BİR BAŞKADIR ROMA

Bir Başkadır Roma

Farklı yerleri gezmek, farklı kültürleri tanımak, alışmış olduğumuz tatların dışındaki tatları tatmak hep çekici gelmiştir.Dan Brown’ın kitabı “Melekler ve Şeytanlar”ı okuduktan sonra İtalya ve Roma şehrini gezme isteği ve bu ülkeye gitme iyice kabarmıştı…

Aylar öncesinden gerekli hazırlıkları yapmaya başladım. Öncelikle uygun fiyatlı uçak bileti arayışlarım başladı ve buldum. Daha sonra İtalya Roma’da uygun fiyatlı otel arayıp buldum. Vize ve diğer işlemlerden sonra gideceğim günün gelmesini beklemeye başladım… Bu bekleyiş gidiş günü yaklaştıkça İtalya ve Roma daha da ilginç hale gelmişti… Tabiki tekrar okundu…

İşte o beklenen vakit gelmişti. Temmuz 2012 tarihinde uçağım Roma’ya inince içimdeki heyacan doruk noktasına ulaşmıştı. Roma’ya Amerika Dallas TX’dan geçmiştim. Burada da bir kongreye katılmıştım. Eşim ve çocuğum da Roma’ya İsviçre’den geçecekler ve orada buluşacaktık.

Uçaktan inince vize ve pasaport işlemleri yapıldı. Bagajlarımızı aldıktan sonra çıkış kapısına yönlendik. Eşim ve çocuğumda benden sonra Roma havalimanına geldiler. Bizi bekleyen shuttle firmasının görevlisiyle buluştuk. Firma görevlileri oldukça nazik ve yardım severlerdi. Aracımıza bindik ve kalacağımız otele kadar yaklaşık 40 dakika bir yolculuk yaptık. Otel görevlileriyle giriş işlemlerini yaptıktan sonra odamıza yerleştik. Giriş işlemlerini yaptırırken kişi başına bir de turist olduğun için fazladan 10 Avro para aldılar. Bu uygulamayla diğer ülkelerde hiç karşılaşmamıştım… Neyse diyerek çektik sineye…

Odamıza yerleşerek duşlarımızı aldık ve zaten saatte geç olduğu için hemen uyku moduna geçtik… Fakat beklenen uyku biraz geç gelmişti… Sabah bizi farklı bir gün bekliyordu… Gezimiz esnasında karşılaşacağımız olayların heyacanı fazlasıyla iyice sarmıştı…

Roma’ya gelmeden önce gezi planımızı çıkarttığımız için fazla bir korku yoktu ama yine de bir tedirginlik üzerimizde vardı…

Sabahın ilk ışıklarıyla kalkıp hazırlandık. Türkiye’li bir arkadaşla buluşarak Roma’yı gezmeye başlayacaktık ve öyle de oldu zaten.

İlk gün, Vatikan, , ,, Tiber nehri kıyısında heykeltraş/mimar Bernini’nin eserlerinin bulunduğu Navona meydanı, Dünyadaki 4 büyük nehri simgeleyen ‘dört ırmak çeşmesi’, , , Corso caddesi ve İspanyol merdivenleri, sadece Türklerin söylemiyle Aşk çeşmesi aslında adı Trevi çeşmesi olan çeşmeyi enine boyuna gezdik. Trevi çeşmesinde buraya gelen turistler dilek dileyerek çeşmeye para atıyorlar. Dilek dilendikten sonra para öyle rastgele atılmıyor. Çeşmeye sırtınızı dönüyor ve sağ elinizde sol omzunuzun üzerinden parayı çeşmeye fırlatıyorsunuz. Biz de öyle yaptık ve paraları havuza attık. Aşağıdaki videomuzda bunu izleyebilirsiniz.

Topuklarımın bu kadar acıdığını daha öncesinden hiç hatırlamıyorum. Roma sokakları yürümekle bitmiyor ama ufak dinlenmeler bu yorgunluğumuzu alıp götürüyordu. Yollar yürümekle aşınmaz diyordu bizden bir siyasetçi. Roma’da herkesçe gezilen gerçek adı İspanyol Merdivenleri olan mekanın merdivenleri yıllardır kullanıla kullanıla aşınmıştı. İspanyol Büyükelçiliği bulunduğundan dolayı buradaki merdivenlere “İspanyol Merdivenleri” adı verilmişti… Biz de adet yerini bulsun diye bu merdivenlerde boy boy fotoğraf çekindik ve kameramızı bol bol kullandık… Videolarımızı ve fotoğraflarımızı hem Face Book’ta hem de YouTube’de paylaşacağız.

