BEBEĞİ BEKLERKEN

BEBEĞİ BEKLERKEN

Bebeğinizin olacağını öğrendiğiniz andan doğuma kadar süren bu dönem hem anne baba adayları hem de anne karnında gelişimini sürdüren bebek için hazırlık, ısınma dönemidir. Anne ve baba adayları bir yandan çocuklarının ihtiyaç duyabileceği eşyaları, kıyafetleri ve benzerini hazırlamaya başlarken bir yandan da bebeğin hayatlarına getireceği değişikliklere hazırlanmaya çalışırlar. Kimisi mektuplar yazar doğacak çocuklarına, kimisi dilekler diler onlar için. Örgüler örülür, dikişler dikilir, alış verişler yapılır.

Öte yandan ailenin bu yeni üyesiyle geçirilecek günlerin, yapılacak işlerin hayalleri kurulur. Biraz da endişe yaşar anne babalar; acaba ona iyi bakabilecek miyiz, yeni hayatımıza alışabilecek miyiz gibi endişeler kafaları kurcalar.

Onlar böyle doğumu bekleyedursun bebek de o özel mekânında gelişmeyi ve büyümeyi sürdürür. Organları, kemik ve kas yapıları, damarları sırayla oluşumunu tamamlar ve doğuma kadar gelişerek yaşama hazır hale gelir. İşte bu önemli evreden bazı notlar:
İlk olarak baş çevresi gelişir. Hamileliğin altıncı haftasında bebeğin boyu 8–10 mm. civarındadır, gözler, göz kapakları, kulaklar, ağız, burun delikleri ve parmaklar ile kol ve bacaklardaki oluşum belirginleşir. 8. haftada bebeğin ilk hareketleri oluşmaya başlar. Ancak anne bu hareketleri 16 ile 20. haftalar arasında hisseder. Organlar gelişimini sürdürmektedir. 10. haftadan itibaren bebek çok küçük bir insan formu alır, kalp oluşumunu tamamlar. 11. haftada tüm organlarının gelişimi tamamlanarak fetüs adını alacak büyüklüğe ulaşır. 14. haftada parmağını ağzına almaya başlayabilir. Artık başını dik tutabilmekte, el ve ayaklarını hareket ettirebilmektedir. Tiroit bezi hormon salgılamaya başlar. 16. haftada parmak izi oluşur, solunum hareketleri başlar, ışığa karşı refleks ortaya çıkar. Cinsiyeti görülebilir. 17. haftadan itibaren bebeğin cildinin altında yağ depolanır, bu, vücudun ısı dengesini sağlaması için gereken bir hazırlıktır. 18. haftadan sonra bebek dış dünyadan gelecek uyarılara karşı duyarlı hale gelir. 19. haftada kalıcı dişler süt dişlerinin arkasında yerini almaya, 20. haftadan sonra koku, tat, işitme duyuları aktifleşmeye başlar. 21. haftada kırmızı kan hücreleri gelişir, kalp kası güçlenir. 22. haftadan sonra beynindeki ve dokunma duyusundaki gelişim sayesinde vücudunu ve çevresini öğrenmeye başlayan bebek, 25 haftalık olduğunda sesleri duymaya, tat almaya ve annesinin sesine tepki vermeye başlar. Cinsiyet ile ilgili gelişimi de tamamlanır ve cinsel organları oluşur. Artık cihazlar aracılığıyla kalp atışları duyulabilir, damarlar gelişimini sürdürür. 26. haftaya geldiğinde ise göz kapakları açılıp kapanan bebek, gözlerini kırpar. Bu haftadan sonra büyüdüğünde hangi elini daha çok kullanacağı belli olur. Bebek, bu zamanlarda hangi elini daha çok kullanıyorsa büyüyünce de büyük ihtimalle o elini kullanmaya devam edecektir. 32 haftalık olduğundaysa etrafından gelen seslere tepki verecek duruma gelir. Görüldüğü gibi bebeğin duyuları da bu süreçte gelişmeye başlar. Bebeklerin anne karnında 7. aydan itibaren annesinin sesini tanıdığı, ekşi, tatlı gibi bazı tatlara büyükler gibi ağız hareketleriyle tepki verdiği, araştırmalarda gözlenmiştir. Anne adayının müzik dinlemesinin özellikle de klasik müziğin bebeğin gelişimini olumlu yönde etkilediği, Aynı zamanda karna dokunmanın ve bebekle konuşmanın da faydalı olacağı bilinmektedir. Bebek bunları hissettiği için annesi ile arasındaki bağlar güçlenir, kendisini daha iyi duyumsar.

Yapılan bir araştırmada hamile bayanlardan yüksek sesle kitap okuması istenmiş, doğumdan sonra bu işlem tekrarlanmıştır. Daha sonra aynı metin babaya ve başka bir bayana okutturulmuş ve her okuma sırasında bebeğin kalp atışları ve diğer tepkileri izlenmiştir. Bebeğin, metni annesi okuduğu sırada, diğer okunuşlara göre farklı tepkiler verdiği, heyecanlanma belirtileri gösterdiği saptanmıştır.

