbütün dışlanarak, kendini beğenmişliğine gömülürler.
 
KABULEDER-HOŞGÖRÜR OTORİTER TUTUMDA OLAN ANA-BABALAR
Çocuğun davranışlarını hoşgörürler. Aile içinde kendilerininkine eşit haklar verirler. Kendilerini eleştirme, görüşlerini söyleme, kimi işlerinde kendi kendine karar verme özgürlüğü tanırlar. Fakat yakın ilgileriyle, dolaylı olarak çocuğu baskı altında tutarlar. Bu yolla çocuğu kendilerine benzeterek büyütürler.
 
          Yukarıda da görüldüğü gibi çocuğu hoşgörü içinde yetiştirirken hoşgörünün sınırlarını iyi çizmek gerekmektedir. Hoşgörü olgunlaşmanın ayrılmaz bir parçasıdır. Belli bir olgunluğa erişen kimseler daha çok hoşgörü sahibidirler. Fakat olgunlaşma için bir model göstermek mümkün değildir. Her çocuğun olgunlaşması kendine mahsustur. Olgunlaşmaya tesir eden faktörler ayrı ayrıdır. a) Zaman ve kalıtım b)Tabii çevre c)Bakım d)Eğitim faktörlerini sayabiliriz.
  Duygusal olgunluk zeki çocuklarda daha önce gelişir. Çocuğa olgunluk kazandırma, eğitimin en önemli amaçlarından biridir. Çocuğun kendine güveni, başkalarına gösterdiği sevgi, sevecenlik, yardım, gereksiz yere öfke ve korku davranışı göstermemesi, yerinde gülüp yerinde ağlaması, sevinip üzülmesi duygusal olgunluğun belirtisidir. Duygusal gelişimi sorunlu olan çocuklarda suç işleme eğilimi fazladır. Bunlar kendi davranışlarını yeterince denetleyemezler. Başkalarını irdeleyemezler. Öfkelenilecek durum karşısında öfkesini engelleyebilmek olgunluğunu, hoşgörüsünü gösteremezler. Hoşgörülü, olgun  kişide bencillik azalır, yerine özgecilik(fedakarlık) duyguları geçer. Özgeci kişiler başkalarını da düşünür, onları değerlendirirler. Özgeci kişilerde incelik, anlayış, sempati ve yardım duygusu bulunur. Kişi olgunlaştıkça, insanlar hakkında ki bilgisi arttıkça öfkesini azaltır ve aklını kullanarak amacına ulaşmaya çalışır. Bunlar tekrar ede ede, yaşantının çoğalması, zihnin gelişmesiyle zamanla vicdan oluşur. Vicdan, kişiyi hoşgörü sahibi yapar. Kişilik gelişimi duygusal olgunluğun etkisi altında oluşur. Karakter, kişiliğin bir parçasıdır. Karakter, kişinin tutum ve davranışlarının, belli durumlar karşısında değişmez ya da kararlılık içinde bulunması özelliğidir. Kişilik ise daha kapsamlıdır. Buda bütün zihin, beden, coşku ve toplumsal özelliklerin kişide bir uyum içinde bulunmasıdır. Kişilikte en önemli yeri, toplumsal özellikler alır. Toplumsal özellikleri gelişmiş, olgunlaşmış bir kişiden, başkalarının özelliklerini iyi değerlendirmesi, hoşgörülü olması beklenir.
   Hoşgörüde irade çok önemlidir. İrade, kişinin bir şeyi yapmak ya da yapmamak yolunda gösterdiği güçtür. Bunun zayıf ya da kuvvetli olması karakterin gelişimini etkiler. İrada hem içten hem dıştan gelen etkilere karşı yapılır. Bir işi ayrıntılı düşünüp, sonunda karara varabilmek içtenli bir iradedir. İrade eğitimi çocuklukta ve gençlikte yapılır. Karakter gelişimi, kişinin irade eğitimine bağlıdır. Erinlik çağı, karakterin sarsıntı geçirdiği bir çağdır.

 ŞU SORULARI SORALIM
1)Hoşgörülü insan nasıldır?
2)Hoşgörüsüz insan nasıldır?
3)İçinizde kimler en hoşgörülü?Hangi davranışlar karşısında nasıl davranıyorlar?
4)Hoşgörüye sığınmak nedir?
5)Hangi davranışlarımızı “hoşgörün”deriz?
6)Büyüklerin küçükleri hoş görmesi niçin beklenir?
7)Hoşgörü sahibi olmak nedir?