Bize yardımcı olan arkadaş elinden geldiği kadarıyla tarihi eserleri anlattı. Gerçekten heykel traşlar ve sanatçılar kusursuz çalışmışlar. Şapka çıkartmak gerekiyor…

İkinci gün, Colleseum, Forum Meydanı, , , ünlü . Gerçekten bir birinden ilginç yerlerdi. Bazı yerlerde kameramızı kapattırdılar ama çekebildiğimiz kadar görüntü çektik. Kameramızın kapasitesi oldukça genişti ve çekebildiğimiz kadar görüntü çektik… Yedek hafıza kartlarıyla, yedek bataryalarla donattığımız kameramızın dili olsa da anlatsa. Dili yok ama çektiği görüntüler her şeyi gözler önüne seriyor…

Üçüncü gün, Venedik Meydanı ve bu meydanda bulunan İtalya’nın kurucusuna adanan Vatan Sunağı, Mussolini’nin yaşadığı ev ve konuşma yaptığı bina, Kapitolin tepesinde bulunan Roma Ulusal Müzesi’ni enine boyuna gezdik. Bu geziler esnasında bolca da kilise gezdik. Kiliselerin her biri bir aziz kişiye adanmış. Oldukça temiz ve her biri birer sanat eseri olarak inşa edilmiş…

Dördüncü gün Roma dışına çıktık. Planladığımız gibi Floransa şehrine gittik. Bu şehre gidişimizi hızlı trenle gerçekleştirdik ve gerçekten hızlıca gittik…

Floransa şehrinde , ve Sarayı, Tarihi köprü Ponte Vecchio, dilek tutulan ve para atılan bu şehrin simgesi domuz heykeli gezdiğimiz yerler arasındaydı.

Yine bu şehirde de başka bir Türk arkadaş bize eşlik etti ve elinden geldiği kadarıyla hem anlattı hem de çekim yaptı. Bu şehirden aynı akşam Roma’ya dönüş yaptık.

Dönüşte yine tren kullandık ama bu sefer yavaş tren tercih ettik. Tren ortalama 16 noktada durdu ve bu yerlerin görüntülerini çekmeye çalıştık.

Beşinci gün uçak saatine kadar kaldığımız yere yakın bir kaç tarihi eser daha gezerek havaalanının yolunu tuttuk.

Roma’dan kısa notlar:
Hemen hemen her sokakta bulunan çeşmeler içme suyu ihtiyacınızı ücretsiz olarak gideriyor… Müze ve ören yerlerine girişler ortalama 9-12 Avro arasında değişiyor.Yemek yeme konusunda sıkıntı yok ancak önemli yerlere yakın olan lokantalar da fiyat biraz pahalı. Senato binasına yakın bir yerde bulunan ünlü Roma dondurmacısının dondurmaları yemeye değer. Piza ve makarnaya lafı getirmemeye çalışıyorum ama bu yiyeceklerin mekanında da bunlar tabiki yenir. Rahat ve sakin bir yapıda olan İtalyanlarla bulunduğum sürece hiç sorun yaşamadım. Havaalanlarında ve otelde oldukça kibar davrandılar… Ulaşımımızı genellikle metro ve trenle yaptık. Tren saatlerini iyi takip ederseniz şehirler arası gezilerinizi ucuza getirebilirsiniz. Müze gezilerinde görevliler bize eldiven vererek heykel ve kabartılmış eserlere dokunmamızı sağladı. Bu yolla gezimiz daha anlam kazandı. Zaten güzel olan gezime daha da güzellik kattı… Yaz yaz bitmez. Dilerseniz siz de bir gidin ve görün bu ortamı…

İbrahim Elibal.
Uzman Psikolojik Danışman

İşte Aşk Çeşmesi Videosu

Başka videolarımızda buluşmak dileğiyle.

1 Cevap
  1. 15 Ağustos 2013