Sağlıklı bir bebeğe sahip olmak, herkesin dileğidir; onun dünyaya her açıdan sağlıklı olarak gelmesi ve bunun doğumdan sonra da devam etmesi, annesinin ve babasının bedensel ve ruhsal açıdan sağlıklı olabilmesiyle mümkündür. Annenin beslenmesi, psikolojik durumu, yaşantıları ve içinde bulunduğu ortam bebeğin gelişimini yakından etkiler. Buna göbek kordonu ile plasenta aracılık eder. Anne adayının yediği yiyecekler, aldığı vitamin ve mineraller, kullandığı ilaçlar, içtiği sigara ve alkolü içecekler bu yolla bebeğe iletilir. İlaçların, alkol ve sigaranın bebeğin gelişimi üzerinde onu yaşam boyu etkileyecek sorunlara, hastalık ve özürlere neden olabildiği, araştırmalarla saptanmıştır. Anne adayı, çocuk sahibi olmak istediği andan itibaren sağlığına dikkat etmeli, hastalıklara karşı kendini korumalı, gerekli aşıları yaptırmalıdır. Çünkü hamilelik sırasında hastalıklar daha ağır geçirilebilir ve bu da bebeğin gelişimini etkiler. Ayrıca kendi beslenmesi kadar bebeğinin beslenmesini de düşünmelidir.

Anne adayının içinde bulunduğu ortamın da bebeğin doğum öncesi ve doğumdan sonraki durumunu etkiler. Çünkü onun sevinçleri, üzüntüleri, heyecanları, sıkıntıları da bebeğe yansır. Yaşanan duygular vücutta bazı hormonların salgılanmasına yol açar, hormon düzeylerindeki değişiklikler de göbek kordonu aracılığıyla bebeğe ulaşır. Yapılan araştırmalarda hamileliği sırasında kaygı verici ve zorlayıcı ortamlarda bulunan, söz konusu olaylar yaşayan annelerin çocukları 2,5 yıl sonra izlenmiş ve toplumsal ilişkilerde çekingen oldukları, oyunlara katılma isteği duymadıkları, tehlikeler karşısında diğer çocuklardan daha çok kaygı yaşadıkları gözlemlenmiştir.

Bunların yanında baba adayının eşine karşı tutum ve yaklaşımları, ona vereceği destek, annenin beden ve ruh sağlığını etkiler. Ayrıca onun bulaşıcı bir hastalığa yakalanması, anneye ve bebeğe zarar verebileceğinden bu konuda yalnızca anne adayı değil baba adayı da dikkatli olmalıdır. Bundan dolayı anne adaylarının ve onlarla birlikte baba adaylarının mümkün olduğunca stresli ortamlardan, sıkıntı yaşatacak durumlardan kaçınması, kendini iyi hissetmesini sağlayacak faaliyetlerle uğraşması, sıkıntı ve üzüntülerini içine atmayıp başkalarıyla paylaşması hem kendi ruh sağlıkları hem de doğacak olan bebeğin gelişimini sağlıklı ve normal olarak sürdürebilmesi için faydalı olur.

Hamileliğin sonuna doğru yaklaştıkça doğuma, çocuk yetiştirmeye ve değişecek olan hayata ilişkin bir takım düşünceler ve endişeler anne adayının psikolojisini daha da etkiler. Zihinde pek çok istenmeyen düşünce dolaşır, yerli yersiz korkular ortaya çıkabilir. Endişeler, kuşkular gün geçtikçe artar. Özellikle yalnız kalınan zamanlarda olur olmaz her şey annenin kafasını karıştırır. Kilo alımına ve bebeğin gelişmesine bağlı olarak hareketlerde meydana gelen kısıtlılık, yapmak istediği şeyleri yapamama ya da zor yapma, doğumdan sonra da yaşamın böyle devam edeceği korkusunu yaşatabilir. Ayrıca hem evliliğin hem çocuğun hem işin sorumluluklarını taşıyabilecek miyim, çocuğumu iyi yetiştirecek ve ona iyi bakabilecek miyim gibi bir dizi soru zihinleri kurcalar. Bazı anne baba adayları, sanki daha çocuğa hazır değiliz, acele mi ettik, keşke biraz daha bekleseydik gibi çelişkili düşünceler içinde gidip gelebilirler. Böyle zamanlarda, çok uzun süre yalnız kalınmaması, rahatsız edici düşünce ve endişeleri zihinden uzaklaştırmak için oyalayıcı ve zevk alınacak işler yapılması, müzik dinlenmesi ve kitap okunması, ayrıca arkadaş toplantıları önemlidir ve anne baba adaylarını rahatlatıcı rol oynar. Bu süreçte korkuların ve istenmeyen düşüncelerin içe atılmamasına da dikkat edilmelidir.

Tüm bunların yanısıra doğum sırasında yaşanacak herhangi bir olumsuzluk da bebeğin gelişimi üzerinde etki yapabilmektedir. Bunun için alınabilecek tüm önlemler alınmalıdır. Hamilelik sırasında olduğu kadar doğum anı ve sonrasında da babanın eşine desteği hem annenin ruh sağlığı hem de baba ile çocuk arasındaki bağın güçlenmesine olanak sağlar.

Yazımızı aşağıdaki güzel şiirle sonlandırıyoruz:

BEBEKLERİN ULUSU YOK

İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok
Başlarını tutuşları aynı
Bakarken gözlerinde aynı merak
Ağlarken aynı seslerinin tonu

Bebekler, çiçeği insanlığımızın
Güllerin en hası, en goncası
Sarışın bir ışık parçası kimi
Kimi kapkara üzüm tanesi

Babalar, çıkarmayın onları akıldan
Analar, koruyun bebeklerinizi
Susturun susturun söyletmeyin
Savaştan, yıkımdan söz ederse biri
Bırakalım sevdayla büyüsünler
Serpilip gelişsinler fidan gibi
Senin benim hiç kimsenin değil
Bütün bir yeryüzünündür onlar
Bütün insanlığın gözbebeği

İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok
Bebekler, çiçeği insanlığımızın
Ve geleceğimizin biricik umudu

Ataol Behramoğlu

Yorumunuzu Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir