BİR MESAJ MI VAR?

BİR MESAJ MI VAR?

Çocuklarımız, bazı zamanlar hiç beklemediğimiz bir durumla karşımıza çıkarlar. Okula gitmek istemezler, başarıları düşebilir, arkadaşlarıyla kavga ederler ya da her zaman yaptıkları iş veya aktiviteleri hiç mi hiç yapmak istemezler. Bazen de surat asar, hiç yapmadığı halde size bağırır, ağlarlar. Çok konuşan bir çocuğun bir türlü konuşmadığını veya tam tersini görebilirsiniz.

Anne babalar ya da öğretmenler böyle durumlarla karşılaştıklarında genellikle bu durumun nedenini düşünmeden, çocuğu dinleyip anlamaya çalışmadan yargılamaya ve öğütler vermeye başlarlar. Oysa çocuk, böyle davranarak anne ve babasına bir mesaj vermek istiyordur.

Daha önce de belirtildiği gibi çocuklar, anne ve babalarına bakışları, duruşlar ve davranışlarıyla mesajlar gönderir. Anne ve babalar bu mesajları doğru okursa hem çocuğu daha iyi anlar hem de bir sorun varsa fark eder ve çözüm arar.

Bir bebek ağladığında acaba karnı mı acıktı, bir yeri mi acıyor ya da gazı mı var diye düşünülür. Ama çocuğun ihtiyaçları yalnızca bunlar değildir. Duygusal gereksinimleri de fiziksel gereksinimleri kadar önemlidir. O, sevilmek, okşanmak, konuşulmak da istiyor olabilir ve ağlayarak annesine ”benimle konuş, bana sarıl “ mesajını verir. Bir yaşını geçen çocuk, evde dolaşmaya, her şeyi eline almaya çalışır. Bu onun öğrenme çabasının sonucudur. Anne babanın ona kendine ve çevreye zarar vermeyecek şekilde destek olarak öğrenmesine imkan sağlaması, onun verdiği mesajı aldığını gösterir.

Çocuk artık kendi gereksinimlerinin farkında olmaya başladığı dönemde kalın giyme konusunda annesiyle tartıştığını,surat asıp ağladığını düşünelim. Anne çocuğun üşüyeceğini düşünüp daha kalın giymesi için ısrar eder, çocuksa üşümediğini söyler ve daha kalın giymek istemez. Annesinin zorlaması üzerine öyle davranırsa anne, bunları inatlaşma olarak niteler. Ama çocuk, “ben büyüdüm, ihtiyaçlarımın farkındayım, bana güven “mesajını veriyordur ve ona güvenilmemesinden duyduğu rahatsızlığı gösteriyordur.

Çocuğun verdiği mesajlar, böyle duyguları ifade edebileceği gibi bir sorunu da gösterebilir.

Örneğin bir baba sınavlardan hep iyi notlar alan çocuğunun karnesinde düşük not görünce hemen ona “bu ne biçim not ben sana çok çalışacaksın demedim mi? Bu notu bir daha görmek istemiyorum.” Diye tepkisini dile getirir. Oysa ki bunun yerine o zamana kadar hep iyi notlar alan çocuğun böyle bir not almasının altında yatan bir sorun olabilir. Sadece bu nota takılarak örnekteki gibi davranmak onu daha da üzer, anlaşılmamanın verdiği sıkıntı da buna eklenir ve çocuk daha farklı tepkiler verir. Bunun yerine çocuğunuzu karşınıza alıp böyle bir not almasına neyin neden olduğunu sorup sorunu anlamaya çalıştıktan sonra çözüm yolunu bulmasına yardımcı olmak hem sorunu çözmesine hem sizin onu anladığınız ve yardım etmek istediğinizi düşünmesine hem de kendisine ve size daha çok güvenmesini sağlamak açısından faydalı olacaktır.

Çocuğunuzun sizinle konuşup dertleşmediğinden yakınıyorsanız, bir düşünün. Çocuğunuz size “ birkaç kez konuşmak, duygularımı anlatmak istedim ama siz beni dinlemediniz ya da bana kızdınız, beni anlamak istemediniz. Ben de artık size bir şey anlatmak istemiyorum” gibi bir mesaj veriyor olabilir. O kendi başına bir şeyler yapmayı denerken, size “ben artık büyüyorum, kendi başıma bir şeyler yapabilirim, beni destekleyin ” mesajını verir.

Çocuğunuz okula gitmek istemiyorsa okulda bir sorun yaşamış olabilir, arkadaşlarıyla veya öğretmeniyle tartışmış, başından tekrar yaşamak istemediği bir olay geçmiş olabilir. Bu davranışın evden atılmak istememe gibi pek çok sebebi sayılabilir.

Bu ve buna benzer pek çok durumda çocuğunuzu hemen yargılamak “sen hep böylesin, beni hiç anlamıyorsun, bir daha kesinlikle böyle şey görmek ya da duymak istemiyorum” gibi sözler söyleyip ardından öğütlerinizi sıralamak yukarda da belirttiğim gibi zaten yaralanmış olan çocuğunuzu daha da yaralamaktan başka bir işe yaramaz.

Bazen de bir sorunun mu var? Hadi anlat kızmam deyip çocuğumuz sorununu anlatmaya başlayınca sözünü bitirmeden ya da tam anlatamadan yine öğütleri sıralamaya başlarız. Önce çocuğunuzu iyice dinleyip kendinizi onun yerine koyup soruna bu yönden yaklaşmaya çalışmak ve çözümü kendi başınıza değil çocuğunuzla beraber aramak her zaman için hem sizin hem onun açısında en yararlı olanıdır.

Gelişim dönemin özelliklerini bilmek, çocuğun verdiği mesajı doğru anlamak noktasında size yardımcı olur. Bundan sonra yapılacaklar ve çözüm yolları daha rahat bulunabilir.

Şule Özcan

Yorumunuzu Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir